DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Balıkesir Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 87. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Nisan 2026 · 589 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir)Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Birkaç gün önce 24 Nisandı. Bu tarihin Türkiye tarafından, özellikle gençler tarafından her boyutuyla iyi bilinmesi son derece önemli. Öncesinde neler oldu ve sonrasında neler oldu, bütün detayları çok iyi bilinmeli. 19'uncu yüzyıl boyunca Rusya'nın temel politikası Anadolu coğrafyasında yaşayan Ermenileri isyan ettirmek, kışkırtmak ve onların bu isyanı neticesinde olabilecek karışıklık sonrasında güneye doğru işgal hareketini başlatmaktı. Kurdukları terör örgütleriyle, Hınçak ve Taşnak terör örgütleriyle Anadolu coğrafyasında büyük ölçüde isyanlar yaptılar ve pek çok Müslüman'ın katledilmesine vesile oldular.
Tabii, 24 Nisan 1915'te Osmanlı Hükûmeti İçişleri Bakanlığı bir karar aldı ve Ermeni siyasi teşekküllerinin yanı sıra terör örgütlerinin dağıtılmasıyla ilgili bir adım attı. O esnada Osmanlı üç cephede savaşıyordu -Çanakkale'de, Kafkasya'da, Suriye'de- ve bu kararı almak zorundaydı. Fakat önemli olan şu: Almış olduğu karar Ermenilerin tamamını değil bir kısmını kapsayan bir karardı ve yine Osmanlı coğrafyası içerisinde olan başka bir alana göçü teşvik eden ve zorlayan bir karardı. Tabii, göç yolunda hayatını kaybedenler oldu, bunlar için üzülmemek mümkün değil fakat bu esnada Osmanlı bütün tedbirlerini aldı. Yıllar sonra bu tarih ne yazık ki dünya genelinde bir Ermeni soykırımı olarak anılmaya başlandı; oysa yaşananlar tarihî bir süreçti, Osmanlı'nın kendi coğrafyasında almış olduğu bir karardı. Göç boyunca herhangi bir katliam olmasın, herhangi bir ölüm olmasın diye Osmanlı bütün tedbirlerini almıştı. Buna rağmen insanlardan, o dönemin Ermeni vatandaşlarından ne yazık ki hayatını kaybedenler oldu, Osmanlı vatandaşlarının da hayatını kaybettiği gibi.
O bakımdan, bu tarihî dönemin çok iyi bilinmesi, özellikle gençler tarafından çok iyi bilinmesi ve yanı sıra, içerisinde bulunduğumuz Parlamentonun parlamenter diplomasi olarak bir mücadele vermesi son derece kıymetli. Hem içeride hem dışarıda, içeride bazı kesimler, dışarıda önemli kesimler bu tarihi bir soykırım olarak anmak için bir çaba içerisinde. Belli ki bu yıllar boyu devam edecek bir süreç olacak.
O bakımdan ben, bu tarihin ne kadar önemli olduğunu, bugünün asla ve asla bir soykırım olmadığını vurgulayarak bunu Meclis kayıtlarına bir kez daha geçirmek için söz aldım; teşekkür ediyorum.
Şimdi, Doruk Madencilik... Günlerden beri konuşuluyor Doruk Madencilikle ilgili yaşananlar. Biz de diğer arkadaşlarımızla beraber Kurtuluş Parkı'na gittik, oradaki madenci kardeşlerimizle beraber olduk, dertlerini dinledik. Allah aşkına, siz iktidara gelirken ne söylediniz bu millete? Dediniz ki: "Kimsesizlerin kimsesi olacağız, sessiz yığınların sesi olacağız. Biz işçinin alın teri kurumadan onun emeğinin karşılığının verilmesi gereken, bunu söyleyen bir kültürden, bir inançtan geliyoruz." Aylardır oradaki işçilerimizin hakkı, hukuku ödenmemiş, perişanlar orada. Rica ediyorum AK PARTİ'li milletvekillerine, gidin bir konuşun kendileriyle, bir dertleşin, bir dinleyin, bakın ne söyleyecekler. Doruk Madencilik bir zamanlar sizinle aynı saflarda, aynı sıralarda siyaset yapan bir arkadaşınızın. Açıp bir telefon "Sen ne yapıyorsun Allah aşkına?" demiyor musunuz buna, bir konuşmuyor musunuz kendisiyle?
Baktım rakamlara neler yapmış diye. Bakın, Yıldızlar Holdingin elinde tam 2.364 maden ruhsatı var ya! Türkiye'nin yarısını adama vermişsiniz. 1.433 tanesi arama, 577 tanesi de işletme ruhsatı ve toplam alan 29.694 kilometrekare, Ankara'dan büyük ya! Türkiye'yi peşkeş çekmişsiniz eski siyasi yol arkadaşınıza ve adam sömürmekle kalmamış, işçilerin hakkını, hukukunu ayaklar altına alıyor. İşçiler orada perişan, kan ağlıyorlar. Bakın, biraz sonra göstereceğim, işçinin biri bana eşinin vermiş olduğu listeyi gösterdi "Alamadım Vekilim, ben bu listeyi alamadım." dedi; 1 kilo domates, 1 kilo salatalık, 3 kilo patates, 4-5 tane limon, 1 demet maydanoz, 1 kilo soğan. Bunu o işçinin karısı vermiş, eşi hanımefendi vermiş "Al bunu bana." diye "Alamadım." dedi. Niye alamadı? Çünkü parasını alamamış aylardan beri. Bakıyorsunuz, madenin başındaki patron semirdikçe semirmiş sizin sayenizde, cebine şişirdikçe şişirmiş. 185 bin dolara Abdülhamit'in köstekli saatini almış beyefendi. Ya, sat o saati de işçinin hakkını, hukukunu öde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 28 Nisan 2026