Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Eskişehir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 56. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Ocak 2017 · 569 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Utku Çakırözer (CHP), 12 Ocak 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 569 kelime.
Utku Çakırözer (CHP, Eskişehir). “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 12 Ocak 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/utku-cakirozer-26-2017-01-12-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tek (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=56676
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, televizyon yayını olmadığı için bizleri sadece internet aracılığıyla izleyebilen saygıdeğer yurttaşlarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu getirdiğiniz ne bir parlamenter sistem ne de bir başkanlık sistemidir. Getirdiğiniz bu paket, tüm yetkileri tek kişide toplayan bir kuvvetler birliği rejimidir, düpedüz bir tek adam rejimidir. Getirilen tüm düzenlemelerin, mesela, Cumhurbaşkanı ve Meclis seçimlerinin aynı gün yapılmasının tek amacı Cumhurbaşkanı ile Meclis çoğunluğunu aynı partiden çıkarma hesabıdır. Ancak bunu sağladığınız anda millet egemenliğinin tecelli makamı olan bu yüce Meclisin de ipini çekmiş olacaksınız. Bir kişi hem Cumhurbaşkanı olacak hem de parti lideri kalacak ve milletvekillerini belirleyecek. Meclis çoğunluğu onun kontrolünde olacağı için Meclisin bağımsızlığı, saygınlığı kalmayacak. Meclis, en temel yetkisi yasama tekelini Cumhurbaşkanı kararnamelerine devredecek, yürütmeyi denetleme olanakları elinden alınacak, ülke bütçesini dahi denetleyemez duruma getirilecek. Bunlar yetmezmiş gibi, Cumhurbaşkanına verilecek Meclisi feshetme yetkisiyle yüzde 50’nin iradesi ile milletin tamamının iradesi üzerinde tahakküm kurulacak. Sonra bir de tarafsızlık meselesi var, Cumhurbaşkanı bir yandan Anayasa’da yazan tarafsızlık yeminini edecek, devlet başkanı olarak görev yapacak ama bir taraftan da partisinin genel başkanı olarak kalacak; milletvekillerini, belediye başkanlarını, il başkanlarını belirleyecek. Bunun adı demokrasi, bunun adı hukuk devleti değildir arkadaşlar, bunun adı açıkça söyleyelim ki parti devletidir ve 21’inci yüzyıl Türkiye’sine yakışmayan arayışlardır bunlar.
Değerli arkadaşlarım, denge ve denetleme mekanizmasının temel unsuru yargı, bu paketle Cumhurbaşkanının kontrolü altına girmekte, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı tamamen ortadan kalkmakta.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, biz bu kadar sınırsız yetki, bu kadar sorumsuz ve bu kadar denetimsiz biçimde kimin elinde toplanırsa toplansın buna karşıyız ve sonuna kadar da karşı duracağız çünkü tüm kuvvetlerin tek kişide bulunduğu bir sistemde hiçbir yurttaş güven altında değildir, hürriyetlerden bahsedilemez.
Değerli arkadaşlarım, sizlere sormak isterim, getirilen bu Anayasa değişikliği Türkiye’nin hangi sorununu çözecek? İktidarıyla muhalefetiyle bizleri buraya gönderen aziz yurttaşlarımızın bizden haklı beklentileri var, çözüm bekleyen dertleri, sıkıntıları var. Terörü nasıl bitireceğiz? Yurttaşımızın yaşam hakkını nasıl güvence altına alacağız? Hukuk güvenliği, yargı bağımsızlığı nasıl sağlanacak? Yoksulluk nasıl bitirilecek? İşsizlik nasıl azaltılacak? Türk liramızın değer kaybı nasıl durdurulacak? Üretim nasıl artırılacak? Hakça paylaşım nasıl sağlanacak? Eğitim sistemimiz nasıl iyileştirilecek?
Arzu ettiğiniz tek adam rejiminde bu sorunların çözüleceğinin garantisi var mı? Yok arkadaşlarım, yok çünkü hem on beş yıldır tek başınıza iktidarsınız hem de bunun son iki yılında Anayasa’ya da aykırı bir biçimde fiilî başkanlık sistemi var. Peki, sorunlar çözülebildi mi? Terör her gün yavrularımızın canını almaya devam ediyor. Kürt sorunu hâlâ çözümsüz. 3 gençten 1’i işsiz. Asgari ücret açlık sınırının altında. Dolar aldı başını gidiyor, ardı sıra zamlar, vergiler. Esnaf borç yükü altında, çiftçinin beli bükülmüş. Hâl böyle iken biz günlerdir sabahlara kadar neyle uğraşıyoruz? Bir kişinin başkanlık ısrarıyla, Parlamentomuza yönelik tek adam dayatmasıyla.
Değerli arkadaşlarım, halkımız burada ne tartışıldığından habersiz, ülkemizi, yurttaşlarımızı yakından etkileyen böylesine büyük bir değişikliğin ne getirdiği bilinmiyor. Neden? Çünkü televizyonlar özgürce yayın yapamıyor. Bakın, Meclis Televizyonu dahi vermiyor görüşmelerimizi. Halkın haber alma güvencesi olan basının sesi kısılmış durumda. 150 gazeteci hapiste, hapiste olmayanların büyük çoğunluğu işsiz. Gazeteler, televizyonlar, radyolar kapalı, internet yasaklı. Tutuklu gazetecilerin, milletvekillerinin bir an önce iddianameleri açıklanmalı, tutuksuz yargılanarak hâkim önüne çıkarılmaları sağlanmalıdır. OHAL bitmeli, olağan düzene dönmemiz gerekmektedir. Bu ülkede ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün sağlanması meselesi iktidarıyla muhalefetiyle hepimizin, Türkiye demokrasisinin itibar sınavıdır.
Değerli arkadaşlarım, Atatürk ve cumhuriyeti kuran kadrolar tarafından en değerli armağan olarak bizlere bırakılan, üzerine namus ve şeref sözü vererek yemin ettiğimiz cumhuriyetimizi, millet egemenliğine dayalı parlamenter demokrasimizi korumaya kararlıyız. Bu nedenle bu tek adam düzenlemesine sonuna kadar “hayır” diyeceğiz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 12 Ocak 2017