İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 39. BİRLEŞİM · CUMA

Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle

Turan Aydoğan

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 39. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Aralık 2020 · 1.249 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Turan Aydoğan (CHP), 25 Aralık 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 1.249 kelime.

Turan Aydoğan (CHP, İstanbul). “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turan-aydogan-27-2020-12-25-kitle-imha-silahlarinin-yayilmasinin-finansmaninin-onlenmesine-iliskin (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=94302

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

TURAN AYDOĞAN (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

İlk söyleyeceğim söz bu kanunla ilgili değil. Hukuksal kavramlara takla attırmayın burada, yemeyiz. Öyle takla attırıp bize sunmaya kalkmayın. Yok efendim, Fransa’da öyleymiş, Almanya’da böyleymiş, avukatlarla ilgili sır saklama yükümlülüğü kaldırılmışmış, falanmış filanmış… Sizin o lige girmeniz için yüz fırın ekmek yemeniz lazım. Bırakın o ligi kendi hâline, oradan da burada yalan dolan örnekler vermeye kalkmayın.

Avukatlık hukuku iki bin, üç bin, beş bin yıllık bir hukuktur, eski Yunan’dan beri, Antik Yunan’dan beri kendi içerisinde ilkesel duruşu olan bir hukuktur ve bunlardan en önemlisi de, işte, sır saklama yükümlülüğüdür. Buraya çıkıp bir avukat, bir baroya bağlı avukat “Sır saklama yükümlülüğüne gelin hep beraber ihanet edelim.” der ise baroların bunu ibretle izlemesi gerekir.(CHP sıralarından alkışlar) Bu Mecliste hiçbir avukat sır saklama yükümlülüğünü ortadan kaldırmanın ucundan bile geçebilecek bir hükmü bu Meclisin gündemine getiremez kardeşim. Binlerce yıllık bir hukuksal kazanımı, avukat ile müvekkil arasındaki güven ilişkisini sıfırlayacak bir hükmü buraya getirip üstelik kavram olarak da sadece bir “şüphe” kavramıyla bağdaştırmak hukukçuluk değildir, hukukçuluk değildir; bunu bir kenara yazın. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu bir kenara yazın. Buradaki hassasiyeti anlamanız lazım. Sadece benim partimin hukukçuları değil, bu partilerin tamamının hukukçularının bu hassasiyeti anlaması lazım. Üstelik “şüphe” kavramı…

Peki, ben size soruyorum: Avukatın birisi -sizin bu kanununuz geçti- müvekkiliyle ilgili şüphe duydu, soruşturma açıldı hakkında, müvekkili aklandı. Avukata acaba asılsız ihbardan dolayı da Ceza Kanunu’na göre hüküm uygulanacak mı? Hiç aklınıza geliyor mu bunlar? Ya, saçmalıyorsunuz hakikaten ya. Yani artık saçmalıyorsunuz. İktidarınızı ayakta tutmak için, bir otoriter tahakkümâtın ayaklarını oluşturmak için bütün kanunları darmadağın ediyorsunuz, bütün hukuksal birikimleri yok sayıyorsunuz, hukuksal kavramları altüst ediyorsunuz, çıkıyorsunuz burada bir de savunmaya kalkıyorsunuz. Ayıp ediyorsunuz ya, vazgeçin, mahcup oluyorsunuz. Hakikaten kimseyi ikna edemezsiniz ne televizyon başında… Ne milleti ne başkasını ikna edemezsiniz.

Mevlâna’nın çok güzel bir sözü var, onu hatırlatayım size, diyor ki: “Niyeti kötü olan insandan değil, niyetinin kötü olduğunu gizleyenden kork.” Durumunuz budur, niyetiniz kötüdür; kötü niyeti Kitle İmha Silahları Kanun Teklifi’nin arkasına sakladınız, getirdiniz buraya koydunuz kardeşim; sizin durumunuz budur. Mevlâna’nın deyimiyle, niyetinizin kötü olduğunu saklamak için bir kanun çıkarıyorsunuz. Dünyada otoriter rejimler ile sosyal devleti savunanlar arasında, bir şekilde dayanışma ile otoriterlik arasında bir yarış var. Özellikle bu Covid dönemi, bu yarışı su yüzüne çıkardı. Sizin sığınacak yeriniz yok, sizin halk karşısında itibarınız yok. Yaptıklarınızla beraber her şeyi bitirdiniz. Bir otoriter rejimin ayaklarını buraya sığdırmaya çalışıyorsunuz. Ne yaptınız bugüne kadar? Birçok yasa çıkardınız, az önce arkadaşlarımız söyledi: Basını bitirdiniz, her türlü özgürlükçü alanı sona erdirdiniz, bir şekilde bekçi yasasından başlayarak, barolarla ilgili tek baroyu öldürecek yasamayı yaptınız, sanal dünyaya ilişkin düzenlemeler yaptınız.

Bu milletin… 2 kişinin bir araya gelmesi sizi rahatsız ediyor kardeşim. Az buçuk bir demokratik kırıntı kalan derneklerdi, sivil toplumdu, oraya saldırmaya kalkıyorsunuz, kime anlatıyorsunuz ya! Bu Anayasa'da 15 tane hükmü aynı anda şu anda ihlal ediyorsunuz. Bu derme çatma, bugün savunulacak hâli kalmamış Anayasa’ya bile tahammül edemiyorsunuz. 12 Eylül rejiminden gerisiniz kardeşim, daha geridesiniz. Geldiğiniz yer 12 Eylülü aratır hâldedir. (CHP sıralarından alkışlar) 12 Eylülde çıkan Anayasa’ya bile tahammülünüz yok, dernek kurma özgürlüğüne tahammülünüz yok, mülkiyet hakkına tahammülünüz yok, cezasızlık hakkına tahammülünüz yok, birçok… 15 madde kardeşim, komisyonlarda saydık size, gelip burada olur olmaz bir şekilde hukuki bir kılıf uydurmaya çalışıyorsunuz. Ya, yalan konuşmayın Allah aşkına ya! Yok dünyada böyle bir model.

Yarın FATF size yazı yazar kardeşim: “Benim istediğim kanun bu değildi, sizin çıkardığınız kanunun benimle alakası yok.” Arkadaşlarımız burada söylediler. 7 numaralı başlıkla beraber 12 numaralı başlık var, niye çıkarmıyorsunuz arkadaşım? Niye çıkarmıyorsunuz ya? Nüfuzlu kişilerin mal varlıklarının ve transferinin takibi gerekiyor çünkü dünyadaki fonlar işte bu ahlaksız para kazanmadan geçiniyor çoğu zaman. O fonlar kayıtsız paranın göbeği olmuş. Bu ülkede neden korkuyorsunuz da bunu çıkarmıyorsunuz? O VIP’den geçen herkesin, bizler dâhil olmak üzere, mal varlığının ve mal hareketinin, para hareketinin fonlarla bir ilişkisi var mı yok mu takip etmekten niye korkuyorsunuz?

Bu tartışma 2013 yılından beri var, şimdi geldiniz derneklere ve sivil topluma sıkıştırdınız. Hayır, bu değil. Bu tartışma, 2013 yılından beri var; terörizmle ilgili de var, kara parayla ilgili de var. Niye yattınız kardeşim? Niye yattınız bugüne kadar? Yatmasaydınız Rıza Sarraf içeride olacaktı. (CHP sıralarından alkışlar) Rıza Sarraf içeride olacaktı. Yatmasaydınız Rıza Sarraf’a bu milletin gözünün içine baka baka çuvalla parayı faiziyle teslim etmeyecektiniz ya. Geldiniz burada bize yok 18’ine kadar çıkması lazım, ondan sonra milletin özgürlüklerine tasalluta başlıyorsunuz ya.

4 Bakan Yüce Divanda yargılanacaktı, arkadaşlarımız söylediler. Ya, Bakara makaracıyı siz büyükelçi yaptınız, eminim Yüce Divanda yargılanacaktı bu yasalar çıkmış olsaydı. Siz Avrupa’ya, oraya, buraya bunları anlatamazsınız. Sizin yürütme organınızın başında Sayın Cumhurbaşkanı çıkıyor, AİHM’in Büyük Genel Kurul kararına karşı diyor ki “Bizi bağlamaz, uymayız.” Çocuk muyuz biz ya? Anayasa’nın 90’ıncı maddesi var, altına imza attığınız bir sözleşme var, yıllardır Avrupa Konseyiyle ilgili bir “background” söz konusu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Büyük Genel Kurulu kararından sonra gidilecek başka hiçbir yer yok ve bizim için iç hukuk normu özelliği taşıyan bir durumla ilgili milletin şovenist yanından faydalanmak için çıkıp diyorsunuz ki “Biz tanımayız.” Niye burada örnek veriyorsunuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden? Hiç mi yüzünüz kızarmıyor ya? Söylesenize Sayın Cumhurbaşkanına -içinizdeki hukukçular- “Kardeşim, bağlar, bal gibi bağlar.” (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; HDP sıralarından alkışlar) Yarın uygulayacaksın, hadi uygulama, hadi uygulama da göreyim, hadi uygulama da bak başına neler geliyor?

İFFET POLAT (İstanbul)Ne gelecek?

TURAN AYDOĞAN (Devamla)Avrupa Konseyine bu kadar ters düşmenin zannediyor musunuz böyle karşılıklı sözlerle geçiştirilecek yanı var? Parasızlıktan ölüyorsunuz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)Fransa’nın, Almanya’nın onlarca uymadığı karar var.

TURAN AYDOĞAN (Devamla)Kuruş ararsınız kuruş, size bir kuruş para vermezler. En büyük ticareti Avrupa’yla beraber yapıyorsunuz, bu kadar özgürlük katliamcısı olur, bu kadar da verilen kararlara karşı ve öyle kafanıza göre takılırsanız açlıktan öldürürsünüz bu milleti. Gözünüz kesiyor mu? En büyük ticareti yaptığınız kıtayla beraber “Seninle anlaşma yaptım, ahde vefayı da unutuyorum, Anayasa’mı da unutuyorum, iç hukuk normu hâline gelmiş her şeyi unutuyorum, bu anlaşmaya uymuyorum.”

Niye yalan konuşuyorsunuz millete kardeşim? Sayın Bakan çıkıyor, yalan konuşuyor; Sayın Cumhurbaşkanı çıkıyor, atıyor tutuyor; uygulayacaksınız bu kararı. Göreceğiz bu Meclisteysek buraya çıkacağım, size, niye uyguladınız o zaman, söyleyeceğim, mecbursunuz uygulamaya. Sağınız solunuz oynuyor kardeşim. (CHP sıralarından alkışlar) Kafanıza göre hukuk yorumu yapıyorsunuz.

Şimdi geldiniz, derneklere tasallut; öyle mi? Tabii. Bakın, bu çıkardığınız yasa nedir, biliyor musunuz? Bu çıkardığınız yasa öyle bırakın entelektüel diye gördüğünüz dernekleri, arkadaşlarımız “Uluslararası Af Örgütü” diyor, “Şu” diyor, “Bu” diyor; onlarla bağı koparıyorsunuz zaten. Türkiye’yi başka bir lige sokmak niyetiniz var. Dernek yöneticilerinin… Cezaların şahsiliği ilkesini, Anayasa’nın 38’inci maddesindeki hükmü görmezden gelerek derneğe kayyum tayin ediyorsunuz, alıştınız ya; zaten sizin seçim sandığına da saygınız yoktu, her tarafa kayyum tayin ettiniz. Bu ülkede daralmış, şu kadarcık nefes alacak demokratik alan var, oraya da tasallut ediyorsunuz. Gidişinizin ayak sesleridir, bir süre bunlarla idare edersiniz. Siz gittikten sonra bu ülke, bu demokratik hayatı tekrar geri getirir ama size söyleyeyim… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)Tribünlere oynuyorsun, tribünlere!

TURAN AYDOĞAN (Devamla)Laf atmayın, bırakın o işleri. Gelir, burada o yalanları konuşursunuz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)Tribünlerden hiç alkış alamıyorsun!

TURAN AYDOĞAN (Devamla)Ben yemem onları, ben yemem, ben yemem! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Ben burada hassasiyetle çocuğumun geleceğini konuşuyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İSMAİL TAMER (Kayseri)Şov yapıyorsun!

TURAN AYDOĞAN (Devamla)Bu kadar köpeksiz köyde değneksiz dolaşamazsınız, böyle bir hakkınız yok! Getirdiğiniz yasayı bile 20 kişi izliyorsunuz burada, ayıp değil mi? Bu Meclisi bu kadar küçümseyemezsiniz! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) İki günde bu yasayı getirip parmak sayısıyla her taraftan geçiremezsiniz. Bunları toplumla tartışarak getirmeniz lazım. Kimsiniz ya, kimsiniz! Nedir bu hâkimiyetiniz? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

140 konuşma daha · 25 Aralık 2020

140 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook