İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Tuncay Ercenk

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 76. Birleşim · 1. yasama yılı · 7 Mayıs 2003 · 950 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tuncay Ercenk (CHP), 7 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 950 kelime.

Tuncay Ercenk (CHP, Antalya). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tuncay-ercenk-22-2003-05-07-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TUNCAY ERCENK (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının "yeni işverenin sorumluluğu" başlıklı 23 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, umarım, bundan böyle, herhangi bir yasa tasarısı görüşülürken veya yasama görevini üstlendiğimiz konularda karar alırken "bundan sonra uzlaşarak bunları Meclise getirelim" şeklindeki uyarılarımıza gerek kalmaz diye düşünüyorum; çünkü, Anayasanın 87 nci maddesi, bize, yasama görevini, yasama yetkisini vermiş. Yasa yapmak, toplumun çeşitli kesimlerini yakından ilgilendiren bir olaydır. Yasanın, toplumun hangi kesimini ilgilendiriyorsa, o kesimlerin de düşüncesini alarak ve özellikle Parlamentoda görev yapan tüm partilerin de görüşlerini alarak yapılmasında yarar vardır; çünkü, yasa, ancak bu şekilde anlam kazanır diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, komisyon raporunda, hükümet tasarısının 24 üncü maddesi "yeni işverenin sorumluluğu" başlığı altında 23 üncü madde olarak kabul edilmiş, düzenlenmiş ve hükümetin teklif ettiği metin aynen kabul edilmiştir.

Şimdi, maddeye baktığımız zaman "sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girerse sözleşmenin bu suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu yanında, ayrıca yeni işveren de aşağıdaki hallerde sorumludur" deniliyor.

Şimdi, bu madde, esas olarak işçinin sorumluluğunu almıştır; yani, bu maddeyle, bir işçi, sözleşme süresi bitmeden ve ihbar öneline uymadan eski işyerinden ayrılıp bir başka işyerine girdiği zaman, eski işverenin zararından dolayı, tamamıyla, kayıtsız şartsız sorumlu tutulmuştur. Buna rağmen, işçinin girdiği yeni işyeri, yeni işveren belirli şartlar gerçekleşirse sorumlu tutulmuştur. Nelerdir bu şartlar; birincisi, işçinin bu davranışını kendisi körükleyerek, kendisi tahrik ederek kendi işyerine almışsa; ikincisi, yeni işveren işçinin bu durumunu bilerek işe almışsa; üçüncüsü de, yeni işyerinde çalışırken işçinin bu durumunu öğrenmişse, yeni işveren eski işverene karşı ancak sorumlu tutulmaktadır.

Şimdi, bu anlayışla baktığınız zaman, işçi, her halükârda, kayıtsız şartsız eski işverene karşı sorumlu sayılmaktadır; ama, yeni işveren belirli şartlar gerçekleşirse eski işverene karşı sorumlu sayılmaktadır. Şimdi, bu, iş yasasının işçiyi koruma prensibine kesinlikle aykırıdır. Yani, sorumluluğun gerçekleşmesine neden olan olaylarda bir eşitsizlik var; ancak, sorumlulukta işçi ve işveren eşit sayılıyor. Bu anlayışın, işçiyi koruyan değil, işvereni koruyan bir anlayış olduğunu kabul etmek gerekir diye düşünüyorum.

Şimdi, işçi ile işveren maddî açıdan, aynı şartlarla sorumlu olabilir mi? Elimizi vicdanımıza koyup düşünelim, bir işçi neden eski işyerinden ayrılır; ya ücreti azdır, maddî açıdan tatmin olmamaktadır ya da çalışma koşulları sağlık açısından uygun değildir; her halükârda, bir ihtiyacı vardır. Şimdi, siz, eski işyerinden bu nedenlerle ayrılan bir işçiyi, zaten yoksul durumda olan ve az ücret aldığı için yeni işyerine geçen bir işçiyi, daha fazla ücretle yeni işverenin yanına girdiği zaman, maddî açıdan, eski işverene karşı, kayıtsız şartsız sorumlu tutuyorsunuz. Adam zaten yoksul, para kazanamadığı için öbür tarafa geçiyor; hangi gücüyle, hangi maddî olanağıyla bu sorumluluğu işçiye yükleyeceksiniz?! Bu mantığı anlamak gerçekten mümkün değil diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, yeni işvereni eski işverene karşı sorumlu tutacaksanız tutun, yeni işvereni işçinin yeni işyerine geçmesi nedeniyle eski işverene karşı sorumlu tutacaksanız tutun; ama, sağlık nedeniyle veya az ücret aldığı için eski işini bırakıp yeni işine giren, yeni işverenin yanına giren işçiyi neden sorumlu tutacaksınız, bunu anlayamıyorum. Ha, yok arkadaş, ben ikisini de sorumlu tutuyorum, ikisini de sorumlu tutacağım diyorsanız, en azından, işçiye bir imkân tanıyınız ve işverenin belirli dönemlerde işçi çıkarmasıyla ilgili sorumlu olduğu noktada -yani, nedir o; ihbar tazminatıyla veya ihbar öneliyle- sorumlu tutunuz. En azından, bu esnekliği, işçi lehine yaşatmak zorundasınız diye düşünüyorum.

Şimdi, bu maddeyi tersinden aldığınız zaman; bir işveren, bir işçiyi işten çıkardığında, işçinin bütün olumsuzluklarından veya bağlantılarından veya vaatlerinden, taahhütlerinden sorumlu tutuyor musunuz; hayır. İşvereni, sadece, ihbar öneliyle veya ihbar tazminatıyla sorumlu tutuyorsunuz. İşçi, herhangi bir mal aldığı zaman veya buna benzer bir kredi aldığı zaman, bundan dolayı işten çıkmasıyla bir zarara uğrayacağı kesin değil midir?.. Taksitle bir mal almıştır, bunu ödemesi mümkün değildir. Siz de, o anda, o işçiyi oradan çıkarıyorsunuz. Peki, bu işveren, işçinin bu eksikliğinden, bu zararından sorumlu oluyor mu; hayır. Sadece, ihbar tazminatından sorumlu oluyor. Bu da bir eşitsizlik yaratıyor diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir de, bu maddenin teknik açıdan bir eksikliği var diye düşünüyorum. Bakın, 23 üncü maddeyi düzenleyen eski yasanın 15 inci maddesi "işini bırakıp başka bir işverenin işine girerse, hizmet aktinin bu nedenle feshinden ötürü, eski işverenin zararından işçinin sorumluluğu yanında; ayrıca, yeni işveren de şu hallerde sorumludur" diyor; yani, eski yasanın 15 inci maddesi, eski işverenin zararından söz ediyor; yani, zarar varsa, yeni işveren ve işten çıkan işçi sorumlu oluyor.

Şimdi, bu, değişmesi istenen 23 üncü maddenin gerekçesine baktığımız zaman, şöyle bir hüküm görüyoruz: Eski işverenin herhangi bir zararı söz konusu olmasa dahi, işçiyle birlikte yeni işveren de sorumlu tutulabilecektir. Şimdi, eski yasada, eski işverenin zararı varsa, işçi ve yeni işveren sorumlu tutuluyor; ama, bu değişiklikle, eski işverenin zararı yoksa bile, zarar şartı ortadan kaldırılıyor; buna rağmen, işçi ve yeni işveren, eski işverene karşı sorumlu sayılıyor.

Değerli arkadaşlarım, bence, bu, hukuk tekniği açısından da uygun değil; çünkü, eğer, bir şeyi tazmin edecekseniz, birisini sorumluluk altına sokacaksanız, önce zararı olacak onun. Zarar olmadan sorumluluk olmaz. Bu, hukukun genel kuralı. Peki, eski işverenin bir zararı yoksa, o işçinin çıkıp yeni işyerine girmesiyle herhangi bir zararı oluşmamışsa neyi tazmin edecek çıkan işçi veya yeni işveren; neye karşı sorumlu olacak? Eski işverenin hangi zararı var ki, yeni işveren veya o eski işyerinden çıkan işçi eski işverene karşı sorumlu olacak? Bunun da, öyle sanıyorum ki, ciddî olarak düşünülüp açıklanması lazım.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısının daha önceki görüşmelerinde, bütün toplum kesimlerinin bu tür yasalardan eşit oranda yararlanması gerekir diye düşündük. Böyle olması gerekir. Bir yasa çıkarıyorsanız, elbette, toplumun çıkarı için, refahı için yasa çıkarıyorsunuz. Büyük Millet Meclisinin de temel görevi bu zaten; toplumun huzurunu ve refahını sağlamak; ama, siz, çıkardığınız yasalarla toplumda birtakım çekişmelere, gerginliklere, çatışmalara yol açıyorsanız, yasama görevini tam anlamıyla yerine getirmiyorsunuz demektir.

Bu yasa tasarısının ilk görüşmelerinde, değerli bir AKP sözcüsü arkadaşım "dışarıda işçisi de işvereni de heyecanla bu yasayı bekliyorlar" demiş idi.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 7 Mayıs 2003

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook