Gazilerimizin durumu hakkında
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 73. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Mart 2005 · 551 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ufuk Özkan (CHP), 22 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GAZİLERİMİZİN DURUMU HAKKINDA); konuşma 551 kelime.
Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Gazilerimizin durumu hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 22 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2005-03-22-gazilerimizin-durumu-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
UFUK ÖZKAN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, eylül ve ekim aylarında seçim bölgemiz Manisa Akhisar'da dolaşırken, traş olmak üzere bir berber dükkânına girdim ve koltuğa oturdum; aynadan arkamda bir çerçeveyi gördüm ve o çerçeveyi istedim. O çerçevede, o zamanlar Milliyet Gazetesinde yazı yazan köşeyazarı Sayın Yavuz Donat'ın bir yazısını gördüm. O yazıdan bir fotokopi aldım. O yazının ilk paragrafını sizinle paylaşmak istiyorum. Sayın Yavuz Donat Amerika'daki bir gözlemini aktarıyor. "Geçen hafta Amerika'dayken bir otomobilin plakası dikkatimizi çekti. Plakada damga, mühür, madalya gibi bir şey vardı. Sonra, sürücüsüne baktım, sürücüsü de madalyalıydı. Sürücü otomobilini park etti, park yerindekiler ona, saygıyla, sevgiyle ve tebessümle bakıyorlardı; kimi de gidiyor, madalyalı adamın elini sıkıyor, ona hürmet ediyordu. Yanımızdakilere sorduk, bu adam kim? Bu madalya neyin nesi? Dediler ki: " Bu bir gazi, yakasındaki de gazi madalyası, mor kalp.'
Askerlik görevini yaparken yaralananlara verilen madalya.
Polis mor kalpli adama selam duruyor.
Lokantadaki garson mor kalpli adama en iyi masayı gösteriyor.
Bazı müşteriler mor kalpli adamın yanına yaklaşıp, siz, bizim için savaştınız, diye teşekkürlerini sunuyor."
Değerli arkadaşlarım, bu, Sayın Yavuz Donat'ın bir tespiti; bundan üç beş yıl önce Milliyet Gazetesinde yayımlanmış bir yazısı. Bu yazıyı görünce aldım ve Ankara'ya geldiğimde Sayın Yavuz Donat'ı aradım, bu yazınızdan sonra size bir cevap verildi mi, herhangi bir şey yapıldı mı, herhangi bir gelişme var mı dedim; maalesef, hiçbir gelişmenin olmadığını da öğrenmiş bulunuyorum.
Buna istinaden bir araştırma yaptım. Elimde 26 Eylül 2002 tarihinde İçişleri Bakanlığının yayımlamış olduğu bir yazı var:
"Son günlerde Bakanlığımıza yapılan başvurularda İstiklal Madalyası sahiplerine bazı kurum görevlileri tarafından yeterli ihtimam ve saygının gösterilmediği belirtilmektedir.
Bilindiği üzere, 29.11.1920 tarih ve 66 sayılı İstiklal Madalyası Kanunu ile Ulusal Kurtuluş Savaşımızın kazanılmasında üstün hizmeti geçenler ile bu uğurda şehit olan yurttaşlarımızın vârislerine İstiklal Madalyası verilmiş ve aynı Kanunun 10 uncu maddesinde 'işbu madalya ashabına memurini mülkiye ve askeriye ile bilumum zabıta ve saire tarafından hürmeti mahsusada bulunulacaktır.' denilmektedir.
Kanunun bu emredici hükmü doğrultusunda, konu üzerinde hassasiyetle durulmasını, bu hususta kamu görevlilerinin bilgilendirilmesini ve İstiklal Madalyası sahiplerine gerekli saygı ve ihtimamın gösterilmesini önemle arz ederim.
Bakan adına, Müsteşar Yardımcısı Sebati Buyuran."
Değerli arkadaşlarım, buradan da anlaşılacağı üzere, Yavuz Donat'ın da tespitinin önümüze getirmiş olduğu konuda, biz, gazilerimize gerekli ihtimamı, gerekli özeni, onların -bu işi yaparken- bu konudaki önemini hatırlatmakta, onların -bu işi yaptıkları zamandaki- önemini onlara hissettirmekte gerçekten ciddî bir güçlük çekiyoruz. Maalesef, üzülerek ifade ediyorum ki, Çanakkale gazilerimizi, Kurtuluş Savaşı gazilerimizi, Kore gazilerimizi, Kıbrıs gazilerimizi, terör gazilerimizi hak ettiği kadar onurlandıramıyoruz ve hepiniz hak vereceksiniz ki, üç kuruşluk maaşlarla onların onurlarını incitiyor ve zedeliyoruz.
Mutlaka hissettirmeliyiz ki, o gazilerimizin de evlatları var, çocukları var. Bu vatan için kan akıtmış, bu vatan için kolunu kaybetmiş, gözünü kaybetmiş, vatanı vatan yapan ulusal değerler için mücadele etmiş insanlarımızın ailelerine, çocuklarına gerektiği önemi de vermemiz gerekir.
Nasıl oluyor da, Türk Halkı, gazisine, şehidine gereken önemi vermiyor?! Nasıl oluyor da, Türk Halkı, 1920'li yıllarda yayımlanan kanuna rağmen, bir türlü, gazisine, şehidine gereken önemi vermiyor?! Ulus olma bilincini ortadan kaldırır iseniz, ulus olmanın özelliğini ortadan kaldırır iseniz, tarihi yanlış okur ve yanlış yönlendirirseniz, elbette, netice böyle olur.
Bundan dört gün önce Çanakkale şehitlerimizi andık; Çanakkale Savaşının 90 ıncı yılında Çanakkale şehitleri ve gazilerimizi andık. Nasıl andığımıza bir bakalım mı?
Değerli arkadaşlarım...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
UFUK ÖZKAN (Devamla)Sayın Başkan, biraz daha süre istiyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 22 Mart 2005