Çalışma saatleri ve konuları hk.
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 89. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Nisan 2005 · 988 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 26 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 988 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-04-26-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Danışma Kurulu önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, her hafta salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisine geldiğimizde, bir Danışma Kurulu önerisini, anlaşılmış veya anlaşılamamış bir tarzda, önümüzde buluyoruz.
Bu haftaki Danışma Kurulu önerisi, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekillerinin anlaşarak önümüze getirmiş oldukları bir Danışma Kurulu önerisi. Tabiî, bizim grubumuz olmaması nedeniyle, bu önerileri biz ancak Meclis Genel Kuruluna geldiğimizde öğrenme fırsatı buluyoruz ve her hafta, Danışma Kurulu önerileri karşısında sukutu hayale uğruyoruz. Bir hafta önce veya iki hafta önce, üç hafta önce, çok önemlidir diye öneri içerisine yerleştirilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi önerilen, ancak, değişik nedenlerle görüşülemeyen bazı kanun tasarılarının, bu haftaki öneri içerisinde yer almadığını görünce şaşkınlığımız iyice artıyor. İki hafta, üç hafta önce, Türkiye'nin hayatî önemini haizdir diye önümüze getirilen tasarılar bu öneriler içerisinde yer almıyor.
Şimdi, bu haftaki öneriye bakıyoruz. Bu haftaki önerinin içerisinde, TÜBİTAK'la ilgili bir kanun tasarısının da yer aldığını görüyorum ve çok enteresandır, 48 saat geçmeden, bunun, Danışma Kurulu önerisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine geldiğini de öğreniyorum. Biraz önce, TÜBİTAK'la ilgili, ilgililere sordum; maddeler üzerinde veya tümü üzerinde söz almak istiyorum dedim. Bana söylenen, TÜBİTAK'la ilgili kanun tasarısının tümü ve maddeler üzerindeki, şahıslar adına bütün konuşmaların doldurulduğu ifade ediliyor. Bakınız, bir Danışma Kurulu önerisi bugün bizim önümüze geliyor; hangi kanun tasarısını görüşeceğimizi burada öğreniyoruz ve o kanun tasarısı üzerinde konuşma yapmak istiyorum; ancak, öğreniyorum ki, bütün konuşmalar kapatılmış, doldurulmuş. Bu, demokrasinin neresinde yer alıyor Sayın Grup Başkanvekilim; size soruyorum; yani, alelacele getireceksiniz, iki grup anlaşacak; biz, bu kanun tasarısı üzerinde Mecliste katkı yapmak isteyeceğiz; ancak, daha Danışma Kurulu önerisi burada kabul edilmeden, o kanun tasarısı üzerindeki bütün konuşmalar doldurulacak! Böyle bir demokrasi anlayışını kabul etmenin mümkün olmadığını sizlerin takdirine sunmak istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partisinin Grubu var; grup adına konuşma hakkı var. Sizin korkunuz, Doğru Yol Partisi milletvekillerinden midir sayın milletvekilleri?! Bunu açıklıkla sormak istiyorum. Yaptığınız bu işlem, Cumhuriyet Halk Partisinin konuşmasını engellemeye yönelik herhangi bir işlem değil; yapılan bu işlem, Doğru Yol Partisi adına Ümmet Kandoğan veya bir başka milletvekilimiz gelip burada konuşursa, onun konuşmasının önünü kesmek maksadıyla yapılan bir uygulamadır. Onun akabinde, Yatırımların Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması... O da, 48 saat geçmeden Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesiyle ilgili, bu önerinin içerisinde o da yer alıyor. Onu da sordum; o kanun tasarısıyla da ilgili bütün konuşmalar doldurulmuş sayın milletvekilleri! Böyle bir demokrasi anlayışı, böyle bir kanun yapma mantığıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen kanunların 32 tanesinin Sayın Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilmesinin altında yatan sebep böylelikle ortaya çıkıyor. Siz, muhalefeti konuşturmadan buradan bu kanunları geçirmek istiyorsanız, buna bizim söyleyecek herhangi bir sözümüz olamaz. Niçin bu endişe? Niçin bu korku? Biz de biliyoruz ki, geçen sefer de söyledim, müsademe-i efkârdan, barika-i hakikat doğar. Biz, burada, kanunları etraflıca tartışacağız, konuşacağız, müzakere edeceğiz, doğrularda birleşeceğiz, bir ortak akılda, aynı noktada buluşacağız ve Meclisten geçecek olan kanunlar, böyle olursa sağlıklı olacak. Ancak 30 kişiyle, 40 kişiyle buradan geçen kanunların akıbetini görüyoruz veya gece yarısı, son dakika önergeleriyle, kimsenin farkında olmadan yapılan değişikliklerle geçen kanunların akıbetini hepimiz biliyoruz.
Değerli milletvekilleri, öyleyse, bu gündemin tespitinde, elimizi vicdanımıza koyacağız. Biraz önce konuşan hatip de, Türkiye'nin gündemiyle ilgili hususlarda bazı sözler söyledi. Bakınız, öyle hassas, öyle kritik noktalardan geçiyoruz ki, Sayın Başbakan bile Avrupa Birliğinin bazı çevrelerinin Türkiye'yi bölmeye çalıştıklarını ifade ediyor.
Geçen hafta, bakınız, bütün dünyada Türkiye aleyhine yapılan faaliyetlerin, gayretlerin hangi noktalara ulaştığını görüyorsunuz ve yine, geçen hafta içerisinde Avrupa'daki birçok ülkede parlamentoya sunulan kanun tasarılarının, altını çizmek istiyorum, sözde Ermeni soykırımını inkâr edenlerle ilgili, o ülkelerde kanunlarına ceza hükümleri yerleştirmek için meclislerini faaliyete geçirdiler. Avrupa'nın birçok ülkesinde Türk Bayrakları yakıldı, ayaklar altına alındı ve âdeta bir noktadan başlanmış hissini veren bütün bu olaylar, ardı ardına, Türkiye'nin iktidar olma noktasında en zayıf dönemine rastlıyor.
Bakınız, iktidar olmak ayrı, muktedir olmak ayrı. Geçen hafta Sayın Genelkurmay Başkanının, özellikle hükümete de yönelik olarak söylemiş olduğu sözler karşısında, İktidar Partisinin genel başkan yardımcısının "çok dengeli, çok güzel sözler" lafından başka hiçbir şeyin söylenmediği günümüzde, bir Anayasa Mahkemesi Başkanının konuşması karşısında bütün bakanlarımız sıraya geçti.
Ben de karşıyım Anayasa Mahkemesi Başkanının yapmış olduğu konuşmaya; ancak, bütün bunlar, bütün bu olup bitenler, son dönemdeki, iktidarın girmiş olduğu aczin bir neticesidir, onun bir sonucudur. Ben istiyorum ki, hükümetimizin, bütün bu gelişen olaylar karşısında, içte ve dışta ülkenin sıkıntılarını artırmaya çalışan bütün bu olaylar karşısında dik bir duruş sergilemesi lazım geliyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi aynı duyarlılığı göstermek mecburiyetinde.
Bakınız, Polonya Meclisi, yine geçen hafta, sözde Ermeni soykırımıyla ilgili olarak bir karar aldı ve bunun kınanmasıyla ilgili bir karar aldı. Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bütün bunlarla mücadele etmemiz gerekirken "TÜBİTAK Kanununda, yatırımların teşvikiyle ilgili kanunlarda Doğru Yol Partisinin veya muhalefetinin sesini nasıl kısarız, onları nasıl konuşturmayız, bu kanunları buralardan alelacele nasıl geçiririz"in hesabını yapmanın muhasebesini, mutlaka, vicdanlarınızda yapmak mecburiyetindesiniz ve bunun izahını da mutlaka, kamuoyuna, Türk Milletine ve Türkiye Büyük Millet Meclisine de yapmak mecburiyetindesiniz.
Bakınız, bütün göstergeler son dönemde olumsuzluğa geçiyor. İşte, işsizlik rakamları açıklandı. Dünyada büyüme rekoru kırıldı derken, işte, üç aylık işsizlik rakamları yüzde 11,5. Ben, bir ekonomistin, bir iktisatçının gelip, bu kürsüden, yüzde 9,9 büyümenin karşılığı olarak işsizliğin nasıl arttığının bir açıklamasını istiyorum değerli milletvekilleri. Geliniz, burada, bunu açıklayınız; dünyada bunu açıklayacak iktisatçı yok.
Bakınız, yine, tüketici güven endeksi son ayda 3,2 puan azalarak, son yılların en düşük seviyesine ulaşmış. İthalat, dünyada rekor kırarak, geçen sene yüzde 40 artmış, dışticaret açığı dünyada rekor kırarak 35 milyar dolara ulaşmış, carî açık 15,6 milyar dolara ulaşmış ve bütün bunları alt alta koyacak olursanız, vahim tablo kendiliğinden ortaya çıkıyor.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)- Enflasyon, faiz oranlarını söyle!.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)- Yatırım yapma yönünden dünyanın en riskli 7 nci ülkesi Türkiye; 1 inci sırada da Irak var, önümüzde 5 ülke daha var. Doğrudan yabancı yatırım, sadece 330 000 000 dolar 2004 yılında. O kadar çok övündüğünüz, o kadar çok reklamını, propagandasını yaptığınız bir konuda bile, 2004 yılında Türkiye'ye giren doğrudan yabancı yatırım 330 000 000 dolar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 26 Nisan 2005