Türkiye genelinde öğrenci taşımacılığı ve milli eğitimdeki sorunlar hakkında
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 19. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Kasım 2005 · 2.213 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ufuk Özkan (CHP), 16 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE GENELİNDE ÖĞRENCİ TAŞIMACILIĞI VE MİLLİ EĞİTİMDEKİ SORUNLAR HAKKINDA); konuşma 2.213 kelime.
Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Türkiye genelinde öğrenci taşımacılığı ve milli eğitimdeki sorunlar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 16 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2005-11-16-turkiye-genelinde-ogrenci-tasimaciligi-ve-milli-egitimdeki-sorunlar-ha-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA UFUK ÖZKAN (Manisa)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; araştırma komisyonumuzun raporu hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten çok önemli bir araştırma görevini yerine getirdik. Bu araştırma görevini yerine getirirken, Meclisimiz çatısı altında bulunan milletvekillerimize, siyasî partilerimize, komisyonda çalışan uzman arkadaşlarımıza, bakanlıklardan gelen bürokratlara ve komisyonumuza gelip bilgi veren bütün dostlarımıza, bütün yetkililere sonsuz teşekkür ediyorum.
1980'li yıllarda başlayan akaryakıt kaçakçılığının günümüzde gelmiş olduğu boyutu göz önüne alır isek, bu komisyonun yapmış olduğu çalışmanın ne kadar önemli olduğunu da belirtmiş oluruz.
Değerli arkadaşlarım, hem rapordan bazı bilgileri sizlerle paylaşacağım hem de o esnada, bölgede yapmış olduğumuz çalışmalar esnasında karşılaştığımız bazı konuları ve bilgileri sizlerle paylaşmayı, kamuoyuyla paylaşmayı istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, elinizde bulunan rapora göre akaryakıt kaçakçılığının nedenlerinin biraz sorgulanması için, sizlerle bu bilgileri paylaşalım.
Akaryakıt kaçakçılığının nedenleri, başta kayıtdışı ekonominin varlığı ve büyüklüğünden kaynaklanmaktadır; kayıtdışı ekonominin varlığı, toplumsal hayata zarar veren her türlü faaliyetten elde edilen kazançlar, suç sayılan hareketler sonucu elde edilen kazançlar, ekonomik hayatı düzenleyen kural ve usuller ihlal edilerek elde edilen kazançlar.
İki; akaryakıt üzerindeki vergi yükü. Devletin bütçe dengelerinin son yıllarda sürekli daha kötüye gitmesi, verginin tabana yayılamamasının bir sonucu olarak, vergi gelirinin üçte 2'sinin dolaylı vergilerden oluşması nedeniyle belirli gelir kalemlerine aşırı yükleme yapılmıştır. Bunlardan biri de akaryakıttan alınan vergidir. Akaryakıttan alınan vergi toplamı yüzde 350 ile yüzde 400'ler arasında değişmektedir.
Buradan kaynaklanan vergi kayıplarına bir örnek olarak, mutat depo uygulamasından kaybedilen vergi rakamını sizlerle paylaşmak istiyorum. 2004 yılında devletin mutat depo uygulamasından kaybettiği vergi toplamı 833 991 113 000 000 lira olduğu anlaşılmaktadır.
Aynı şekilde, yıllık yakıt miktarlarından bazı örnekleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, 1995 yılında, dizel araç sayımız 2 044 000; ortalama araç başına yıllık yakıt tüketimi 4 662 litre. 2003 yılında, 3 130 000 dizel aracımız var; ortalama araç başına mazot tüketimi 3 584 litre. 2004 yılında, araç sayısı 3 617 000; fakat, ortalama araç başına tüketim miktarı 3 497 litreye düşmektedir.
Benzinden de örnek vermek istiyorum: 1995 yılında 3 059 000 adet olan benzinli araç sayımız, araç başına, senede 1 720 litre benzin tüketimini sağlıyor. 2003 yılında 4 700 000 olan araç sayımız, araç başına 1 174 litre yakıt tüketimi; 2004 yılında 5 401 000 olan sayısı 1 071 litre yıllık araç tüketiminin rakamı olarak karşımıza çıkıyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 yılında, 450 000 yeni otomobil pazara girmesine rağmen, benzinde pazar payı yüzde 2 oranında küçülüyor. Bu bile, buralarda kaybettiğimiz verginin ne olduğunu ve buralarda dönen kayıtdışı rantın miktarının ne olduğunu karşımıza çıkaracaktır.
Üçüncü şık, yerel ve bölgesel muafiyet uygulamaları. Burada, özellikle, sosyoekonomik durumun ve gelir dağılımının bozulması, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde uzun yıllar süren terör hadiselerinin devamı, bölgenin, tarım ve hayvancılık gibi geleneksel ekonomik faaliyetlerinin neredeyse ortadan kaldırılması ve yöre halkının sınır kapılarını bir kazanç kapısı olarak görmesi sonucu, bu süreç içinde görev yapmış hükümetlerin, bir sosyal politika unsuru olarak, sınır ticareti kapsamında önce motorin, daha sonra diğer petrol ve ürünlerin ithalatına izin vermesi, akaryakıt kaçakçılığını, kayıtdışını teşvik etmiş ve yönlendirmiştir.
Standart dışı araçlarda akaryakıt taşımacılığının yapılması da akaryakıt kaçakçılığıyla ilgili önemli faktörlerden bir tanesidir.
Gümrük saha ve alanlarında görevli ve yetkili kurumların sayıca fazlalığı, buradaki yetki karmaşasına sebebiyet vermektedir. Gümrük sahası içinde birimi bulunan kurum sayısı bazı yerlerde 14'ü bulmaktadır. Habur gümrük sahası bunlara bir örnektir. Gümrük işletmelerinin niteliğine göre, Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Jandarma ve diğer askerî birimler, istihbarat birimleri, mülkî idare amirleri bulunabilmektedir. Bu sayıyı artırmak gümrük bölgelerinde de mümkündür. Bu karmaşa, burada yapılacak suiistimallerin engellenmesi önündeki en büyük engellerden bir tanesidir.
Altyapı noksanlığı ve donanım eksikliği, saymış olduğum faktörlerin altıncısıdır. Gümrük idarelerinin, bir taraftan otomasyona giderken, diğer taraftan da madde altyapısını günün koşullarına uygun modernize etmesi ve güçlendirmesi gerekmektedir. Yakın zamanlarda bu yönde çalışmalar yapmakla birlikte, henüz istenen düzeye gelememiştir.
Bu noktada, Şırnak'ta yaptığımız incelemeleri ve Habur Kapısındaki bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, Şırnak'ta, Habur Kapısında yapmış olduğumuz incelemeler esnasında bazı rakamları sizlerle paylaşacağım. 2003 yılında Habur Sınır Kapısından giriş çıkış yapan araç sayısı 652 004, 2004 yılında Habur'dan giriş çıkış yapan araç sayısı 1 386 723. Gittiğimizde de kuyrukları gördük, orada bekleyen kamyonları gördük ve buradaki kuyrukların zaman zaman 110-150 kilometreye kadar çıktığını ve zaman zaman 20-40 gün arasında kamyonların burada sırada beklediğini yerinde tespit ettik. Gerçekten tam bir perişanlık, tam bir rezalet. Orada, insanların, o kamyonların başında bekleyen insanların çektiği de bir sıkıntı, rezalet derecesinde, ülkemizin içinde bulunduğu tabloyu da göstermesi açısından son derece önemli.
Habur Sınır Kapısında yapmış olduğumuz incelemeler esnasında verilen brifing raporlarında istenilen bazı tespitler vardı ki, bunlar da yetkili idarelerden bildirilmiş ve istenmiş.
Tarama kapasitesi fazla olan x-ray cihazı. X-ray cihazının kaçakçılık esnasında ne kadar önemli olduğunu, yerinde bizzat görerek tespit ettik. İki tane x-ray cihazının talep edildiği halde temin edilemediğini görmek bizi son derece üzdü.
Teknik eleman ve ekipman açısından güçlendirilmesi gerektiği ifade edilen, nakliye açısından orada ciddî sıkıntıları önümüze koyan tabloyu orada görüyoruz.
Araç takip sisteminin yaygınlaştırılması, Mersin'den Habur'a kadar olan yerde araç takip sistemiyle araçların takip edilmesinin doğru olacağı ifade ediliyor.
Kaçakçılıkla ilgili, hırsızlıkla ilgili, orada yapılan sahtecilikle ilgili çeşitli yöntemler var. Sahte kantar kartları var, kaza süsü verme yöntemleri var. Bunlarla ilgili yapılan tespitleri görüyoruz.
