İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 28. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İmar kanunu ile bayındırlık ve iskan bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(s.s.:397 ve 397'ye 1 inci ek)

Tayfur Süner

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 28. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Aralık 2009 · 1.025 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tayfur Süner (CHP), 9 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İMAR KANUNU İLE BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(S.S.:397 VE 397'YE 1 İNCİ EK)); konuşma 1.025 kelime.

Tayfur Süner (CHP, Antalya). “İmar kanunu ile bayındırlık ve iskan bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(s.s.:397 ve 397'ye 1 inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tayfur-suner-23-2009-12-09-imar-kanunu-ile-bayindirlik-ve-iskan-bakanliginin-teskilat-ve-gorevler-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TAYFUR SÜNER (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 1’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Terör saldırısında hayatını kaybeden evlatlarımıza Tanrı’dan rahmet, tüm Türk ulusuna başsağlığı diliyorum.

Görüştüğümüz bu tasarı, müteahhitlerin yapı işlerindeki kusurlarına ilişkin sorumluluğu şantiye şefleriyle, fennî mesullerle paylaşmasına yönelik düzenlemeleri içermektedir. Mahkemelere intikal eden değişik konularda, hukuki ihtilaflarda, muhatabı bulunmayan işlerde çok önemli hukuk sorunlarını çözüme kavuşturmayı amaçlayan bir tasarıdır. Bununla birlikte, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde inşaatın yüklenicisi olan müteahhidin borçlarından kaynaklanan mağduriyetler, arsa sahiplerinin hak kullanımı noktasında çok ciddi yasal engeller çıkmasına zemin hazırlar durumdaydı. Yine bu kapsam içerisinde bütün bu sorunların -tespit edilen, belirlenen, hukuki ihtilaflara ilişkin boyutu da olan sorunların- yapılacak düzenlemeyle çözüme kavuşturulması hedeflenmektedir.

Görüşmekte olduğumuz 1’inci maddeyle de İmar Kanunu’nun 28’inci maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiştir. Bunun yanında 3194 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinin mevcut ikinci fıkrasında da yer alan harita, plan ve proje müelliflerinin sorumlulukları daha açık, belirgin ve genişletilerek yeniden düzenlenmiştir.

Ayrıca, denetime yönelik fennî mesuliyet görevini üstlenen meslek mensuplarının görev ve sorumluluklarını açıklayan 28’inci maddenin mevcut birinci fıkrası, uygulama sürecinde alınan Danıştay kararları da dikkate alınarak daha açık ve belirgin hâle getirilmiştir. Fennî mesuliyet tanımı da yapılmak suretiyle yeniden düzenlenmiş ve Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile uyum sağlanmıştır. Daha sağlıklı bir denetim yapılması amacıyla fennî mesullerin mimar ve mühendis unvanlı meslek mensupları olmaları ve denetim faaliyetlerinde kendilerine yardımcı olmak üzere gerekli düzenlemeler yapılmıştır.

Yine bu maddeyle, yapının denetim sorumluluğunu üstlenen fennî mesullere, yapının tamamlanmasını tespit bakımından ayrıntılı tüm belge ve mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye verme ve yapı kullanma izin belgesini imzalama zorunluluğu getirilmiştir. Bunun yanında, fennî mesullerin, aynı zamanda aynı yapıda yapım sorumlusu olarak yapı müteahhitliği, şantiye şefliği, taşeronluk ve malzeme satıcılığı görevlerini üstlenemeyecekleri ve yapı sahibinin kendi yapısında fennî mesul olamayacağı hüküm hâline getirilerek yapım ve denetim süreçlerinin birbirinden ayrılması sağlanmıştır.

Ayrıca, yapı müteahhitleri ve şantiye şeflerinin yapım sürecindeki sorumlulukları belirlenmiştir. Yapı müteahhitlerinin sicillerine ilişkin hükümler yeniden düzenlenmiştir. Hâlihazırda, yapı sahibinin aynı zamanda yapı müteahhidi olmadığı yapılarda, yapı müteahhitlerinin yapım işlerine ait vergi ve sigorta bedellerini ödememesi nedeniyle yapı kullanma izin belgesi düzenlenemediğinden ve bu nedenle yapı sahipleri mağdur edildiğinden yeni bir hüküm olarak getirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, küresel krizin başlamasının üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçmiştir. Kapalı ekonomiler dışında birçok ülke ekonomisi son bir yıldaki gelişmelerden olumsuz anlamda nasibini almıştır. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türkiye ekonomisine ilişkin açıklanan verilere göre yılın ikinci çeyreğinde ekonominin yüzde 7 oranında küçüldüğü görülmektedir. Ayrıca ilk çeyrekte açıklanan yüzde 13,8’lik küçülme hızı 14,3 olarak düzeltilmiştir. Türkiye, 2002 yılında dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında en hızlı büyüyen 3’üncü ülkesi iken 2007 yılında aynı ülkeler arasında 9’uncu sıraya, 2009’da da 17’nci sıraya gerilemiştir. Bu veriler, AKP Hükûmetinin ekonomide ortaya koyduğu yetersizliği göstermektedir.

İnşaat sektöründe ise 2002-2006 döneminde yaşanan büyüme, 2007 yılında hız kesmiş, 2008’de ise küçülmeye dönmüştür. Bu süreçte küresel kriz ve konut talebi gerilemesi önemli etkenler olmuş, sektör 2008’de yüzde 8’lik bir küçülmeyle tamamlanmıştır. İnşaat sektörü 2009 yılının ilk iki çeyreğinde, sırasıyla, yüzde 19 ve yüzde 21 küçülerek ilk altı aylık toplamda yüzde 20 küçülmeyle ekonomik daralmadan en fazla etkilenen ikinci sektör hâline gelmiştir. İnşaat sektörünün büyüme performansında son yıllarda önemli oranda artan konut talebi patlamasının tetiklediği özel sektör yatırımları etkin olmuştur.

Toplam yatırımlarda özel sektörün payı yüzde 80 düzeyine ulaşırken kamunun payı yüzde 20’lerde seyretmektedir. Özel sektör yatırım harcamalarının 2009’un ilk çeyreğinde yüzde 34’lük düşüşü ikinci çeyrekte de devam etmiştir. Bu durum inşaat sektöründeki küçülmeye katkı yapan bir numaralı faktör olmuştur. İkinci çeyrekte özel sektör yatırım harcamaları ise yüzde 30 azalmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; inşaat sektörünün 2004-2006 dönemindeki parlak döneminin tetikleyicisi olan konut talebi patlaması 2008’den itibaren gittikçe artan bir çöküş sürecine girerek bu kez sektördeki küçülmeye öncülük etmiştir. 2009 yılının ilk altı ayında bir önceki yılın ilk altı ayına göre belediyeler tarafından yapı ruhsatı verilen yapıların yüzölçümünde yüzde 13, bina sayısında yüzde 9, değerinde yüzde 20, daire sayısında yüzde 13 oranında düşüş yaşanmıştır.

İnşaat sektörü, gerek emek yoğun bir sektör olması gerekse de niteliksiz iş gücünü bünyesinde kolayca barındırılabilmesi bakımından ekonomideki gelişmelere paralel olarak hızlı bir şekilde istihdam etme veya maalesef hızlı bir şekilde işçi çıkarma özelliğine sahiptir.

2009 yılının ikinci yarısında inşaat sektöründe istihdam bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25 azalmıştır. Bu süreçte bina inşaatı sektörü istihdam endeksi de yüzde 34 azalmıştır. Son bir yıl içinde inşaat sektöründe istihdam edilenlerin toplam istihdam içindeki oranı ortalama yüzde 6 civarında seyretmiştir. Mart 2009’da gerilemeye başlayan işsizlik oranı Haziran 2009’da yüzde 13’e geriledi ve işsiz sayısı 3 milyon 270 kişi oldu. Geçen yıl aynı dönemde işsizlik oranı yüzde 9, işsiz sayısı ise 2 milyon 300 bindi. İşsiz sayısı bir yıllık dönemde 1 milyon kişi artmıştır.

Değerli milletvekilleri, 2009’un ilk yarısında küresel kriz Türk müteahhitlerinin en çok iş yaptıkları Avrasya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu bölgelerini de etkisi altına almıştır. En önemli pazarlarımızdan biri olan Rusya Federasyonu çok ciddi bir şekilde etkilenmiş ve en fazla küçülen ekonomilerden biri olmuştur. Öte yandan Türk inşaatçılarının işlerinin yoğunlaştığı petrol ve doğal gaz zengini ülkeler bu ürünlerin uluslararası piyasalarda yaşanan değer kayıpları nedeniyle sorunlar yaşamaya başlamışlardır. Küresel krizin yurt dışı pazarlardaki etkileri, yatırımların duraklaması, devam eden projelerdeki hak ediş ödemelerinin gecikmesi, yurt dışı projeler için finansman sağlanmasının güçleşmesi, şantiyelerde iş gücü azalmasına gidilmesi ve Rusya örneğinde olduğu gibi binlerce Türk işçisinin ülkelerine dönmeleri şeklinde tezahür etmiştir.

Yaşadığımız krizde inşaat sektörünün geleceği hakkında tahminlerde bulunulurken 2001 krizinde yaşanmış olanları anımsamakta da yarar vardır. İnşaat sektörü 2001 krizinde gayrisafi yurt içi hasılaya kıyasla 3 kat daha fazla küçülmüştür. 2009 yılı için gayrisafi yurt içi hasıla beklentisinin yüzde 6 küçülme olduğu dikkate alındığında, inşaat sektöründeki küçülmenin de yüzde 20 civarında gerçekleşmesi çok yüksek bir olasılık olarak değerlendirilmektedir.

Mevcut tabloyu 2001 kriziyle kıyaslarken gözden kaçırılmaması gereken en büyük fark ise Türk inşaatçılarının o dönemde yurt dışında cazip iş fırsatları bulabilmiş olmalarıdır. Bu çerçevede yurt içine dönük olarak kamu altyapı yatırımlarını ve tüketici harcamalarını artıracak önlemler ile özel sektörde uygulanacak teşviklerin hayata geçirilmesi, yurt dışı müteahhitlik hizmetlerine dönük olarak ise teminat mektubu sorunları, Türk iş gücü istihdamının teşvik edilmesi, sosyal güvenlik prim yükünün hafifletilmesi, politik ve ticari risk sigortası, Eximbank desteği gibi konular çözülmediği sürece inşaat sektörümüz küçülmeye devam edecek, önünü göremez bir duruma gelecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 9 Aralık 2009

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook