İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 100. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Utku Çakırözer

Eskişehir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 100. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Temmuz 2021 · 583 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Utku Çakırözer (CHP), 7 Temmuz 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 583 kelime.

Utku Çakırözer (CHP, Eskişehir). “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/utku-cakirozer-27-2021-07-07-ceza-muhakemesi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=99048

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Tek adam yönetimi, kadınların en temel güvencesi sayılan İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca ve insafsızca çıktı. Şimdi, bu pakete koyduğunuz, üzerinde konuştuğum madde gibi düzenlemelerle bu büyük ayıbın üstünü örtmeye çalışıyorsunuz; kapatamazsınız, örtemezsiniz. AK PARTİ Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan sözleşmeden çıkışın kesinleştiği gün eylem planı açıklıyor; şiddeti önlemek, soruşturmak, kovuşturmak, ortadan kaldırmaktan bahsediyor. İyi ama bu amaçların, hedeflerin her biri zaten İstanbul Sözleşmesi’nde var. O zaman neden çıktınız? Soruyorum, neden çıktınız?

Değerli arkadaşlarım, kadın cinayetleri meselesi Türkiye’nin ayıbı. Bu torbaya 1, o torbaya 2 madde eklemekle çözülemez. Mesele, polisiyle, yargısıyla, siyasetçisiyle, kadının insan haklarına, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik zihniyetin değişmesinde.

Bakın, bu kürsüden size Eskişehirli 2 çocuk annesi Ayşe Tuba Arslan'ın hazin hikâyesini anlatmıştım. Hani 23 kez suç duyurusunda bulunduğu eski eşi tarafından satırlı, bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden, öldüğünde çantasından “Beni ölünce mi koruyacaksınız?” diyen son dilekçesi çıkan Ayşe Tuba’dan.

Değerli arkadaşlarım, bugün size Ayşe Tuba’yı toprağa verdikten sonra neler oldu onu anlatacağım. 23 suç duyurusuna rağmen Ayşe Tuba'yı korumayan Emniyet, yargı ve Aile Bakanlığı uzmanlarından hiç birisine hesap sorulmadı. HSK’si, Adalet Bakanlığı, Aile Bakanlığı, Emniyeti el ele verip ihmallerin üstünü kapattı, Ayşe Tuba’yı mezarında bir kez daha öldürdüler. Bitmedi, katiline Eskişehir Mahkemesi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermişti, geçen hafta istinaf mahkemesi cezayı fazla bularak indirdi. Savcısıyla hâkimleriyle tüm mahkeme, satır ve bıçakla yüz ve boyun bölgesinden 15 öldürücü darbeyi yeterince canavarca bulmadı, kırk beş gün ölüme direnen Ayşe Tuba’nın yeterince eziyet çekmediğine hükmetti; inanması güç ama böyle. Daha vahimi ise toprak altındaki Ayşe Tuba'nın hayatı haksızca, vicdansızca yargılanarak bu katliam namus cinayeti kılıfına sokuldu, hâkimler haksız tahrik indirimi uyguladı, ceza yirmi dört yıla indirildi; infaz sistemine göre on yıl geçmeden bu katil aramızda olacak. Ayşe Tuba mezarında bir değil bin kez katledilmiş oldu. Daha kötüsü ise bundan sonra işlenecek binlerce kadın cinayetinin gerekçesi ve zemini de hazırlanmış oldu.

Yaşanan şu: “Koruyacağız.” diyorsunuz, korumuyorsunuz, korumayandan hesap sormuyorsunuz. “Caydırıcı ceza.” diyorsunuz, caydırmıyorsunuz. Sadece altı ayda 150 kadın katledildi, oysa İstanbul Sözleşmesi tam da bunlar için vardı. Ne diyor o sözleşme? “Önleyici tedbir.” diyor, “Tehdit söz konusuysa kadınları koru.” diyor. “Evliymiş, boşanmışmış, sevgiliymiş, imam nikâhlıymış demeden tüm kadınları koru. Bunu yapamadıysan etkin kovuşturma yap, etkin ceza sistemin olsun, adaleti sağla.” diyor ama işte Ayşe Tuba dosyası da ortada; ne koruma var ne ceza var ne de adalet. Yarattığınız bu kadın düşmanı sistemde mezarda bile ölüm var tüm kadınlara.

Değerli milletvekilleri, biz burada sözde reform paketini konuşuyoruz ama her pakette hak ve özgürlükler geri gidiyor. Bu sefer daha biz burada görüşürken ekranlar karartılıyor, ilan ambargoları uygulanıyor. Bakın, bugün iktidarın sopasına dönüşen RTÜK televizyonlara yine ceza yağdırdı. FOX TV, Tele 1, Halk TV, KRT, TV 100’e ağır yaptırımlar… Gerekçeleri inanılır gibi değil. Kanal İstanbul eleştirisine ceza; TÜİK’in pembe istatistiklerini eleştirdin, ceza; muhalefet partisinin toplantısını yayınladın, ceza; işsiz müzisyenler için türkü söyledin, ona bile ceza. Peki, hani nerede bu reformlar, nerede özgürlükler? Bakın, RTÜK üyesi İlhan Taşçı açıkladı. Gerçekleri haberleştirmekten, iktidarı eleştirmekten çekinmeyen kanallara altı ayda 22 ceza kesilmiş, bugünküleri de ekleyin, 30 ceza.

Öte yandan, değerli arkadaşlarım, yine Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı var biliyorsunuz. Ne diyorsunuz? “Gazetecilerin güvenliği sağlanacak, meslek faaliyetleri kolaylaştırılacak.” diyorsunuz ama bırakın güvenliklerini sağlamayı boğazlarına basarak nefes alamayacak hâle getiriyorsunuz. İşte dünyanın takip ettiği ödüllü foto muhabiri Bülent Kılıç’ın hâli. Peki, Emniyetin gazetecilerin çekim yapmasını engelleyen genelgesine ne diyeceğiz, hani nerede kaldı gazeteci faaliyetini kolaylaştırmak? Daha vahimi ise değerli arkadaşlarım, bu yılın ilk altı ayında 50’den fazla gazeteci ya saldırıya uğradı ya da polis şiddetiyle karşı karşıya kaldı.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

112 konuşma daha · 7 Temmuz 2021

112 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook