Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ile devlet su işleri umum müdürlüğü teşkilat ve vazifeleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s: s.:94)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 102. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Mayıs 2008 · 846 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Vahap Seçer (CHP), 9 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN İLE DEVLET SU İŞLERİ UMUM MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE VAZİFELERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S: S.:94)); konuşma 846 kelime.
Vahap Seçer (CHP, Mersin). “Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ile devlet su işleri umum müdürlüğü teşkilat ve vazifeleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s: s.:94)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2008-05-09-bazi-yatirim-ve-hizmetlerin-yap-islet-devret-modeli-cercevesinde-yapti (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA VAHAP SEÇER (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 11 Mayıs Pazar Anneler Günü. Hayatımızın her döneminde sevgi, şefkat ve sıcaklıklarını yüreğimizde hissettiğimiz o güzide insanların Anneler Günü’nü kutluyorum. Hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum.
Değerli arkadaşlarım, 94 sıra sayılı Kanun Tasarısı hakkında grubum Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tarım Bakanımız Sayın Mehdi Eker, bugün çay alım fiyatlarını açıkladı, Rize’de açıkladı. Türkiye’de yıllık çay üretiminin yüzde 60’ını, yaklaşık olarak 750 bin tonunu üreten Rize’de bugün bir açıklama yaptı. Geçen yıl 73 yeni kuruştan devletin, ÇAYKUR’un aldığı çay fiyatlarını bu yıl için, 2008 yılı için yüzde 16,4 artış ile 85 yeni kuruştan açıklamış oldu. Sayın Bakanın, bu konudaki fiyatı düşük bulan bazı kuruluşların veya üreticilerin karşısındaki savunması “Türkiye’de yıllık enflasyon oranı yüzde 10’dur, biz enflasyon oranının üzerinde bir fiyat açıklayarak çiftçimize gerekli, yeterli fiyatı verdik.” şeklinde oldu. Gerçekten, bugünkü ortamda bu açıklamaya gülmekten başka bir şey yapamıyorum. Gübre fiyatlarının bir yılda yüzde 150 arttığı, akaryakıt fiyatlarının yüzde 30 seviyelerinde yükseldiği, enerji fiyatlarının arttığı bir dönemde yüzde 16,4 gibi bir fiyat artışı, bu yıl da çay üreticisini maalesef mağdur edecek. Adalet ve Kalkınma Partisi, Rize’den yüzde 50’nin üzerinde oy aldı. Sanıyorum çay üreticisi, bu konuyu önümüzdeki seçimlerde değerlendirecektir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, serbest piyasa savunucuları, hızlı, sürdürülebilir bir kalkınma için, ayrıca kaynakların rasyonel kullanılması için serbest piyasa koşullarının işletilmesi gerektiğini söylerler; ayrıca, bedel ödemeden mal ve hizmetleri elde edenlerin veya elde ettikleri mal ve hizmetlerin değerinden bir ücretle bunu sağlayanların bu mal ve hizmetlerin değerini anlayamayacakları tezini savunurlar. Dolayısıyla piyasaların serbest piyasa koşullarında işlemesi, devletin bu konuda etkinliğini, ağırlığını piyasalardan çekmesi gerektiğini söylerler. AKP İktidarı iş başına geldiği günden bu yana bu ideolojiye, bu görüşe sıkı sıkıya bağlı olduğunu bütün icraatlarında bizlere göstermiş oldu.
Elbette ki bugün değişen dünya düzeninde, ekonominin küreselleştiği, sermayenin sınır tanımadığı bugünkü ortamda sıkı sıkıya, radikal bir şekilde devletçi politikaları savunmak herhâlde abesle iştigal olur. Elbette ki biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bugünkü küresel ekonominin hüküm sürdüğü ortamda ne yabancı sermayeye karşıyız ne özelleştirmelere karşıyız ne de yap-işlet-devret modeline karşıyız. Ancak tabii ki bugün ülkemde uygulanan bu yeni liberal politikaların da ölçüsüzce, fütursuzca yapılmasına burada muhalefet etmek durumundayız.
Özelleştirme veya diğer bir model olan yap-işlet-devret modelinin elbette bazı sektörlerde uygulanabilirliği olabilir, rasyonelliği olabilir. Ama şunu unutmamak lazım ki: Özelleştirmelerde özelleştireceğiniz sektörün veya özel sektör marifetiyle hizmet alacağınız sektörlerin siyasal, sosyal, ekonomik, stratejik boyutlarını irdelemek gerektiğini düşünüyorum. İşte, 7’nci maddenin içeriğini teşkil eden su konusu da böyle bir stratejik konu, stratejik sektör.
Özellikle son yıllarda hızlı nüfus artışı, küresel ısınma kaynaklı kuraklık, çevre kirliliği gibi sorunlar, sadece Türkiye'de değil dünyada suyu önemli hâle getirdi. Ayrıca, Türkiye'nin üzerinde bulunduğu coğrafya, Orta Doğu coğrafyasında sınır aşan sulara sahip olmamız, dış baskılardan dolayı, dış tazyiklerden dolayı, Türkiye'de suyu… Çevre ülkelere göre, Orta Doğu ülkelerine göre daha su zengini olduğumuz varsayılırsa ki aslında, dünya ortalamasına göre Türkiye bir su fakiri ülkedir veya kendi kendine yetebilen bir ülkedir. Bu konuda, çok stratejik olan bu konuda Türkiye’nin ciddi önlemler alması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin su konusunda ulusal bir su politikası olması lazım. Su kaynaklarının daha rasyonel kullanılması için ilke ve yöntemlerini iyi tespit ettiği ve belirlediği, yüce Meclisin, bir su yasası çıkarması gerektiğini düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye gerçeğinde su kaynaklarımızın yaklaşık yüzde 40-50’sini rasyonel olarak kullandığımızı düşünürseniz… Türkiye’nin 40 milyar metreküp gibi bir su tüketimi var. Zaten, bunun üçte 2’lik, 30 milyar metreküp gibi bir kısmı sulama suyuna, tarım suyuna gidiyor. Bunun, tarım ülkesi olan ülkemizin, bir kat daha, su kaynaklarının rasyonel kullanımı anlamında çok daha dikkatli davranması ihtiyacını ortaya çıkardığını düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, elbette ki çok hızlı ve ivedi şekilde Türkiye’de su kaynaklarının kullanımı konusunda yatırımlara gidilmesi gerekiyor. Ancak bunu ne şekilde yapmamız gerekiyor? Kamu yatırımlarının yapılabilmesi için geçmişten günümüze dünyada değişik yöntemler var; ya radikal birtakım mali tedbirler alırsınız, bunu devlet bütçesinden karşılarsınız ya dış kredi, iç kredi finansman kaynaklarını devreye sokarsınız, bu yatırımları o şekilde yaparsınız ya da bugün görüştüğümüz yap-işlet-devret modeli şeklinde bir uygulamaya gidersiniz ki bu tespiti de yapmak istiyorum: Bu görüştüğümüz yasa tasarısındaki model, yap-işlet-devret modelinden farklı bir modeldir.
Benim ve partimin görüşü, Türkiye’nin su kaynaklarının kullanımı konusundaki yapacağı yatırımlarda, kesinlikle, bu stratejik ürünün devlet bütçesinden karşılanacak şekilde yatırımlarının yapılmasıdır.
Değerli arkadaşlarım, Devlet Su İşleri, cumhuriyet kurulduğundan bu yana, 1930’lu yıllardan bu yana Türkiye’de birçok hizmete imzasını atmış; bugün, Türkiye’nin sulanabilir 4,9 milyon hektar tarım alanının 2,8 milyon hektarını sevk ve idare eden bir kurum. Yıllarca projeler üretmiş, çok değerli beyinler, mühendisler, uzmanlar yetiştirmiş. Ancak, bakıyorsunuz, 2002’den bu yana Devlet Su İşleri üzerinde AKP İktidarının yaptığı tasarruflar sonucu Devlet Su İşlerinin bütün organları dumura uğratılmış ve bugün Devlet Su İşleri hizmet yapamaz duruma gelmiştir. Sayın Bakan bu kurumun Genel Müdürlüğünü yaptı. Sanıyorum, o kurumun ne kadar stratejik ve önemli bir kurum olduğunu kendisi de biliyordur.
Tabii, Türkiye’de aslında “özelleştirme” deyince çok kötü şeyler akla geliyor. Vurgunlar, talanlar, özelleştirmeyle eş değer kullanılır cümleler, kelimeler hâline geldi. Son günlerde de sayenizde tek kişilik ihale modelini de öğrendik. İşte ATV-Sabah ihalesi, likör fabrikası arsasının satışı olayı, gerçekten, bu kamuoyunun vicdanını rencide edici birtakım satış şekilleri, özelleştirme şekilleri.
Değerli milletvekilleri, bu konuda muhalefetin gösterdiği hassasiyeti sizlerin de göstermeniz gerektiğini düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 9 Mayıs 2008