Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hakkında (s.s.1000)
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 45. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Aralık 2005 · 558 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 28 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN KARŞILANMASI HAKKINDA (S.S.1000)); konuşma 558 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hakkında (s.s.1000)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 28 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-12-28-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararlarin-karsilanmasi-hakkinda-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanun üzerinde görüşlerimi ifade etmek istiyorum.
Öncelikle, Türkiye'de, 1980'li yıllardan sonra, terör olaylarından dolayı çok büyük bir mağduriyet yaşayan vatandaşlarımızın bu mağduriyetlerinin bir nebze de olsa giderilmesi yolunda hazırlanan bu kanun tasarısını genel olarak olumlu görüyorum.
1987-1992 yılları arasında, Siirt'te, hem kaymakam hem de vali yardımcısı olarak görev yapan birisi olarak, terörün o bölgedeki insanlara ne kadar büyük zarar verdiğini, 30 000'i aşkın vatandaşımızın hayatının kaybolmasına sebebiyet verdiğini çok yakından bilen ve tanıyan birisiyim. Ancak, günümüzde de, bir ara sıfırlanan terörün yeniden canlanmaya başladığını da büyük bir üzüntüyle görüyorum. Özellikle terör örgütü elebaşısının yakalanmasından sonra terör örgütünün büyük ölçüde bir çöküntüye girdiğini, artık o bölgeden de tamamen tasfiye edildiğini gören, bilen insanlar olarak, bugün terörün yeniden canlanmakta olduğunu, yeniden bölgedeki vatandaşlarımızı huzursuzluk ve sıkıntı içerisine sokmaya başladığını görüyoruz.
Terörle mücadele, dünyanın en zor mücadelelerinden biridir. Terörle mücadelenin çok değişik ve birbirini tamamlayan yolları ve metotları vardır. Bu yolların ve metotların birlikte ele alınması, birlikte değerlendirilmesi, eğer bir ayağı noksan bırakılırsa, terör örgütüyle mücadelede büyük bir zafiyet içerisine girileceğinin bilinmesi gerekmektedir.
Terörle mücadelenin güvenlik boyutu vardır, ekonomik boyutu vardır, psikolojik boyutu vardır, sosyal boyutu vardır, siyasî boyutu vardır, eğitim boyutu, sağlık boyutu, dışpolitika boyutları vardır. Bütün bunların derli toplu bir şekilde ele alınıp, değerlendirilip, daha sonra terörle mücadeleye girişilmesi gerekmektedir.
Bakınız, bugün, eğer, terör oralarda yeniden hortlama içerisine girmeye başlamışsa, bunun altında yatan en önemli sebeplerin başında, o bölgedeki ekonomik sıkıntı ve zorluklardan kaynaklanmakta olduğunu görebiliriz.
Bakınız, 49 ille ilgili bir Teşvik Kanunu getirildi. Biz, buradan, o Teşvik Kanununun yanlış olduğunu çok açık ve net bir şekilde söyledik, teşvikin sektörel ve bölgesel olması lazım geldiğini ifade ettik; ancak, o dönemde, burada, bu konuda çok eleştirilerde bulunmuş olmamıza rağmen, maalesef, Teşvik Kanunu bugünkü haliyle çıktı. Ancak, görünen o ki, yaklaşık iki yıl sonra bu Teşvik Kanunuyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine bir tek çivinin çakılmadığını hepimiz görüyoruz. O bölgeden gelen milletvekillerimizle görüşüyorum, konuşuyorum ve Adalet ve Kalkınma Partisinin ilgilileri, yetkilileri Adıyaman'dan ileriye bir tek yatırımın gitmediğini söylüyorlar.
Değerli milletvekilleri, teşvikle ilgili bu kanunun yeniden gözden geçirilmesi, doğu ve güneydoğuyla ilgili olarak yeni teşvik tedbirlerinin mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.
Özelleştirmeler, elbette, bir hükümet tercihidir, bir ekonomik tercihtir; ancak, bu özelleştirmeler yapılırken, özellikle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan fabrikaların, yatırımların özelleştirme düşüncesini bir kenara bırakarak, o bölge insanının yararına nasıl değerlendirilebileceği hususu gözlerden uzak tutulmamalıdır. O bölge kan ağlıyor. Müthiş bir ekonomik sıkıntı ve zorluk var. Tarım oralarda çökmüş. Bütün bu olumsuzlukların üzerine vatandaşın devlete olan güvenini sarsarsanız, ben buradan sizleri ikaz ediyorum, terör örgütünün o bölgedeki etkinliği yeniden artmaya başlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Şemdinli'de ve o bölgedeki diğer gelişen olayların temelinde yatan sebep de budur. Terör örgütü, o bölgedeki sıkıntıları ve zorlukları kullanarak, vatandaşla devlet arasındaki bağı koparmaya çalışmaktadır. Bu noktada çok duyarlı olmamız lazım geldiği inancımı bir kez daha ifade etmek istiyorum ve yine, geçmişten günümüze terör örgütüyle çok büyük bir mücadele içerisine giren ve yüzlercesinin hayatını kaybettiği korucularımızla ilgili olarak da Sayın İçişleri Bakanımızdan, özellikle, istirham ediyorum; mutlaka onların sosyal güvenliklerini garanti alacak yeni düzenlemelerin yapılması gerektiği inancında olduğumu ifade etmek istiyor ve bu düşünceyle, bu kanunun, özellikle terörden çok büyük ölçüde mağduriyet gören vatandaşlarımızın dertlerine bir nebze çare olabileceği inancımla sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
109 konuşma daha · 28 Aralık 2005