İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 67. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Millî Savunma Bakanlığının biraz önce bültenlere düşen açıklamasına, Türkiye’nin sınırında ve bölgede yaşananlar hakkında milletvekillerinin bilgilendirilmesi gerektiğine, dış politika kadrolarına, liyakatsiz atamalara, bireysel silahlanmaya, emeklilerin bayram ikramiyesine, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un “millî birlik” çağrısına; Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna ilişkin açıklaması

Uğur Poyraz

Antalya Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 67. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Mart 2026 · 1.192 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Uğur Poyraz (İYİ Parti), 4 Mart 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Millî Savunma Bakanlığının biraz önce bültenlere düşen açıklamasına, Türkiye’nin sınırında ve bölgede yaşananlar hakkında milletvekillerinin bilgilendirilmesi gerektiğine, dış politika kadrolarına, liyakatsiz atamalara, bireysel silahlanmaya, emeklilerin bayram ikramiyesine, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un “millî birlik” çağrısına; Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna ilişkin açıklaması); konuşma 1.192 kelime.

Uğur Poyraz (İYİ Parti, Antalya). “Millî Savunma Bakanlığının biraz önce bültenlere düşen açıklamasına, Türkiye’nin sınırında ve bölgede yaşananlar hakkında milletvekillerinin bilgilendirilmesi gerektiğine, dış politika kadrolarına, liyakatsiz atamalara, bireysel silahlanmaya, emeklilerin bayram ikramiyesine, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un “millî birlik” çağrısına; Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ugur-poyraz-2026-09-28-milli-savunma-bakanliginin-biraz-once-bultenlere-dusen-aciklamasina-t (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=142826

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

UĞUR POYRAZ (Antalya)Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Ekranları başında bizleri seyreden vatandaşlarımızı da saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, biraz önce bültenlere Millî Savunma Bakanlığının bir açıklaması düştü. "İran'dan ateşlenen füze düşürüldü." diye bir açıklaması var Millî Savunma Bakanlığının ve Millî Savunma Bakanlığının devam eden açıklamasında "İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hâle getirilmiştir." Bu etkisiz hâle getirilen füzelere ilişkin parçaların Hatay'a düşürüldüğüne ilişkin Millî Savunma Bakanlığının bir açıklaması var ve devamında "Her türlü hasmane tutuma cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz." diyor Millî Savunma Bakanlığı yapmış olduğu resmî açıklamada.

Şimdi, dün burada, bu mikrofonda, tam oturduğum koltukta, dört gündür, beş gündür İran'a Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in devam eden saldırısına rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisinin yani millî egemenliğin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bütün parlamenterlerin ve milletvekillerinin kör ve sağır bırakıldığından bahsetmiştim. Yani bölgemizde, hemen sınırımızda oluşan bütün bu hadiselere ilişkin bilgiyi kamuya açık kaynaklardan öğrenmeye çalışıyoruz, birbirimizle konuşarak öğrenmeye çalışıyoruz ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ve milletvekilleri hâlen bu konuyla ilgili bilgilendirilmiş değiller ve dün akşamki iftar yemeğinde, Sayın Numan Kurtulmuş'un ev sahipliği yapmış olduğu iftar yemeğinde Sayın Numan Kurtulmuş'un yine basından okuduğumuz açıklamasında millî birlik vurgusu, millî birlik vurgusu... Millî birliği, millî beraberliği oluşturacak olan, işte, bu çatı, tam bu çatı. Millî birlik ve beraberliği oluşturması gereken bu çatının altındaki yasama organının mensupları olan milletvekillerinin sınırımızda ve bölgemizde, böylesine hunharca bir saldırının olduğu platformda ve dönemde hiçbir konu hakkında fikir sahibi olamadığı, bilgi sahibi olamadığı, kamuya açık kaynaklardan ki bunların birçoğunun da neye hizmet ettiği de belli değil... Dezenformasyonla Mücadele Merkezi daha bugün açıklama yaptı: "Donald Trump'ın Erdoğan'a ve Türkiye'nin İran'a saldırmasına ilişkin çıkan haberler doğru değildir." diyor. Bugün Dezenformasyonla Mücadele Merkezinden çıkan bu haberden hemen sonra yani yaklaşık üç dört saat sonra Millî Savunma Bakanlığı diyor ki: "Türk hava sahasına giren bir füze etkisiz hâle getirildi." Kim etkisiz hâle getirdi? NATO. Peki, neredeki NATO üssü bunu etkisiz hâle getirdi? Doğu Akdeniz'de. Bizim aylarca, günlerce Parlamentoda, medyada tartıştığımız bu hava savunma sistemleri neydi? Türkiye'nin bunlara ilişkin muazzam bir süreç yönetimi ve muazzam bir tedbir alanı yok muydu? Türkiye'nin madem böyle bir tedbir alanı var, niye Türkiye'nin hava sahasına giren, daha sonrasında giren -Millî Savunma Bakanlığının iddiasına göre- füze NATO tarafından etkisiz hâle getiriliyor? Bakın, bunların hepsi cevaplanması gereken sorular ve bu sorular sadece bizlerin değil, bugün evlerinde, iş yerlerinde, mesaisinde çalışan milyonlarca yurttaşımızın da ihtiyacı olan cevaplar. Şu an, biraz önce de ifade ettim, tekrar üzerine basa basa söylüyorum: Kaynağı belli olmayan, her türlü dezenformasyona müsait, kamuya açık kaynaklardan bu süreçte Türk halkı, Türk milleti böyle ekranlarının başında, ellerinde telefonlardan bu işleri çaresizce öğrenmeye çalışıyor. Bu, gerçekten hem millete hem Parlamentoya yapılan çok büyük bir haksızlık. 5'inci gündeyiz, 28 Şubat-4 Mart; beş gün olmuş. Beş gündür ne Dışişleri Bakanı ne Millî Savunma Bakanı böyle bir hassasiyet göstermediği gibi millî birlikten bahseden Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı bu konuya ilişkin de hiçbir girişimde bulunmuyor ve iktidar partisini de buradan tenkit ettiğimi ifade etmek zorundayım. Bu konuya ilişkin Parlamento ivedilikle bilgilendirilmeli, parti genel başkanları bilgilendirilmeli, milletvekilleri bilgilendirilmeli. Biz neyle mücadele ediyoruz? Böyle bir kör dövüşü olabilir mi ya? Hiçbir şey yokmuş gibi, sınırlarımızda bir çatışma yokmuş gibi, bir savaş yokmuş gibi bu savaşın nereye evrileceği hakkında kendi komplo teorilerimiz üzerinden süreci okumaya çalışıyoruz. Yani bu, gerçekten, bu gündemi akışına bırakmak, vatandaşa "Ne hâliniz varsa görün." demenin başka bir yöntemidir. Beş gün! Beş gün!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti dış politikasını günübirlik tercihlerle değil, devlet geleneği ve liyakat anlayışıyla yürütmüştür. Dışişleri Bakanlığı yüzyılı aşan kurumsal hafızasıyla dünyanın saygın diploması kurumlarından biri olarak kabul edilir. Türk dış politikası saha tecrübesi, müzakere yetenek ve deneyimi, uluslararası hukuk ve diplomatik teamülleri içselleştirmiş meslek memurlarından ve diplomatlardan oluşur ve ancak böyle güçlü bir dış işleri oluşturulabilir. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu köklü geleneğin ciddi biçimde aşındığını görüyoruz. Örnek vermem gerekirse Katar Büyükelçisi Sayın Mustafa Göksu'nun Dışişleri Bakanlığının meslek memurluğu sistemine gelmeden, diplomatik kariyer basamaklarından geçmeden büyükelçi olarak atanması bu anlayışın somut örneklerinden biri. Elbette hukuken dışarıdan atamak mümkündür, bu hukuksuz değildir fakat mesele hukuki imkân değil, devlet ciddiyetini koruyan liyakat ilkesidir. Diplomasi, yıllar süren saha tecrübesi, uluslararası hukuk bilgisi ve kriz yönetimi kabiliyeti gerektirir. Ne yazık ki sorun yalnızca atama meselesiyle sınırlı da değildir. Son günlerde Dışişleri Bakan Yardımcısı Sayın Mustafa Kulaklıkaya'nın uluslararası bir televizyona bağlanarak vermiş olduğu demeçte ortaya koyduğu fotoğraf da aynı sorunun bir başka boyutunu göstermektedir. Dış politika kadrolarında liyakat zayıfladığında yalnızca kurumlar değil, Türkiye'nin itibarı da zarar görür. Devlet yönetiminde sadakat liyakatin önüne geçtiğinde kurumlar zayıflar, kurumsal hafıza aşınır ve temsil gücü zedelenir. Oysa güçlü devletler güçlü kurumlarla ayakta kalır. Dışişleri Bakanlığının köklü geleneğini zedeleyen bu anlayıştan vazgeçilmesi, diplomasi kadrolarının yeniden liyakat ve kariyer esasına göre güçlendirilmesi artık bir zarurettir, devlet ciddiyetinin gereğidir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış politikası kişisel tercihlerle değil, kurumsal akıl ve liyakatle yürütülmelidir.

Yine, bu liyakat örneğine baktığımızda, liyakatsiz atamaların ülkemizi uçurumun nasıl kenarına götürdüğüne ilişkin... Yine öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik'le aynı ismi taşıyan, aynı soy ismi taşıyan bir vatandaşımız, diğer Fatma Nur Çelik ve onun çocuğu hayatta değiller. Bu tablo yalnızca bir aile dramı değil, bu devletin koruyamadığı iki hayatın trajedisidir. Bir çocuk düşünün, istismara uğruyor, bu çocuk büyüyor ve yıllar sonra aynı kabusu kendi çocuğunun da yaşadığını anlatıyor. Bununla ilgili adalet aramak için adliye kapılarında nöbet tutuyor, "Ölürsem intihar demeyin." diyerek tehdit aldığını ifade ediyor. Bu, Türkiye Cumhuriyeti devleti yurttaşı ya, bu milletin parçası, diyor ki: "Ölürsem intihar demeyin." Bu, kamuya açık kaynaklarda; şu an herkes açsın baksın, vatandaşlar da açsın baksın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANDevam edin lütfen.

UĞUR POYRAZ (Antalya)Bir kadının feryadı bu. "Ölürsem intihar demeyin." Ya, bu cümleyi duyup daha sonra bu kadın ve bu kadının çocuğunun cansız bedenleri haber sayfalarında yer aldığında nasıl iftar açıyorsunuz; nasıl çoluğunuzun çocuğunuzun gözüne bakıyorsunuz? Bu aileyi, bu kadını ve çocuğunu önleyici olarak korumak Türkiye Cumhuriyeti devletinin kolluk birimlerinin, bu kadının çığlığının gereğini yapmak Türk yargısının asli vazifesi değil midir? Bunların hepsini bizler yurttaş olarak, vatandaş olarak yerine getireceksek o makamlarda oturanlar niye o makamlarda oturuyor? Koca koca apoletler, koca koca cübbeler, havalı cıvalı sıfatlar; sonuç, bir kadın ve çocuğu gitti. Bakın, yarınki gündemde Fatma Nur Çelik'i yine unutacağız. Fatma Nur Çelik Öğretmeni de belki seneidevriyesinde hatırlayacağız. Her gün hayatımızdan insanlar kayıp gidiyor, ellerimizin içinden, avuçlarımızdan kayıp gidiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya)Suç işlendikten sonra sorumluları yakalamışlar, gözaltına almışlar, tutuklamışlar ya da cezalandırmışlar... İki hayattan bahsediyoruz ya!

Bakın, değerli milletvekilleri, bu üçüncü sayfa haberlerinde yer alan hadiseler, vakalar sadece o üçüncü sayfa haberlerinde ve başkalarının hayatlarında değil, yaratılan Türkiye'de artık hepimiz o üçüncü sayfa haberlerinin birer öznesi olmaya adayız.

Türkiye dört bir yandan kontrolsüz bir şekilde bireysel silahlanıyor, insanların devletine güveni kalmamış durumda. İnsanlar kendi kurallarını koymaya çalışıyorlar, başvurdukları bütün mercilerde ya bekletiliyorlar ya dikkate alınmıyorlar. Bugün, insanlar, bu ülkenin yurttaşları ciddiye alındıklarını hissetmek istiyorlar. Emeklilerin durumu da budur. Ya bu ülkedeki hayat pahalılığını ortadan kaldıracaksınız ya emeklilerin standartlarını yükselteceksiniz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

116 konuşma daha · 4 Mart 2026

Günün kaydı →
116 konuşmanın tamamı →