İşin üzücü boyutu, akaryakıt kaçakçılığı ya da sahteciliği yapacak olan bazı güçlerin, fırsatı bulduğu anda elinden gelen bütün çabayı gösterdiği ve bu konudaki rakamların ne kadar büyüdüğünü göstermek açısından şu rakamı önemsiyorum:
Değerli arkadaşlarım, 2002 yılında, Habur Sınır Kapısında meydana gelen olay sayısı 56 tane ve burada yakalanan eşya miktarı -TL değeri olarak- 1 175 228 000 000 lira. 2003 yılında, 282 tane olay, toplam değer 3 034 529 000 000 lira. 2004 yılında, 507 olay, 5 232 958 000 000 lira.
Bu bize iki şeyi söyleyebilir:
1- Buradaki görevlilerin görevlerini daha ciddî yaptığını gösterebilir.
2- Kaçakçıların ve sahtecilerin, imkân bulup, bu işleri daha çok yaptığını gösterebilir.
Elimizdeki rakamlar, kaçakçıların ve sahtecilerin bu dönemde daha rahat imkânlar elde ettiğini göstermektedir.
Yine, Şırnak'ta, yetkililerin -bizden istemiş oldukları ve şikâyetlerinden bir tanesi- Gümrük Müsteşarlığının nerede sorunlu eleman varsa tamamını bu bölgeye sürgün olarak gönderdiği, halbuki bu bölgenin Türkiye ekonomisi açısından son derece önemli olduğu, buraya yetkili gelen personelin daha eğitimli ve görevine bağlı insanlar olması hakkında talepleri vardır.
Değerli arkadaşlarım, Habur Sınır Kapısından bahsederken, Irak'la bağlantısı olduğu için şu rakamları da sizlerle paylaşmak istiyorum:
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün konuşmuş olduğumuz ve yapmış olduğumuz toplantılarda verilen ana bilgilerden bir tanesi şudur: "Devletin bilgisi olmadan kuş uçmaz." O zaman, devletin bilgisi olarak kuş buralardan uçuyor. Böyle bir tablo karşımıza geliyor. Bu tablonun süratle düzeltilmesi, ülkemizin inanılırlığı konusundan da önemlidir.
Habur'da yakalanan rakamları az önce size ifade ettim. Savaş sonrası Irak'a 5 000 000 ton petrol sevkıyatı Türk tarafından görünmesine rağmen... Irak tarafı 710 000 ton mazot, 1 280 000 ton benzin, 397 000 ton gaz aldığını belgelemesine rağmen, bizim gönderdiğimizi iddia ettiğimiz petrol miktarı 5 000 000 ton. Arada yaklaşık 2 400 000 ton akaryakıtın nereye gittiğini sormamıza gerek yok. Bu akaryakıt iç piyasada vergisiz olarak, kayıtdışı olarak dağıtılıyor.
Yine, Irak tarafından gelen bilgiye göre, son iki yılda Irak'tan ülkemize 988 000 ton esas yağı, 1 560 000 ton rafine yağı, 1 600 000 ton ham petrol gönderildiği beyan ediliyor. Karşılığında 458 000 000 dolar tahsilat yapıldığı belgeleniyor. Değerli arkadaşlarım, böyle bir belge, maalesef, bizim elimizde, Türk tarafı elinde yok. Konunun ne kadar önemli olduğu ve ne kadar derin ve vahim olduğu bu rakamlardan da karşımıza çıkıyor.
Boru hatlarına da değinmek istiyorum. Boru hatlarından yapılan hırsızlık… Birkısım valiliğin de izin vermesiyle, yaklaşık 250'ye yakın asfalt bitümleme tesisinde damıtılarak, petrol olarak Türkiye'ye sokuluyor ve Türkiye'de batıdan doğuya, kuzeyden güneye bütün benzin istasyonlarında satılabilecek duruma getiriliyor. Bu petrol boru hatlarında meydana gelen hırsızlık 367 tane -az önce değerli milletvekilimiz ifade etti- ve bunlardan sadece 38 tanesi yakalanmış. 2002 yılından önce, üç yıllık ortalaması, petrol boru hatlarından meydana gelen hırsızlık yılda 14 adet, 2002 yılından sonra son üç yılda petrol boru hatlarından meydana gelen hırsızlığın üç yıllık ortalaması yılda 59 adet! Bunu da yetkililerin düşünmesi gereken bir konu olarak görüyorum.
Değerli arkadaşlarım, kurumlararası koordinasyonun son derece önemli olduğunu az önce ifade ettik. Bu koordinasyonun sağlanması için petrolle ilgili konunun, mutlaka ya bir bakanlıkta tamamının teşkil edilmesi lazım ya da bununla ilgili bir bakanlık kurulması lazım. Üretiminden, arama faaliyetlerinden, satımından, vergilendirilmesinden, ithalatından, ihracatından bir alanda bir kişinin sorumlu olması ve bütün yetkilerin orada toplanmasının kaçakçılık ve sahtecilik konusunda bize önemli bir fayda sağlayacağına inanıyorum.
Değerli arkadaşlarım, yapmış olduğumuz çalışmalar esnasında, bize, gittiğimiz illerde konuştuğumuz bürokratlar, valiler, valiliklerin görevlendirdiği şahıslardan ve verilen brifinglerden gerçekten son derece ciddî bir şekilde faydalandık. Bunlardan bir tanesi, bilhassa, Kocaeli Valiliği. Kocaeli Valiliğinin hazırlamış olduğu brifing raporunu incelemeniz bile akaryakıt kaçakçılığının Türkiye'deki boyutunu karşımıza koyar; ama, bazı illerimizde de bu şekilde dosya hazırlanmadığı gibi, yetkililerin komisyon üyelerimizle, komisyon çalışanlarımızla gerektiği şekilde ilgilenmedikleri, bilgi vermedikleri ya da eksik bilgiler verdiklerini de ifade etmemiz yanlış olmayacaktır. Ben, Kocaeli Valiliğine ve görevini yerine getiren diğer valilerimize teşekkür ediyorum.
Kocaeli Valiliğinin hazırlamış olduğu tablodan bazı rakamlar söylemek istiyorum size: Değerli arkadaşlarım, Sahil Güvenlikle ilgili… Gerçekten, Sahil Güvenliğin ülkemizde görev alanı 377 714 kilometrekaredir. Sorumluluk sahasına giren yetkilerini, yürürlükteki mevzuatın vermiş olduğu kapsamda görevini yerine getirmeye çalışıyor, 153 tane su üstü unsuru, 12 tane de hava unsuruyla denetlemeye çalışıyor; fakat, bu rapordan da göreceğimiz gibi, Derince'den gelen bir ihbar üzerine harekete geçen bir polis botunun, saatte 60 deniz mili hız yapabildiği için, Bayramoğlu'ndan başlayarak Yalova sınırına kadar tarayabilmesi en az 6 saati aşmaktadır. Günümüzün teknolojik imkânlarında, cep telefonlarının kullanıldığı bir zamanda bunun da ne kadar problemli bir şey olduğu karşımızdadır.
Değerli arkadaşlarım, vaktim daralıyor, sizin daha fazla vaktinizi almak istemiyorum; fakat, yapmış olduğumuz tespitler esnasında Boğaz'da yaptığımız bir çalışma var. Bir yüzer antrepoda... Görevlilerin görevini yerine getirememesinin bir örneği olarak bunu anlatmak istiyorum. Bir yüzer antrepoda yapmış olduğumuz inceleme sırasında, yüzer antreponun yetkililerinin o sırada başka gemilere mal bastıklarını; fakat, gümrük memurunun burada olmadığını gördük. Biz incelememizi yaptığımız esnada buraya gümrük memuru geldi. Gümrük memurunun ifadesi aynen şu: "Maaşımı almak için karaya çıktım." İncelememiz devam ederken Haramidere gümrüğüne bağlı gümrük yetkililerinin gemiye gelişi, gemiye çıkışı, oradaki davranışları, tutumları, oradaki ifadeleri devleti korumaktan ziyade o gemiyi korumaktan geçiyormuş gibi algılanması, herhalde komisyon üyelerimiz tarafından tespit edilmiştir.
Boğazlarımızdan yılda 50 000 adet gemi geçmektedir. Biz 50 000'e yakın geminin sadece 12 000 tanesine ikmal yapabiliyoruz, diğer gemilere ikmal yapma şansını elde edemiyoruz.
Değerli arkadaşlarım, 12 000 gemiye ikmal yaptığımız yer, Kumkapı ve Yenikapı açıkları; ama, bunların gümrükleriyle ilgili yapılacak olan işlem Haramidere'de, yani 25 kilometre ileride. Burada gümrük işlerinin tam, sağlıklı yapıldığını ve kontrol edildiğini ifade etmek mümkün değildir. Bununla ilgili ilgililerin taleplerinin bugüne kadar dikkate alınmaması da manidardır.
Değerli arkadaşlarım, her zaman olduğu gibi ve her ortamda olduğu gibi dürüstler zarar görüyor, dürüst esnaf, dürüst ana dağıtım firması zarar görüyor. Her yerde olduğu gibi, gücü gücü yetene. Paranın hukuku durdurur olduğu, gücün hukuku durdurur olduğu bir ortamı, maalesef, burada da yaşıyoruz. Çevreyle ilgili yaşadıklarımızın yanında, ekonomik olarak yaşadığımız sıkıntıları ve problemleri uzun uzun size anlatmaya gerek yok; ama, bu kadar aşikâre olan bir şeyin, herkes tarafından bilinen bir şeyin engellenmemesinin önündeki engeller nedir; bunu da sorgulamakta fayda var.
Devlet dairelerine verilen yüksek ıskontolu her mal, inanın, sıkıntılı ve problemli bir şeydir. Kârı belli olan akaryakıtın, yüzde 4-yüzde 5 civarında bir kâr haddi olan akaryakıtın, yüzde 17-yüzde 18'ler civarında ıskontolu olarak belediyelere ya da diğer devlet teşekküllerine verilmesi, burada bir suiistimalin olduğunun belirtisi ve işaretidir. Ya hileli mazot verilecektir, hileli yakıt verilecektir ya da eksik yakıt verilecektir; bunun başka izah tarzı yoktur.
Toplum, mutlaka bilinçlenmelidir. Bu bilince, bu ülkede yaşayan, otomobil kullanan, yakıt kullanan herkes erişmelidir. Almış olduğumuz her ucuz mazot, almış olduğumuz her ucuz yakıt, bu ülkenin geleceğine konulan bir dinamittir. Çünkü, buradan elde edilen paraların -maalesef, üzülerek ifade ediyorum- mafya güçlerine, çete güçlerine ve bölücü terör örgütüne gittiği de tespit edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, çalıştığımız dört ay boyunca, büyük bir samimiyet ve özveriyle çalıştı komisyonumuz. Komisyonumuzun bütün üyelerine tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Sürenin yetmediğini, raporlama sürecinde ufak tefek bazı problemlerin yaşandığını, kendini dinlemediğimiz bazı bakanların da raporda adının geçtiğini... Ama, dürüstlüklerinden şüphe etmediğimiz bu bakanları, keşke dinleme imkânımız olsaydı, çağırabilseydik, komisyonda dinleyerek adlarını buraya geçirseydik. Bu konuda da üzüntülerimi belirtmek istiyorum.
Sayın Başkan, toparlamak üzereyim; sürem bitti ama.
Değerli arkadaşlarım, dokunulmazlıklar kalkmadıktan sonra, her konuda olduğu gibi, bu konuda da yolsuzluğun…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANToparlayın lütfen.
UFUK ÖZKAN (Devamla)Sayın Başkan toparlıyorum; teşekkür ederim.
Değerli arkadaşlarım, burada da yaşanan en büyük problemlerden bir tanesi dokunulmazlıktır. Burada yapılan haksız kazanç, buradaki hileli akaryakıt, buradaki ucuz mazot ve gümrüklerden giren, denizden giren, dağdan giren -nereden girerse girsin- buralardan kazanılan haksız kazancın, siyaset olmadan, siyasetçi olmadan, bürokrat olmadan, bürokrasi olmadan olması mümkün değildir. Bunun önüne geçebilmenin bir tek sebebi vardır; dokunulmazlıklar kalkmalıdır. Dokunulmazlıklar kalkmadan yolsuzluğu bitirmek söz konusu bile olmaz. Dokunulmazlığı kaldırmadan bu konuların üzerine gidiyor olabilmek bir samimiyet işareti değildir. Bu yolsuzluk da bitmeden yoksulluğun bitmesi mümkün değildir.
Ülkemizde 20 000 000'a yakın yoksul, 1 000 000'a yakın aç insan var. Bunların önüne geçilebilmesinin yolu… Senede 4-5 milyar dolarlar civarında burada kaybedilen bir vergi kaybı vardır. Yaklaşık yirmi yirmiüç yıldır da akaryakıt kaçakçılığı ve sahteciliği yapılmaktadır. Buradaki rakam, neredeyse, 60-70 milyar dolarlar civarına gelecektir. Bu rakam bile, bu sektörde çalışan insanlarımızın çektiği sıkıntıyı ve problemi, ülkemizin de içinde bulunduğu sıkıntıları ve problemleri gösterecek rakamlardır.
Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Yüce Meclisi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
16 konuşma daha · 16 Kasım 2005