İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 19. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye,insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde genel görüşme hakkında 10/238 (ss.978)

Ufuk Özkan

Manisa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 19. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Kasım 2005 · 470 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ufuk Özkan (CHP), 16 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ EKONOMİYE,İNSAN VE ÇEVRE SAĞLIĞINA VERDİĞİ ZARARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE ÜZERİNDE GENEL GÖRÜŞME HAKKINDA 10/238 (SS.978)); konuşma 470 kelime.

Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye,insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde genel görüşme hakkında 10/238 (ss.978)”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 16 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2005-11-16-akaryakit-kacakciliginin-ekonomiye-insan-ve-cevre-sagligina-verdigi-za (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

UFUK ÖZKAN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, millî eğitimin içinde bulunduğu sorunları, problemleri biliyoruz. Bu problemleri bulunduğumuz illerde, ilçelerde ve eğitim yapan her türlü yerde görüyoruz, karşımıza çıkıyor; ama öğretmenlerle, ama velilerle, ama o bölgede yaşayan insanlarımızın bize aktarımlarıyla yaşıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu yaşanmaması gereken acı olaylardan bir tanesi zaman zaman ülkemizin çeşitli illerinde meydana geldiği gibi bir diğeri de 26 Ekim tarihinde Manisa'nın Akhisar İlçesinin Aşağıdolma Köyünde, taşımalı eğitimle ilgili taşıma yapan bir servis aracının devrilmesiyle meydana geldi. Olaydan daha sonra olay yerine gittik, incelemelerde bulunduk. Üzülerek ifade etmek gerekiyor ki, bu araçların kontrol edilmesi, takip edilmesi, denetlenmesi söz konusu bile değil.

Taşımalı eğitimde talebelerimizi emanet ettiğimiz insanların ehliyetinin dahi olmadığını, bu kazaya sebebiyet veren insanın, taşımalı eğitimde şoför olarak gösterilen kişi olmadığı, aracın, gösterilen araç olmadığı ortaya çıktı. Bu, Manisa'nın Akhisar'ının batıda bir yerinde olduğunu düşünürsek, doğuda, güneydoğuda ulaşım imkânlarının daha kıt olduğu ve zor olduğu yerlerde nelerle yapıldığını, nelerle gösterildiğini düşünmek bile istemiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu araçta 1 çocuğumuz öldü, 13 çocuğumuz yaralandı, bir kısmı hastanelerde ayaklarından, kalçalarından ameliyatlar oldu. Onların yaşadığı acıyı ve sıkıntıyı hissedebilmek için mutlaka yanlarına gidip görmek, onlarla birlikte olmaya gerek yok. Bu acıyı, bu hissi, içinizde "ben insanım" diyen herkesin yaşayabileceğini tahmin ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bunların denetlenmesinde problem olduğu kadar, bu tür olaylar meydana geldikten sonra yaşanan olayların da ne kadar acı olduğunu, insanların ne kadar terk edilmiş olduğunu da bilmenizi istiyorum. Annenin babanın acısı, akrabanın, yakınların acısı ölümle bitmediği gibi, ölümden sonra da devam ediyor. Sahipsizlik, aranmamak, onları sahipsiz bir şekilde kenara itmek, sadece cenazesinde bulunmak, ondan sonra unutmak bu aileleri gerçekten son derece ciddî bir şekilde yaralıyor.

Avukat tutulacak, avukata gidilecek. Bu avukat kime karşı tutulacak; idareye karşı mı tutulacak, servis aracını kullanan şoföre karşı mı tutulacak, o aracı yanlış gösterilen kişiye karşı mı tutulacak? Bu insanlar yok yoksul, üç kuruş para için mücadele eden, ailesini geçindirmeye çalışan insanlar. Bu insanların içinde yaşadığı acıyı, Millî Eğitim Bakanının, Millî Eğitimde çalışan insanların, bu salonda şu anda konuştuğum şekilde hissetmelerini istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, sadece taşımalı sistemdeki problem değil, millî eğitimin içinde bulunduğu problem içler acısı. Kadrolaşmayı çok iyi becerebilen, eğitimimizi vekil öğretmenlere emanet eden bir anlayışın, aslında eğitimi baştan aşağı çorbaya çevirdiğini söylersek ağır bir söz etmemiş oluruz.

Çocuklarımız hiçbir konuda sağlıklı ellere teslim edilemiyor. Yedikleri yemekten, okullardaki alışveriş ettikleri kantinden, oralardan tedarik ettikleri yiyeceklerden, içeceklerden tutun da, okulların tuvaletlerinden, sağlık problemlerine kadar, gerçekten 15 000 000'a yakın ilköğretim ve lise talebesi, öğrencilerimiz Allah'a emanet. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız, böyle bir tabloyu yaşıyoruz; ama, bu tabloyu yaşarken Millî Eğitim Bakanımızın yapmış olduğu bir şeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin yapmış olduğu muhalefeti, sizler için, ülkemiz için göstermiş olduğu yol gösterici muhalefet hareketini "Mecliste yeşillik yapıyorsunuz" gibi söyleyebilecek bir siyasî terbiyeye sahip.

Bir hatırlatmayı da sizlere yaparak sözlerime son vermek istiyorum…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 16 Kasım 2005

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook