İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 10. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Eleman temininde güçlük çekilen yerlerde sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılması (s.s.998)

Ümmet Kandoğan

Denizli Milletvekili ·

Genel Kurul, 10. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Ekim 2005 · 905 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ümmet Kandoğan, 20 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEMAN TEMİNİNDE GÜÇLÜK ÇEKİLEN YERLERDE SÖZLEŞMELİ SAĞLIK PERSONELİ ÇALIŞTIRILMASI (S.S.998)); konuşma 905 kelime.

Ümmet Kandoğan (Denizli). “Eleman temininde güçlük çekilen yerlerde sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılması (s.s.998)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-10-20-eleman-temininde-gucluk-cekilen-yerlerde-sozlesmeli-saglik-personeli-c (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin Grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Aleyhinde söz almamın hangi sebeplerden kaynaklandığını sizlere izah etmeye çalışacağım.

Öncelikle, itiraz sebebimin başında gelen en önemli konu, böyle, yüzbinlerce insanı ilgilendiren bir konunun, bugün, bizlerin haberi olmadan ve bu konuyla ilgili ciddî manada bir inceleme ve araştırma yapmadan bizim önümüze getirilmiş olmasına itiraz ediyorum. Yoksa, bu konunun bugün Meclis gündemine getirileceği bundan üç gün, beş gün, on gün önce tarafımıza bildirilmiş olsaydı… En azından, bugün, bu kürsüden, bu kanunun, mutlaka çıkması gereken bu kanunun lehinde çok şey söyleme imkânımızı kaybetmiş olmamızdan dolayı itiraz ediyorum. Yoksa, bu kanun, hakikaten, bir an önce Meclis Genel Kurulunda ciddî bir şekilde ele alınmalı ve bu konu bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun aylardan beri feryadını ben çok yakından biliyorum, takip ediyorum ve her gün gazetelerde, televizyonlarda kredi kartı mağdurlarıyla ilgili çıkan haberler bir milletvekili olarak beni derinden yaralıyor, üzüyor.

Bakınız, sizlere bazı rakamlar vermek istiyorum. 2001 krizinde krizden etkilenenlerin sayısı 111 000 civarındaydı; yani, o anda kriz dolayısıyla ortaya çıkan yüksek faizden etkilenenlerin sayısı 111 000, 2001 krizinde; ama, şimdi, Türkiye'de, şu anda, kredi kartı mağduru olan en az 300 000 insan var ve bu rakam, her geçen gün, katlanarak, artarak büyüyor. Eğer, tedbir alınmazsa, eğer, bu kanun bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmezse, Türkiye'de, belki, milyonların üzerinde yeni kredi kartı mağdurları ortaya çıkacak ve toplumumuzun, çok ciddî manada, bir buhranla karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkacaktır.

Şimdi, Türkiye'deki kredi kartı faizlerinin ortalaması yüzde 6 civarında, şu anda, ortalama yüzde 6 civarında kredi kartlarına bir faiz uygulanıyor. Ancak, kanunî faizin yüzde 40'lar olduğu, yeniden değerleme oranının yüzde 11 olduğu, gecikme faizinin yine yüzde 40'lar seviyesinde olduğu ve ticarî faizin yüzde 25'ler seviyesinde olduğu günümüzde kredi kartı borcundan dolayı faiz oranlarının yüzde 100'lerin üzerinde olmasını hiçbir aklıselim sahibi gelip bu kürsüden rahatlıkla izah edemez. Bütün vatandaşlarımız güzünü Meclise dikmiş, bu kanunun, bu Meclisten ne zaman geçeceğinin hesabını yapıyor.

Eğer, bir tedbir alınmazsa -tekrar ediyorum- 2001 krizinden daha büyük bir kriz ülkemizin kapısının önünde çok ciddî bir şekilde durmaktadır. Ne enteresandır ki, bu 300 000 kredi kartı mağdurlarından -eğer, basına intikal ettiği şekliyle doğruysa- 186 milletvekilinin de kredi kartı mağduru olduğu söyleniyor. Şimdi, toplumun gelir seviyesinin çok üstünde bir hayat seviyesi içerisinde yaşayan milletvekillerinden 186'sı bu durumdan mustarip durumdaysa, çok zor şartlar altında yaşayan, binlerce, milyonlarca vatandaşın yarın ne tür acılarla karşı karşıya olacağını sizlerin takdirine bırakmak istiyorum.

Peki, bu kredi kartı mağdurlarının sayısının artmasının altındaki nedeni ve gerçeği de iyi incelememiz lazım. Özellikle son dönemlerde makro olarak ekonominin çok iyi olduğunu ifade edenlerin, tabandaki vatandaşların, çiftçinin, köylünün, esnafın, memurun, emeklinin ne kadar zor şartlar altında yaşadığını da çok iyi bir şekilde ortaya koymaları lazım.

Bakınız, bugün kredi kartlarından mağdur olanlar sadece memurlar değil, kredi kartı sahibi olan köylülerimiz, çiftçilerimiz de mağdur. Çünkü, bu kesimde yaşayan vatandaşlarımızın özellikle son üç yıldan beri tarımda uygulanan ve son derece kötü bir uygulama olan tarımla ilgili ekonomik politikalardan dolayı her geçen gün gelir seviyeleri azalmakta, bunun karşılığında da girdileri artmış olmasından dolayı maalesef kredi kartı mağduru olma yolunda o kesim de büyük ölçüde bu durumdan etkilenmektedir. Esnaflarımız… Çiftçide, köylüde para olmayınca bundan en çok etkilenen kesimimiz, esnaf kesimimiz. Esnaf kesimimiz özellikle son dönemlerde ciddî manada sıkıntı içerisindedir. Kamu görevlilerimiz… Enflasyonun üzerinde zam verildiği iddia edilen kamu görevlilerimizin de her geçen gün hayat standartlarının azalmakta olduğu çok açık bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bakınız, Türkiye'deki yoksul sayısı geçen sene 1 017 000 kişi artmış değerli milletvekilleri. Bu, kendiliğinden ortaya çıkan bir durum değil, uygulanan ekonomik politikaların neticesi olarak bunlar resmî rakamlardır. 2004 yılı içerisinde 1 017 000 kişi yoksulluk sınırının altında hayatlarını devam ettirme mecburîyeti içerisine girmişler. Bakınız, kırsal kesimde bu rakam çok daha çarpıcı. Kırsal kesimde yoksulların sayısı 9 429 000 iken, bu rakam 10 081 000 adede ulaşmıştır. Eğer uygulanan tarım politikası doğruysa, verilen fiyatlar doğruysa, girdi fiyatları artmıyorsa, tarımdaki bu yoksulların nüfusunun yaklaşık 800 000 civarında artmasını neyle izah edeceğimizi, gelip bu kürsülerden ifade etme durumunda olduğumuz çok açık bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ve, yine, Sayın Abdüllatif Şener'in bir ifadesi… "1 000 000 insan Türkiye'de açlık sınırının altında yaşıyor" diyor Sayın Abdüllatif Şener, kendi ifadesi. "19 000 000 insan geçinemiyor" diyor; bunu Sayın Bakanımız Abdüllatif Şener Bey söylüyor, ben, kendi ifadelerinden aldım. Sayın Bakan, Türkiye'de 19 000 000 insanın geçinemediğini ifade ediyorsa, bunun sebeplerinin de ciddî bir şekilde ortaya konulması lazım. Bunların araştırılması lazım, bunların tedbirlerinin alınması lazım. Eğer, bu tedbirler alınmayacak olursa, önümüzdeki yıl tarım kesimi daha da çökecektir, esnaf daha da zor durumda kalacaktır, işçi, memur geçim sıkıntısı içerisine girecektir.

Bakınız, enflasyonun yüzde 9 olduğunu söylüyorsunuz; ama, enflasyonla yaşayan vatandaşlarımızın gerçek enflasyonunun ne olduğunu ortaya koymak lazım. Türkiye'de yaşayanların büyük çoğunluğunun kirada olduğunu hepimiz biliyoruz. Kira artışları, enflasyon oranı kadar mı değerli milletvekilleri?! İşte, rakamlar yayımlandı, yüzde 15 civarında kira artışı var. Enflasyon yüzde 8; yüzde 8'in üzerinde, bu vatandaşlarımızın yarısının, enflasyon oranının yüzde 7 fazlası her yıl taksidinin artmış olmasından dolayı ceplerinden çıkan bir kayıp var. Akaryakıttaki artış, enflasyon oranı kadar mı değerli milletvekilleri?! Peki, bu akaryakıtı bu vatandaşlar kullanmıyorlar mı?! Akaryakıttaki artış, enflasyon oranının 2 katı!.. Peki, bu kaynak vatandaşın cebinden bir şekilde çıkmıyor mu?! Demek ki, Türkiye'de yaşayan herkesin enflasyon oranı yüzde 7, yüzde 8 değil değerli milletvekilleri.

O nedenle, bugün, gündemimize gelen bu kredi kartı mağdurlarının dertlerine derman olabilecek olan bu kanun teklifinin, baştaki şerhimi de tekrarlayarak, mutlaka, kanunlaşması gerektiği inancındayım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 20 Ekim 2005

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook