Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında türkiye cumhuriyetinde akkuyu sahasında bir nükleer güç santralinin tesisine ve işletimine dair işbirliğine ilişkin anlaşmanın onaylanması hk. (s.s.538)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 134. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Temmuz 2010 · 1.131 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Vahap Seçer (CHP), 14 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE RUSYA FEDERASYONU HÜKÜMETİ ARASINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE AKKUYU SAHASINDA BİR NÜKLEER GÜÇ SANTRALİNİN TESİSİNE VE İŞLETİMİNE DAİR İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASI HK. (S.S.538)); konuşma 1.131 kelime.
Vahap Seçer (CHP, Mersin). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında türkiye cumhuriyetinde akkuyu sahasında bir nükleer güç santralinin tesisine ve işletimine dair işbirliğine ilişkin anlaşmanın onaylanması hk. (s.s.538)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2010-07-14-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-rusya-federasyonu-hukumeti-arasinda-t-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA VAHAP SEÇER (Mersin)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Rusya Federasyonu Hükûmeti Arasında, Akkuyu’da Nükleer Güç Santrali Yapımına ve İşletilmesine Dair Anlaşma hakkında, Grubum Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım.
Değerli arkadaşlarım, Akkuyu’da nükleer güç santralinin yapım ya da yer lisansı 1976 yılında verilmiş. Kaderin cilvesi olsa gerek, o günkü siyasi konjonktür, dünya siyasi konjonktürü, güvenlik paradigmaları, o günkü şartlar, koşullar, o günkü Sovyet Rusya’ya karşı bu güç santrallerinin Karadeniz değil, Trakya değil ama en uzak noktaya, o günkü Sovyet Rusya’ya en uzak noktaya, Akdeniz’e, Akkuyu’ya yapılmasına karar vermiş ve bir gün, otuz altı yıl sonra o güvenlik kaygısıyla güç santralinin yeri, Akkuyu’da tespit edilen güç santralinin yapımını da o ülke yani bugünkü Rusya Federasyonu yapıyor.
Değerli arkadaşlarım, nükleer güç santrallerini bütün gelişmiş ülkeler terk ediyor, Avrupa ülkeleri terk ediyor ama ne hikmetse, biz bu konuda, elektrik arz açığımızı giderebilmek ya da önümüzdeki süreçte bu konuda yaşanabilecek sıkıntıları ortadan kaldırmak için mal bulmuş mağribî gibi, nükleer güç santrallerinin yapımına 2010’lu yıllarda maalesef başlamış durumdayız.
Değerli arkadaşlarım, bir şeyi itiraf etmek istiyorum: Sayın Bakan lütfen alınmasın ama bu konuda yani nükleer güç santrallerinin yapımı konusunda, bu meselenin bir uluslararası anlaşma statüsüne sokulması konusunda kendisinin inisiyatifi olduğunu ya da inisiyatif kullandığını düşünmüyorum. Bu, direkt olarak Sayın Başbakanın talimatıyla yapılmış bir sözleşme, bir anlaşmadır.
Değerli arkadaşlarım. Akkuyu nükleer güç santrali yapımı niçin uluslararası anlaşma yöntemiyle gerçekleştirildi? Biliyorsunuz, kısa bir süre önce bu konuda bir ihale açıldı, bu ihaleye tek bir firma teklif verdi. Bir süre sonra bir meslek odası Danıştaya dava açtı ve ihale gerekli şartlar yerine getirilemediği gerekçesiyle iptal edildi ve tabii ki bu şekilde uluslararası sözleşme yöntemiyle hukukun arkasından dolaşmak ya da bu konuda yargı yolunu tıkamak amacıyla bu uluslararası sözleşmeyi yapıyoruz. Bu da sizin klasiğiniz, AKP klasiği.
Değerli arkadaşlarım, bu anlaşma onaylanırsa Rusya Türkiye’de nükleer güç santrali sahibi olacak. Dünyada bunun örneği yok. Finans ona ait, inşaatın yapımı ona ait, teknoloji, işletme, yakıt, her şey Rusya’nın, sadece nükleer güç santralinin olduğu ülke Türkiye.
Tabii az önce Sayın Bakan da açıkladı, yüzde 100 bu hisse Rusya firmasının olacak ama isterse burada bir konsorsiyum oluşturabilir Türk firmalarıyla. Bu adres de bellidir, bu, kapalı kapılar ardında kesinlikle belirlenmiştir. Hangi biraderin, hangi kardeşin, hangi ağabeyin bu ganimeti paylaşacağı kapalı kapılar ardında tespit edilmiştir. Önümüzdeki günlerde göreceğiz, oluşturulacak konsorsiyumda iktidara yakın, Sayın Başbakana yakın holdingler, enerji şirketleri bu konsorsiyumun içerisinde yer alacaktır. Kimse kimseyi kandırmasın.
AHMET YENİ (Samsun)Nereden biliyorsun? Belgen mi var elinde? Ezbere konuşuyorsun.
VAHAP SEÇER (Devamla)Tabii, göreceğiz. Belgem olmayabilir ama önümüzdeki günlerde göreceğiz. Oturduğun yerden de konuşma.
Değerli arkadaşlarım, tabii enerji arz güvenliği konusunda bütün ülkelerin olduğu gibi Türkiye'nin de endişeleri var, bu konuda tedbirler almak gerekiyor. Ama bakıyorsunuz Türkiye önemli miktarda petrol ithal ediyor, petrolün yüzde 92’si ithal. Doğal gaz önemli miktarı, yüzde 98’i kullanılan doğal gazın ithal. Bakıyorsunuz, bunların önemli bir kısmı, petrolün üçte 2’lik bir kısmı Rusya’dan ithal ediliyor, doğal gazın üçte 1’lik kısmı Rusya’dan ithal ediliyor. Şimdi enerji güç santrallerini de onlara veriyoruz. Her şey onlara ait, teknoloji onlara ait, yakıt onlara ait. Zaten yakıt teknolojimiz yok, zenginleştirilmiş uranyum çalışmalarımız yok, onlar onlara ait. Bakıyorsunuz, gelecekte Türkiye'nin enerji arz güvenliğini Rusya’nın insafına terk etmiş durumdayız.
Değerli arkadaşlarım, en önemli konulardan biri, yapılacak olan nükleer enerji güç santralinin yer tespitinde inanılmaz hata yapılmaktadır. Sözlerimin başında söylemiştim, bu yer lisansı 1976 yılında alınmış, o günkü konjonktürel, siyasi değerlendirmelere göre orada yapılmıştır, birtakım teknik veriler alınmıştır, meteorolojik, oşinografik ya da zemin etüdü, sismik, birtakım sosyoekonomik değerlendirmeler, veriler bundan ta kırk yıl önceye aittir. Kırk yılda benim bölgem Mersin’de, Akkuyu bölgesinde çok şey değişti. Orada en önemli olaylardan bir tanesi -tabii kırk yıl önceki nüfus yok- en önemli olaylardan biri turizm gelişti. O günkü turizm potansiyeli ile bugünkü turizm potansiyelini yan yana koyamazsınız. O zamanki tarım potansiyeli ile bugünkü tarım potansiyelini yan yana koyamazsınız. O gün tespit edilemeyen Ecemiş fay hattının o bölgenin dibinden geçtiğini biliyor musunuz Sayın Bakan? Siz bu nükleer güç santralini kurduğunuzda olası -Allah göstermesin diyelim- önümüzdeki yıllarda bir deprem vuku bulursa, böyle bir tehlikenin doğuracağı sonuçları bilebiliyor musunuz? Bakınız, 1976 yılında yer lisansı alınmış, siz o verilere göre hareket ediyorsunuz. 98 Adana depremini bir aklınızdan geçirin, orada ne kadar tahribatlar yaptığını bir düşünün.
Değerli arkadaşlarım, yanlış işler yapılıyor, gerçekten Mersin’in göbeğine atom bombası atılıyor. Orada -az önce de söyledim- birçok şey değişti. Mersin, her zaman kürsüden bu konularda söz aldığımda söylerim, benim bölgemin farklı özellikleri var, hatta daha da ileri gidiyorum, o bölgeye pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini söylüyorum, hükûmetlerin bu konuda Mersin’e ekonomik açıdan, sosyal açıdan, siyasal açıdan, her açıdan pozitif ayrımcılık yapması gerekiyor. Diyorum ki o bölge çok ciddi göç alıyor, o bölgede çok ciddi ekonomik sorunlar yaşanıyor, o bölgede çok ciddi asayiş sorunları yaşanıyor, sosyal sorunlar yaşanıyor. Dolayısıyla, yek başına, tek başına Mersin bunlarla mücadele etmek zorunda kalıyor.
Şimdi, orada, tabii ki, istihdam büyük bir oranda sıkıntı bizde. Türkiye’ye bakıyorsunuz, işsizlik oranı yüzde 12’lerde, 13’lerdeyse, benim o bölgemde resmî rakamlara göre her zaman yüzde 3-5 puan, 6 puan Türkiye ortalamasına göre çok daha fazla işsizlik var. Ne yapacağız? İstihdam alanları yaratacağız. Bu konuda birçok meslek odası, sivil toplum örgütleri, ticaret odası bir araya geldiler, bölgesel inovasyon strateji projeleri, planları hazırladılar, dediler ki: Bizim bölgemizde istihdam yaratacak en önemli sektörler turizm ve tarımdır. Dolayısıyla, bütün yatırımlarımızı buna göre yapalım. Ne oldu? Hükûmetiniz inşallah gerçekleştirir, uluslararası havaalanı projesini gerçekleştiriyorsunuz, 150 trilyon para harcayacaksınız.
Diğer taraftan, Tarsus-Kazanlı hattında turizmcilere yer tahsis ettiniz, milyonlarca dolar yatırım yapılacak; 7.600 yataklı turistik tesisler yapılıyor. 20 bin kişi orada istihdam olanağı bulacak diye burada seviniyoruz.
Siz ne yapıyorsunuz? Turizmi geliştireceğiniz bölgeye, turizmden gelir elde edeceğiniz bölgeye nükleer güç santrali kuruyorsunuz. Az önce Milliyetçi Hareket Partili Bursa Milletvekili Arkadaşım burada söyledi: Ben bu şartlarda turist olsam Mersin’in yanından geçmem, bırakın orada tatil yapmayı. Böyle bir anlayış olabilir mi? Böyle bir tezat olabilir mi?
Bu nükleer güç santrali projesinin hesabı, kitabı, tekniği yok. Bu, tamamen siyasi mülahazalarla alınmış bir karardır. Kazan, kazan yöntemi kullanılmaktadır. Bir taraftan Putin biraderinize bir şeyler veriyorsunuz, diğer taraftan kendiniz bir şeyler almaya gayret ediyorsunuz. Burada açık ve net konuşalım.
Türkiye'nin bu kadar su kaynağı var, yüzde kaçını kullanabiliyorsunuz? Güneş kaynağı var, yenilenebilir enerji kaynakları, termal kaynaklar, hangisini kullanabiliyorsunuz?
Bakınız, geçtiğimiz hafta Karadeniz Bölgesi’nde -içim sızladı- “HES’ler, HES’ler” dediniz, doğayı katlettiniz, rezil ettiniz. Gidin gözlerinizle görün Sayın Bakan. Böyle enerji politikaları olabilir mi? Hükûmetlerin enerji politikaları olmaz, akşamdan sabaha politikalar olmaz, bir devlet politikası olur, on yıllık olur, yirmi yıllık olur. Alırsınız, yüzde kaç büyüyoruz yıllık, on yılda, yirmi yılda yüzde kaç büyüyeceğiz, ne kadar enerji açığımız olacak, arz açığımız olacak; bu hesapları yaparsanız. Böyle kafakol ilişkileriyle getiriyorsunuz yüce Meclise, yargıdan kaçıyorsunuz, milletvekillerini zan altında bırakıyorsunuz. İddia ediyorum, alınmayın lütfen, yüzde 70’iniz bu Anlaşma’yı okumadınız bile. Haberiniz bile yok. Yazıktır, günahtır değerli arkadaşlarım. Nükleer santral kuruyoruz. Bu, nükleer bomba. Olur mu böyle bir şey?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 14 Temmuz 2010