Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)
Kırklareli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Kasım 2009 · 823 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Turgut Dibek (CHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 823 kelime.
Turgut Dibek (CHP, Kırklareli). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turgut-dibek-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-4 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
TURGUT DİBEK (Kırklareli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce ikinci bölüm üzerinde AKP Grubu adına Sayın Bozdağ konuştu. Tabii konuşmasını dinlerken, Sayın Bozdağ sonuna doğru şunları söyledi yani bu kanunla ilgili olarak: “Biz tüm muhalefetin, herkesin birlikte desteğini bekliyoruz, buna hazırız, birlikte çıkaralım. Her türlü katkıyı da sizlerle beraber almaya hazırız.” dedi. Tabii ağzından bal damlıyordu kendisinin, kendisini de göremiyorum burada, bilmiyorum belki buradadır.
Değerli arkadaşlar, aklıma şu geldi: Meclis tam kapanmak üzere haziran ayı sonunda… Biliyorsunuz, yine buna benzer bir yasa Adalet Komisyonundan gelmişti. Yani biz Komisyonda o yasayı görüşürken işte hem Ceza Kanunu’nda hem de Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda belli değişiklikler içeren… Avrupa Birliğinin de talep ettiği bir yasa. İşte, uyuşturucudan ve kara paradan elde edilen kaynaklarla ilgili, onların önlenmesine yönelik birtakım düzenlemelerle ilgili Komisyonumuzdan geçen dokuz maddelik bir yasaydı. Sayın Adalet Bakanı, gündemde olmayan o yasayla ilgili olarak buraya… O gün gündemde başka yasa vardı, onu görüşüyorduk. Geldi ve “Ya bu kanun işte Avrupa Birliği tarafından da talep ediliyor. Sizin de belli bir maddeye itirazınız var, 9’uncu maddeye.” Orada bizler Komisyonda şunu söylemiştik: Tabii ki bu yasa gelsin ama bu, zevahiri kurtarmaya yönelik. Dokunulmazlıkları kaldırmadan, birtakım böyle çok küçük değişikliklerle Türkiye’de yolsuzluğu önlemek, kara parayı aklamak mümkün değil. Yani işin esasına girilecekse orada işin esası dokunulmazlıktı ama buna rağmen o yasada şey vardı değerli arkadaşlar: İşte, bir komisyon kurulması gerekiyordu. Başbakanlık Teftiş Kuruluna aktarılıyordu o yasada. Biz ona itiraz etmiştik. Sayın Bakan geldi, işte “Biz onu kabul ediyoruz. Genelkurmay da talep ediyor. Bakın, sivil kişiler askerî mahkemelerde yargılanınca, işte daha sonra mahkûm olduklarında adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidiyor. Sivillerin askerî yargıda yargılanmasına yönelik olan değişikliği Genelkurmay da talep ediyor. Bununla ilgili de bir önerge var. Hep beraber uzlaşalım muhalefetle.” dedi. Ve biz de, evet, arkadaşlarımız da, arkadaşlarımızın, Sayın Bakanın -Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanı kendisi- az önce ağzından bal damlayan o arkadaşlarımızın o sözlerine itibar ettik, herkes konuşmasını çekti değerli arkadaşlar. Benim de konuşmam vardı. Bir tek Şükrü Elekdağ tümü üzerinde konuştu. Onun dışında bir uzlaşma, bir mutabakat, bir güven üzerine herkes konuşmasını çekti. Ne oldu sonra? Ne oldu? Yani o İstinye’deki yüksek duvarları olan güvenlikli binada hazırlandığına inandığım bir değişikliği buradaki insanların güvenini kötüye kullanarak, gece yarısı saat birden sonra, Komisyondaki yetkililer de gittikten sonra, iki satırlık bir maddeyi, hiç konuşulmayan, Komisyonda konuşulmamış olan, burada hiç kimsenin konuşmadığı, Sayın Bakanın gelip de “Biz sizlerle beraber bir şeyler yapmak istiyoruz.” AKP’li grup başkan vekili arkadaşlarımızın da “Sizlerle birlikte yapmak istiyoruz.” dedikleri konuyu geçirdiniz. Türkiye ne hâlde, değil mi arkadaşlar? Yani, nasıl güveneceğiz biz size? Nasıl güveneceğiz değerli arkadaşlar? Tamam “Hep beraber yapalım.” diyorsunuz.
Şimdi, şunu da anlamıyorum. Sayın Bozdağ şunu söyledi: “Ya bu Borçlar Kanunu’yla ilgili olarak gruplar arasında çok fazla bir sorun yok.” Yani “Hocalar doktrinde tartışıyorlar.” Değerli arkadaşlar, biz niye o zaman muhalefet şerhi yazdık, verdik oraya? Laf olsun diye mi yazdık? Mutlaka, bizim de, sanıyorum diğer MHP ve DTP gruplarının da buna itirazları var. Öncelikle, arkadaşlar, bunu hatırlatma ihtiyacı duydum. O gün öyle, bugün böyle olmaz. Güveneceksek, her zaman birbirimize güveneceğiz. Sayın Başbakan çıkıp ondan sonra meydanlara “Uyumasaydınız. Siz önce oy verdiniz.” demişti. Hatırlıyor musunuz değerli arkadaşlar? Biz, oy vermedik ona ama Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanı gelip belli konularda bir söz veriyorsa, daha sonra buradaki AKP Grubu kendine güvenmiyorsa, çıkıp açık açık Komisyonda konuşamadığı, Meclis gündemine getiremediği bir şeyi gizli gizli, saklı saklı, daha fazla nitelemek istemiyorum ama öyle, geçirmeye kalkıyorsa biz size nasıl güveneceğiz? Neyinize güveneceğiz değerli arkadaşlarım?
AHMET YENİ (Samsun)Millet bize güveniyor.
TURGUT DİBEK (Devamla)Milletin de güvenip güvenmediğini Sayın Yeni, mutlaka önümüzdeki dönem göreceksiniz.
Öncelikle, bu konuyu böyle belirtmek istedim. Az önce, Sayın Bakanıma sordum, doğru, o kendisine göre haklıdır ama ben kendi düşüncelerimi o zaman açıklamak ihtiyacı duyuyorum. Az önce, burada bir telefon konuşma metni okudum, Sayın Ahmet Albayrak’la Bitlis Valisi arasında geçen bir konuşma metni. O niye kayda alınmıştı? Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı bir soruşturma. Soruşturma İsmailağa cemaatiyle ilgili bir soruşturma.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Dibek.
TURGUT DİBEK (Devamla)Çok sayıda kişi hakkında soruşturma kapsamında telefonların dinlenmesi yönünde mahkeme kararıyla yapılan bir dinlemeydi, suç unsuru taşıyor. Sayın Valinin beyanları daha çok suç unsuru taşıyor ama tabii Sayın Albayrak’ın beyanları da önemli. Yani, Albayrak bir medya patronu diyebiliriz çünkü imtiyaz sahibi Yeni Şafak’ın, orada AKP’nin herhâlde sahibi veya “sahip” demeyim de yani bir üyesi gibi konuyu takip ediyordu.
Değerli arkadaşlar, o soruşturma üzerine Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı –bunu basından takip edebilirsiniz- hakkında Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu derhâl devreye girdi ve kendisi hakkında soruşturma başlattı, telefonları dinleniyordu ve o soruşturma Erzincan’dan alındı Erzurum’a verildi. Erzurum’da da usulen -yüzlerce kişiyi kapsayan o soruşturmayla ilgili olarak- sanıyorum 12-13 kişilik bir dava açıldı, iddianame tanzim edildi değerli arkadaşlar. Bunu da burada… Sayın Bakan bu konuda bilgisi olmadığını söyledi, ben bildiklerimi söyleyeyim: Sayın Adalet Bakanı önceki oturumda şunu söylemişti, demişti ki: “Biz, hâkimlerin yerlerini değiştirmek... Adalet Bakanı olarak benim öyle bir yetkim de yok hakkım da yok.” Yani benim öyle bir şey…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 4 Kasım 2009