İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)

Turgut Dibek

Kırklareli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Kasım 2009 · 1.243 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Turgut Dibek (CHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 1.243 kelime.

Turgut Dibek (CHP, Kırklareli). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turgut-dibek-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TURGUT DİBEK (Kırklareli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım. Öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, ara verdikten sonraki ilk konuşmalar maalesef böyle zor oluyor, çünkü ancak milletvekili arkadaşlarımız salona gelecekler ama burada olanlar ve vatandaşlarımız bizi, beni takip ediyorlardır diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, ikinci bölüm 31 ve 60’ıncı maddeleri kapsıyor, otuz maddelik bölüm. Şimdi, maddelere tabii, baktığımızda şunu görüyoruz aslında: Hemen hemen mevcut Borçlar Kanunu’nun biraz sadeleştirilmiş ve düzeltilmiş hâli var. Yani tek tek zaten arkadaşlarımız kanuna, bu maddelere, 31 ve 60 maddeleri arasındaki bu maddelere baktıklarında bir önceki kanunun maddelerinden bir farkı olmadığını görecekler.

Yeni düzenlemeler var, önce onlardan bahsetmek istiyorum. Zaten az önce belirttiğim gibi çok fazla yenilik yok ama 55’inci maddede bir düzenleme var. Sayın Komisyon Başkanımızın özel bir önergesi olmuştu 55’inci maddeyle ilgili bildiğim kadarıyla. Bu destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların hesaplanmasıyla ilgili bir yenilik var. Bu yeni bir düzenleme. Yani onun ikinci fıkrasında, bu zararlarla ilgili, bu zararlar idarenin eyleminden ve işlemlerinden kaynaklanıyorsa aynı hükme tabi olduğuna dair bir yenilik var.

Yine, kamuoyunda bir ara bu, Komisyonda görüşülürken Borçlar Kanunu, tartışılmıştı değerli arkadaşlar. 56’ncı maddenin ikinci fıkrası var. Orada, haksız eylem ya da sözleşmeye aykırılık nedeniyle ölüm ya da ağır bedensel zararlar meydana geldiğinde “zarar görenin ya da ölenin yakınları” kavramı yeni yasada girdi. Hatta bu tartışıldı, işte dinî nikâhlı eş veya başka yakınlar da bu tazminatlardan yararlanacak mı? Mevcut Kanun’da çünkü böyle bir hüküm yok, sadece ölüm üzerine ailesi bu zararlardan dolayı tazminat talep edebiliyordu ama değişiklik olarak bir de bu var. Yargıtay gerçi “yakınları” kavramı içerisine çok uzun yıllardan bu yana içtihatlarında dinî nikâhlı eşi zaten yakınları kapsamında tazminata hak görüyordu, kararları vardı Yargıtayın. Bu yenilik var.

Bir de, 60’ıncı maddede gelen yeni bir hüküm var. O da, sorumluluk sebeplerinin yarışmasıyla ilgili olarak. Hâkim burada hangi neden tazminata daha çok imkân veriyorsa onu dikkate alacak. Bunun dışındaki tüm maddelere bakıldığında değerli arkadaşlar, şöyle ibareler göreceksiniz: Maddede yapılan sadeleştirme ve düzeltmeler dışında mevcut Borçlar Kanunu’na göre bir değişiklik olmadığını belirten beyanlar göreceksiniz. Dolayısıyla bu konuda tabii benim sizlerle çok fazla paylaşabileceğim, bu bölümle ilgili olarak çok fazla paylaşabileceğim şey yok. Ama Sayın eski Adalet Bakanımız burada. Onun burada olması da gerçekten iyi oldu diye düşünüyorum. Çünkü yine hukukun içerisinden, Adalet Bakanlarımızın kendisinin de belki bilgisi dâhilinde olabilecek konular var. Bunlardan bir tanesini bu vesileyle yine Meclisimizin ve kamuoyumuzun gündemine getirmek istiyorum değerli arkadaşlar.

Şimdi, özellikle AKP döneminde biz maalesef bu telefon dinlemeleri, iletişim tespitleri ve bunların basında, medyada yer almasını çok fazla gördük. Daha çok da belli medyada. “Yandaş medya” diyoruz, aslında kızıyorlar. Burada biraz sonra ben de bir telefon iletişim tespit tutanağını sizlerle paylaşacağım. Aslında “Yandaş medya” demenin de “Yandaş medya” söyleminin de ne kadar az olduğunu, az geldiğini, daha farklı bir terimi kullanmamız gerektiğini göreceksiniz. Onunla ilgili benim de bir önerim var, bilmiyorum milletvekili arkadaşlarımız paylaşır mı, onu da sizlerle paylaşmak isterim.

Değerli arkadaşlar, bir mahkeme kararına istinaden bir telefon dinleme tespit tutanağı var benim elimde. Önemli. Niye önemli? Çünkü orayla ilgili olarak basında, medyada takip ederseniz göreceksiniz, yine o dönemki Adalet Bakanımız o soruşturmayı yapan savcı hakkında Teftiş Kuruluna talimat vererek onunla ilgili olarak işlemler yapmıştı. Artı telefonları dinleniyordu o savcının. O kişinin yapmış olduğu soruşturma onun yetki alanından alınarak başka bir ile aktarıldı. Bunlar basında var. Bunlar zaten yer aldığı için gizli şeyler değil. Ama burada bu konuşmayı yapan kişiler çok önemli, aktörler çok önemli. Yani bu kişilerin bu konuşması da maalesef basında, yandaş medyada da hiç yer almadı.

Aktörlerin birisi Sayın Ahmet Albayrak, Yeni Şafak gazetesinin imtiyaz sahibi, hatta dün basında kendisiyle ilgili yine bir haber vardı, farklı bir olay, bununla alakalı değil. Bir diğeri de bir ilimizin valisi, Bitlis Valisi Sayın Nurettin Yılmaz.

Değerli arkadaşlar, Erzincan Sulh Ceza Mahkemesinin 12 Ocak 2009 tarihli ve 2009/28 sayılı, iletişim tespit dinlenmesi sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması kararının uygulanması sonucunda Erzincan Cumhuriyet Savcılığı bir soruşturma yapıyor. O soruşturma kapsamında belli kişilerin telefonları dinlenmek üzere mahkeme karar vermiş. Bu kişilerden bir tanesi Sayın Ahmet Albayrak. Onun da telefonu dinleniyor o tarihte. Kendisinin, tabii bu telefon Albil Bilgi İşlem Seyahat Limitet Şirketi üzerine kayıtlı, Ahmet Albayrak adlı kişinin kullandığı 533 271 -ve son dört rakamı var- numaralı telefon ile 12 Ocak 2009 ve 12 Nisan 2009 tarihleri arası üç aylık süre içerisinde yapılacak olan telefonların dinlenmesiyle ilgili olarak karar alınmış ve bu telefon konuşması tespit edilmiş ve suç unsuru içerdiği için de tutanak altına alınmış. Diğer telefon Bitlis Valiliğinin zimmetli telefonu.

Değerli arkadaşlar, şimdi ben konuşmayı sizlerle paylaşmak istiyorum sonra zamanımız kalırsa birazcık da yorumlamak isterim. Konuşmanın yapıldığı tarih 29 Mart 2009, yerel seçimlerin yapıldığı günün akşamı saat 19.00 sıraları yani seçimler bitmiş, oylar sayılıyor, sonuçlar belli olmak üzere, olmuş da birçok yerde. O saatlerde bir konuşma yapılıyor. Ahmet Albayrak Sayın Vali Nurettin Yılmaz’ı arıyor. Nurettin Yılmaz “Efendim.” diye cevap veriyor. Ahmet Albayrak “Sayın Valim, selamünaleyküm.” diyor. Nurettin Yılmaz “Aleykümselam.” Ahmet Albayrak “Nasılsınız?” diye soruyor. Nurettin Yılmaz “Çok şükür, iyiyim.” diyor. Bir hal hatır tabii ki konuşmanın başında, hepimiz de yapıyoruz, onlar da yapıyorlar. Birbirlerini tanıyorlar ama “Sen kimsin?” falan diye sorulmuyor yani sesten veya numaradan birbirlerini tanıyorlar. Nurettin Yılmaz “Sağ ol, teşekkür ederim.” diyor. Ahmet Albayrak soruyor: “Ne oldu Bitlis’teki son durum?” Tabii seçimlerin gecesi olduğunu hatırlatayım tekrar. Sayın Vali Nurettin Yılmaz diyor ki: “Merkezi alıyorlar da bu Tatvan’ı sol parti alıyor, DTP alıyor, orada Saadet mahvetti ortalığı.” Saadet Partisi Tatvan’da bayağı sıkıntı yaratmış AKP’ye.

Ahmet Albayrak diyor ki: “Öyle mi?” Sayın Vali Nurettin Yılmaz diyor ki: “500 oy fark var AKP ile DTP arasında.” Ahmet Albayrak “Ha.” diye yanıt veriyor. Nurettin Yılmaz “Saadet 5 bine yakın oy aldı.” Tatvan’dan bahsediyor. Ahmet Albayrak soruyor: “Peki, Bitlis’te ne kadar ilerdeyiz?” diyor. Sayın Valinin yanıtı: “Bitlis’te iyiyiz şu an. Bana göre bir sorun çıkmaz, bana öyle geliyor.” Ahmet Albayrak “Öyle mi?” diyor. Nurettin Yılmaz diyor ki, Sayın Vali: “Ha ha, yüzde 45’i, yüzde 33 gibi bir şey. Burada Saadet fazla oy alamadı. Tatvan’a önem veriyorduk, orası gidiyor.” diyor Sayın Vali. Ahmet Albayrak “Neyse, sağlık olsun.” diyor. Sayın Vali Bitlis’i bırakmış Trabzon’u da merak ediyor, diyor ki: “Trabzon iyi herhâlde?” Ahmet Albayrak “Trabzon’u aldık, orası tamamdır inşallah.” diyor.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir)Vali rahatlamıştır.

TURGUT DİBEK (Devamla)Nurettin Yılmaz “İnşallah, hayırlısı olsun.” diyor. Ahmet Albayrak “Sağ ol, peki, görüşürüz. İyi akşamlar.” diyor.

Değerli arkadaşlar, tabii bu telefon konuşması, dediğim gibi, suç unsuru taşıdığı gerekçesiyle dinleyenler tarafından tutanak altına alınmış.

Şimdi, nasıl yorumlayabiliriz diye düşünüyorum. Bir tarafta bir medya sahibi var, imtiyaz sahibi var. “Yandaş basın” dediğimiz zaman sıkıntı çıkıyor, ben “Damat basın” diyelim diyorum bundan sonra. “Yandaş” demeyelim “Damat bey” de diyelim daha doğrusu, o şekilde yeni bir terim kullanabiliriz diye düşünüyorum. O, işi gücü bırakmış valileri arıyor geceleyin. Kimin adına? Çok merak etmiş herhâlde ama kendisi açıkça bir AKP, belki milletvekili, belki başkanı, belki işte yöneticisi gibi -çünkü valileri direkt arayabildiğine göre- soruyor. Neyse, o sorabilir ama Sayın Valinin yanıtlarına baktığımızda, arkadaşlar, “Bitlis’te iyiyiz şu an.” diyor, “Bana göre bir sorun çıkmaz.” diyor, “Tatvan’a çok ağırlık veriyorduk ama orası gidiyor.” diyor. Orayı DTP almış herhâlde. DTP’li arkadaşlarımız da burada.

Şimdi ben şunu merak ediyorum, öncelikle şunu sorayım… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Yok, Saadet Partisi çok oy almış. Onu da o arada… Tabii, Saadet Partili arkadaşlarımız da demek ki orada sıkıntı yaşamışlar.

Ağırlığı nasıl verdi Sayın Vali, ben onu merak ediyorum, bir de onu sormak istiyorum. Yani bu Tatvan’a ağırlık verme nasıl oldu? Ne yaptılar da bu ağırlıkla… Sayın Vali, Türkiye Cumhuriyeti devletinin valisi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

58 konuşma daha · 4 Kasım 2009

58 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook