İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 117. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle

Genel Kurul, 117. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Temmuz 2020 · 488 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tulay Hatımoğulları Oruç (Halkların Demokratik Partisi), 23 Temmuz 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 488 kelime.

Tulay Hatımoğulları Oruç (Halkların Demokratik Partisi, Adana). “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tulay-hatimogullari-oruc-27-2020-07-23-issizlik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=90629

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son birkaç günde birçok kadın cinayetine tanıklık ettik. Fatma Altınmakas, Hamdiye Şık, Pınar Gültekin; bunlar sadece son birkaç günde yaşadığımız, tanıklık ettiğimiz kadın cinayetleri. Kadınlar sokakta tanımadıkları erkekler tarafından darbedilebiliyor ve bunlar münferit olaylar, tekil olaylar değil, erkek egemen zihniyetin ve ataerkil sistemin ürünü ve sonuçlarıdır ne yazık ki. Bu zihniyet toplumun iliklerine ve yaşamımızın her yanına yayılmış, zerk edilmiş durumda. Kadınlar bunu kabul etmiyor ve kadınlar günlerdir, basın açıklamalarıyla, demokratik haklarını kullanarak, sokaklarda seslerini Türkiye’ye ve bütün dünyaya duyurmaya çalışıyor. Oysaki çözüm oturup bunları konuşmakken dayağa karşı çıkan kadınlara polis tarafından dayak atılarak kadınların bu talebi bastırılmaya çalışılıyor.

Tam da bütün bu yaşanmışlıklar üzerinden “İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı Yasa yaşatır.” diyoruz ve Türkiye bu yasaya, İstanbul Sözleşmesi’ne ilk imzacı olan ülkedir. Dolayısıyla ben buradan, son zamanlarda sıklıkla bu kürsüden yaptığımız bir yinelemek istiyorum; hiçbir parti farkı gözetmeksizin bütün kadın milletvekillerinedir bu çağrımız: Bütün kadınlarla, kadın hareketiyle, kadın kurumlarıyla bir araya gelmeli ve İstanbul Sözleşmesi’ni hep birlikte yaşatmanın yol ve yöntemini bulmalı, altyapısını güçlendirmeliyiz.

Evet, değerli arkadaşlar, sanırım dünden beri hepimiz izlemişizdir Rönesans Holdingin ana firma olduğu bir inşaat şirketinin, Rusya’nın Amur kentinde çalışanlarını, karantinaya alınmış çalışanları, karantina süresinde ücretlerini ödemediği için isyan eden çalışanları Rus polisine şikâyet ettiğini. Ve âdeta işkence edercesine Rus polisi Türkiyeli işçileri gözaltına almıştır.

Ben buradan, özellikle Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, Dışişleri Bakanlığının bu konuda devreye girmesi gerektiğini, bu çağrımızı yinelemek istiyorum.

Evet, az önce Soma işçileriyle ilgili önemli bir karara imza attık hep beraber. Bu sevindiricidir ve bundan sonra bu kararların örneğinin artırılması gerektiğinin altını çiziyoruz.

Ve kıdem tazminatı… Kıdem tazminatı işçinin gerçekten sigortasıdır ve son kalesidir. Evet, şimdilik ertelendi kıdem tazminatının gündeme gelmesi ama burada şu hatırlatmayı yapmak istiyoruz: İşçinin kıdem tazminatı neden gündemde? Çünkü kriz derinleşiyor, işsizlik, yoksulluk katlanarak artıyor, corona günlerinde 11 milyona yakın insan iş kaybı yaşamış ve işsiz. Tabii ki her şeyi yandaş yaptığınız gibi TÜİK’i de yandaş yaptığınız için, kamuoyunu fevkalade yanıltan rakamlarla açıklamalar yapıp ekonomiyi iyi gösteriyor, işsizliğin olmadığını göstermeye çalışıyor.

Bakın, bir işçinin ağzından kıdem tazminatı nasıl tanımlanıyor: “İşsiz kaldığımızda elimize geçen, nefes almamızı sağlayan ilaçtır bizlere. Patronların istediği zaman işçiyi işten çıkarma isteğinin önündeki engeldir. Çocuklarımızın, ailemizin hakkıdır. Gelecekteki işçilerin hakkıdır. Bu hakkımız ellerimizden kayıp giderse gelecek yıllarda haksızlığa ses çıkaracak her işçi kendisini kapının önünde bulur. Kıdem tazminatı Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Çerkez’in hakkıdır. Mavi yakalı-beyaz yakalı ayırmaksızın bütün işçilerin ve emekçilerin hakkıdır. Gelecek kaygısı yaşayan gençlerin hakkıdır. Bizi ortak kılan, alnı terli, elleri nasırlı olan bütün işçilerin hakkıdır.” diyor bir işçi kardeşimiz.

Ve İşsizlik Fonu… Tabii, İşsizlik Fonu’yla ilgili kamuoyuna o kadar güzel anlatımlar yapıyor ki iktidar. Ama gerçeklik bu değil. Buradan biz kamuoyuna gerçekliği açıklamakla mükellefiz. Sigortalı olan işsiz kalırsa onlara maddi destek sağlamak içindir bu Fon. Oysaki bu Fon’dan, her fonda olduğu gibi, sermayeyi finanse etmeye dönük adımlar atılıyor. İyileştirme paketleri diye geliyor, iyileştirilen yoksulun yaşamı değil; iyileştirilen işçinin, emekçinin geleceği, ücreti, iş yaşamı değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

121 konuşma daha · 23 Temmuz 2020

121 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook