Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile pakistan islam cumhuriyeti hükümeti arasında tarım alanında teknik, bilimsel ve ekonomik işbirliği protokolu hk. (s.s.14)
İzmir Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 12. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Ekim 2007 · 834 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tuğrul Yemişci (AK Parti), 25 Ekim 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE PAKİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TARIM ALANINDA TEKNİK, BİLİMSEL VE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ PROTOKOLU HK. (S.S.14)); konuşma 834 kelime.
Tuğrul Yemişci (AK Parti, İzmir). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile pakistan islam cumhuriyeti hükümeti arasında tarım alanında teknik, bilimsel ve ekonomik işbirliği protokolu hk. (s.s.14)”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 25 Ekim 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tugrul-yemisci-23-2007-10-25-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-pakistan-islam-cumhuriyeti-hukumeti-a (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c003/b012/tbmm230030120269.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)TUĞRUL YEMİŞÇİ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında şahsım adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, Pakistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, tarım ürünlerinde en büyük benzerlik, dünya tarım üretiminde tek bir ürünle oluşmaktadır. O da, pamuk ürünüdür. Pakistan, bilindiği üzere, dünyada pamuk üretimi yapan dördüncü büyük ülkedir. Ülkemiz ise, pamuk üretiminde dünyada yedinci sırada gelmektedir.
Bir başka benzerlik Pakistan'ın ürettiği pamuk kendi ihtiyacına yetmemekte, ancak yetmekte, çok ufak bir miktarda da açığı kalmaktadır. Ülkemizin de pamuk alanında kendi kendine yeterli olmadığı söylense de -aslında övünülecek bir durum- yıllarca, Türkiye'den yurt dışındaki ülkelere balya olarak işlenmedik pamuğu gönderirken, ülkemiz son yıllarda, ihracatı, tekstil ve konfeksiyon olarak yaparak, katma değerini ülkemizde bırakarak, büyük miktarda tekstil ihracatı yapmaktadır. Dolayısıyla da, kendi ürettiği pamuk yetmemektedir. Dünyada da pamuk ithalatı yapan Çin'den sonra ikinci bir ülkeyiz. Ama alınan tedbirlerle pamuk üretiminin artırılması için de gayret sarf edildiğini görmekteyiz.
Son yıllarda ülkemizde pamuk üretiminde bir değişiklik olmuş, batı bölgelerindeki pamuk üretimi azalmış, ama GAP bölgesinde sulamanın artmasıyla pamuk üretimi artmış, birinci pamuk üretim bölgesi olmuştur.
Şimdi bunları söylediğimin bir sebebi var: Pakistan ile Türkiye'nin tarımsal alanda iş birliğiyle bu konuda da ortaklık yapması, dünya pazarlarında her iki ülkenin de menfaatine olan durumdur. Bunun dışında -konuşmacıları dinledik, söylediler.- tarım alanında bazı geri kalmışlıklardan bahsedildi. Doğrudur, tarım sektörü yıllardan beri ülkemizde gözardı edilmiş bir sektördür. Ama, geçtiğimiz dönemde gördük ki, cumhuriyet tarihinde çıkmamış 6 tane tarım yasası çıkarılmış. Bunların içerisinde, Tarım Temel Yasası, Üretici Birlikleri Yasası, Tarım Sigortası Yasası en önemlileri. Ayrıca Tohum Yasası, bu da son dönemde çıkarılan yasalardandır.
Ayrıca, yeni yapılan bir gelişme, bu da tarım için önemli: Geçtiğimiz yıl bütçesinde "Gayrisafi millî hasılanın yüzde 1 'inden az tarıma pay ayrılamaz." diye yasa çıkmıştır. Bu da tarımsal destekleri garanti altına alan bir yasadır.
Bildiğiniz gibi, geçen yılın bütçesinde 5,4 milyar YTL, yani 5,4 katrilyon tarıma destek verilmiştir. Bu desteklerin de, bu seneki hava koşullarından dolayı bütün çiftçilerin, çiftçi birliklerinin ve ilgili kurumların arzusuna uyan Tarım Bakanlığı, ilk altı ayda -bu paranın- yüzde 80'ini dağıtmıştır. Bizlere de, milletvekili olarak, kendi bölgelerimizde artakalan yüzde 20'den son iki ayda dağıtılmasını talep etmekte olan çiftçilerin müracaatları gelmektedir. Bunu da ilgili bakanlığa ilettik. Buradan da bir kez söylemiş oluyorum. Önümüzdeki kasım ve aralık ayında bütçede bu desteklerden kalan paranın dağıtılmasını çiftçiler zaten bekliyor. Umarım ki bütçedeki bu kaynak zaten verilecektir.
Geçtiğimiz yıl getirilen bir önemli olay daha var, onu da burada bahsetmeden geçemeyeceğim. Bakın, bu yıl kuraklıkla ilgili konuşmalar -hatta Meclisimizde gündem içine alındı- yapıldı. İki yıl evvel Tarım Bakanlığının uygulamaya başladığı bir proje var, bu da damla sulamayı teşvik, suyu iyi kullanma. Suyun giderek kıtlaşması, azalması iyi kullanmayı gerektirdiği için damla sulama yapana, modern sulama sistemi yapan çiftçiye yüzde 50'si bağış, diğer yüzde 50'si beş yıl faizsiz krediyle Tarım Bakanlığının verdiği destek olumlu sonuçlar vermeye başlamıştır, bundan sonra da verecektir.
Geçtiğimiz yıl yine hep şu söyleniyor; burada oraya dikkat çekmek istiyorum: Türkiye, eskiden tarımda kendi kendine yeten yedi ülkeden biriydi, ama şimdi tarımda kendi kendine yetmiyor, ithalatla kendini doyuruyor.
Değerli arkadaşlar, rakamlara bakarsak, en son yıl tarım ürünlerinin ihracatı, tarım ürünlerinin işlenmişi ve bunlardan mamul gıda ihracatı -yuvarlatıyorum rakamı- 10 milyar dolar ihracat, ithalatımız ise 7 milyar dolara gelmiştir. Bu, olumlu bir gelişmedir. Bundan önceki yıllarda hakikaten makas çok dar vaziyetteydi. Şimdi, tarım ürünlerindeki bu olumlu gelişmeden, tabii ki, tamamen tarım ürünlerindeki üretenlerin, çiftçilerin ve bu sektörün problemlerinin bittiğini söyleyemeyiz, daha sıkıntıların devam ettiğini görüyoruz, bunlarla ilgili çalışmaların devam etmesi lazım çiftçilerimizin lehine.
Yüzde 28'e tarım nüfusunun gelmesi bizce olumlu bir şey tarım kesiminin haklarını savunan- larca. Çünkü, yıllardan beri Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkeleri örnek gösterilmiyor mu? Bu ileri ülkelerde tarımdaki nüfusun Amerika'da yüzde 2'lerin altında olduğu, Avrupa ülkelerindeyse yüzde 10'lardan başlayıp yüzde 2'lere kadar çeşitli ülkelerde tarımda nüfusun olduğundan bahsediliyordu ve bu durumun ülkenin ilerlemişliğine ve zenginliğine sebep olduğundan bahsediliyordu. Ülkemizde uzun yıllardır yüzde 50'nin üstünde tarımda nüfus besledik, şimdi yüzde 28'e gelmesi tabii ki sevinilecek bir husus, ama orada da parantez açıyorum, tabii ki, bu, tarımdan çıkan nüfusun belli bir yerde istihdamı şart. Tabii, ilk önce burada arzulanan, tarımdan çıkan nüfusun, ilk önce, kendi çevresinde, tarımsal ürünlere dayalı sanayinin gelişmesiyle burada değerlendirilmesi. Değerli arkadaşlar, tarımla ilgili Pakistan'la yapılan anlaşmada, yalnız damla sulamada değil, dünya pazarlarında, iplikte, dokumada ve pamuk ürünlerinin ticaretinde de birliktelik olabileceğine inanıyoruz. Önümüzdeki ayın, yani kasımın 8'iyle 12'si arasında İstanbul'da yapılacak olan İSE- DAK toplantısının çalışmalarına paralel olarak İslam Kalkınma Bankasının pamuk üreten İslam ülkelerine dönük kredi çalışmaları var. Ülkemiz iki yıldır bu toplantılara öncülük etmekte. Buradan çıkarılacak sonuçla dünya pamuk üretiminin aşağı yukarı yüzde 40'im üreten tüm -Pakistan dahil- İslam ülkelerinin birlikte hareket etmesiyle dünya pazarlarında Amerika Birleşik Devletleri'nin pazardaki üretim ve fiyat politikasına karşı başarılı bir politika izlenebileceği bütün taraflarca görüşülmekte. Önümüzdeki hafta yapılacak olan bu toplantıların sonucunun da Pakistan ve Türkiye geleceği için, tarımın geleceği için hayırlı olmasını ben temenni ediyorum.
Sözlerime burada son verirken, Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 25 Ekim 2007