Mazgirt ilçesinde meydana gelen olaylar hakkında
Tunceli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 45. Birleşim · 5. yasama yılı · 27 Aralık 2006 · 1.112 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Vahdet Sinan Yerlikaya (CHP), 27 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MAZGİRT İLÇESİNDE MEYDANA GELEN OLAYLAR HAKKINDA); konuşma 1.112 kelime.
Vahdet Sinan Yerlikaya (CHP, Tunceli). “Mazgirt ilçesinde meydana gelen olaylar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahdet-sinan-yerlikaya-22-2006-12-27-mazgirt-ilcesinde-meydana-gelen-olaylar-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c143/b045/tbmm221430450181.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Tunceli)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, dün, Elâzığ'dan Tunceli'ye giden bir minibüsümüzün Kovancılar Nişankaya semtinde uçuruma yuvarlanması sonucu 7 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir, 7 vatandaşımız yaralanmıştır. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı dileklerimi sunuyorum; yaralı hemşehrilerime de Allah'tan şifalar diliyorum, geçmiş olsun dileklerimi kendilerine takdim ediyorum.
Değerli arkadaşlar, bu yolumuz, maalesef, Elâzığ-Tunceli yolu Kovancılar ilçesine kadar duble yol olarak yapıldı, ama, Kovancılar'dan sonra bir elli-elli beş kilometrelik yolumuz kaldı; duble yol olmuş olsaydı, bu acılar yaşanmayacaktı. Gerek Sayın Valimiz gerek biz ilimizin milletvekilleri olarak, sayın bakanlara, Bayındırlık Bakanımıza bu durumu söyledik, ilettik. 10 trilyonluk bir ödenekle bu yol pekâlâ yapılacaktı, ancak, kaldı gitti. Bugün bu acıyı hep beraber, yeni yıl öncesi, Kurban Bayramı öncesi yaşıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, ilimizde yine çok üzücü, hepimizi üzen, yine derinden de düşündüren bir olay oldu geçen gün. Mazgirt ilçemizin Akpazar beldesinin yatılı bölge okulunda bir cinsel istismar olayı vuku buldu. Bu olaydan ötürü üç öğrenci tutuklandı, dört öğrenci koruma altına alındı. Sayın Valimizin talebi üzerine, bölgeye, Millî Eğitim Bakanlığınca iki müfettiş gönderildi. Müfettiş arkadaşlar şu anda bölgede inceleme yapıyorlar. İdari ve adli bir biçimde soruşturmalar yürüyor.
Değerli arkadaşlar, bu olay Tunceli'de ilk defa oluyor, Tunceli tarihinde bu tür olaylara hiç rastlamak mümkün değildir. Yani, öyle ki, bizim bütün kazalarımızda cezaevleri kapatıldı, bir tek ilimizde bir cezaevi kaldı. Tunceli, suç oranı itibarıyla, ülkemizin geneli düşünüldüğünde çok, çok alt sıralarda yer almaktadır, bu tür olaylar hemen hemen hiç yoktur. Öyle töre cinayetleri, efendim kan davaları, bu tür şeyler pek yoktur, ama ne yazık ki YİBO'daki bu olay gayet tabii bütün vatandaşlarımızı, bütün Tuncelili hemşehrilerimi çok derinden üzdü. Değerli arkadaşlarım, bu olay, bize, yatılı bölge okullarını, yani YİBO'ları bir daha gözden geçirme, bir daha elden geçirme gibi bir görev yüklüyor. Biliyorsunuz, yatılı bölge okulları kırsal kesimin en temel eğitim yuvalarıdır.
Değerli arkadaşlarım, bu eğitim yuvalarında, genelde Doğu ve Güneydoğu'da boşaltılmış, kapatılmış okulların talebeleriyle, parçalanmış ailelerin çocukları, yetim ve öksüz ailelerin çocukları, buna benzer eğitim imkânı bulamayan vatandaşlarımızın çocukları genelde eğitim görür, sekiz yıllık eğitimini burada tamamlar.
Şimdi, böyle olunca da bu okulların ne kadar önemli bir yer tuttuğunu hep beraber görüyoruz. Ancak, bu okullarımızda yıllardan beri söylediğimiz sıkıntılar hâlâ devam ediyor değerli arkadaşlarım. Ne yazık ki, bu okullarımızda, hâlâ müdür görevini asaleten yürüten müdürler değil, vekaleten yürüten müdürler vardır, bunlar da yeni gelen öğretmen arkadaşlardır, deneyimsizdirler. Dolayısıyla, okulda öyle bir disiplini, oradaki düzeni sağlamak pek mümkün görünmüyor. O nedenle, sıkıntının başı burada arkadaşlar.
Tabii, ayrıca bu okullarımızda, özellikle Doğu ve Güneydoğu'daki bu YİBO'larda, ne yazık ki, öğrenciler, eğitim teknolojisinden de yararlanmamaktadırlar.
Rehberlik ve danışmanlık görevini yürüten öğretmenler alanlarında yetersiz bulunmakta, deneyimsiz bulunmakta, zaten birçok okulumuzda da asil, yani asaleten rehber ve danışman öğretmenlik görevi yapan arkadaşlar bulunmamaktadır.
Değerli arkadaşlar, yatakhaneler yaş grubuna göre değil, karışık bir şekilde yürütülmektedir, yerleştirilmektedir. Oda sisteminden çok koğuş sistemiyle bu yatakhaneler görevini görmektedir. Ayrıca da ister koğuş olsun ister oda olsun, buradaki öğrenciler haddinden fazla sıkıştırılarak, yataklar fazla sıkıştırılarak öğrenci alınmaktadır ki, bu da çok tehlikeli, işte bu tür sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Zaten, sosyal faaliyetleri orada bulmak mümkün değildir. Yani, koğuşlarda, odalarda kalan öğrenci sayılarının fazlalığı bir yana, bu spor tesisleri, sanat kolları, buna benzer sosyal alan olanakları çok azdır. Çocuklar, âdeta orada üvey evlat muamelesi görmektedirler.
Yine, banyolar yetersiz, yemekhane şartları çok yetersizdir. Yemekler altı-on dört yaş grubuna göre tanzim edilmiş veya yapılmış yemekler değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Devamla)Sayın Başkan, önemli bir konu, sizden birkaç dakika rica ediyorum.
BAŞKANBuyurun.
VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Devamla)Çok teşekkür ediyorum, hakikaten önemli bir konu. Bütün arkadaşların bu konuyu çok önemsediklerini de biliyorum.
Zaten, bitlenme ve uyuz hastalıkları da sık sık buralarda kendini göstermektedir.
Öğrenciler, velileriyle istedikleri zaman iletişim kuramamaktadırlar, dolayısıyla, psikolojik olarak sıkıntı yaşamaktadırlar. Düşünün, yedi yaşında, altı yaşında, sekiz yaşında bir çocuğun, ve- lisiyle, öğrencisiyle haftalarca, aylarca iletişim kuramamasının ne kadar zor bir olay olduğunu hep beraber biliyoruz, görüyoruz arkadaşlar.
Kırtasiye malzemeleri yetersizdir. Çoğu okullarımızda bilgisayar ve fakslar hâlâ bulunmamaktadır değerli arkadaşlarım.
Okullarımızın bakım ve onarımı da yetersizdir. Buraya ait ödenekler de zamanında gitmediği için, zaman zaman yakacak sıkıntısı dahi kendini göstermektedir. Kış günleri özellikle çocuklann bundan şikâyetçi oldukları, bize gelen şikâyetler arasındadır. Gıda ve giyecek ihalelerinde yolsuzluklar zaten her zaman var. Okulların bakım ve onarımı çok yetersiz bir düzeyde. Yine, taşıma araç sayısı çok yetersizdir, bazı okullarımızda hiç taşıt yoktur. Etüt dersleri, hem az hem yetersiz bir seviyededir. Ödenekler, hem yeterli değil hem zamanında bu illerimize gönderilmemektedir.
Öğretmenlerin çalışma koşulları çok ağırdır. Gündüz derse giren öğretmen, gece nöbet almaktadır. Düşünün, yirmi dört saat sürekli görev yapan öğretmen arkadaşlar vardır. Bu görevlerine karşı, bu öğretmenlerimiz, sadece, haftada altı saat bir ders ücreti almaktadırlar.
Tabii, yine öğretmenler bir görev daha yapıyor orada. Orada, kaloriferci, doktor, hemşire, şoför gibi hizmetli şeyleri çok azdır veya bazılarında hiç yoktur. Öyle okullarımız vardır ki değerli arkadaşlarımız, öğretmen, aynı zamanda şoförlük yapmaktadır, aynı zamanda o öğrencisi rahatsızlandığı zaman doktorluk yapmaktadır. Eğer acil bir durum varsa, eğer varsa orada kendi özel arabasıyla öğretmen, bunları, en kısa, sağlık kurumuna götürmektedir. Bunun gibi pek çok sıkıntılar vardır.
Değerli arkadaşlar, bu sıkıntıları gözden geçirerek yeni baştan ele alalım. Dün, Sayın Bakanımızın, bana göre, yani beni sevindiren bir cümlesi oldu: "Yeniden bir seferberlik ilan etme" dedi. Çok doğru, hakikaten, bu işin siyaseti yoktur, bu işin partisi yoktur. Bu ilkokullarımızda, özellikle bu sekiz yıllık YİBO'larda bir seferberlik ilan etmenin zamanıdır. Bunları tepeden tırnağa kadar elden alarak bu sıkıntıları çözmemiz gerekiyor. Buna ait ödeneklermiş, bütçeymiş, bunları bir yana bırakarak, ne gerekiyorsa yapmamız gerekiyor. Bu öğrencilerimizin günlük beslenmelerini yeterli hâle getirmek lazım, yemeklerini çeşitlendirmek lazım. Öğrencilerin, okulda, velileriyle, aileleriyle iletişim sağlaması, haberleşme sağlaması için ücretsiz telefon ve buna benzer iletişim imkânları sağlamamız gerekmektedir. Yine, öğrencilerin sosyal faaliyet yapma imkânlarını artırmamız lazım. Tiyatro, sinema gibi sanatsal eserler, oyunlar orada göstermek gerekiyor, spor faaliyetlerini önemsemek lazım, bu imkânlara öğrencilerimizi kavuşturmamız lazım.
Yani, kısacası, YİBO'ların fiziksel koşullarını iyileştirelim, ders ve araç gereçlerini çoğaltalım. Bu yerlere, deneyimli, asaleten müdür olarak, gerçekten deneyimi olan müdür arkadaşlan, on yıllık, on beş yıllık öğretmenlerimizi buraya sevk edelim ki, buralar gerçek bir rahatlamaya kavuşmuş olsun.
Bir de, değerli arkadaşlarım vali ve kaymakamlarımıza çok büyük, önemli görev düşüyor. Değerli arkadaşlar, valiler ve kaymakamlar buraları sürekli göz önünde tutmalıdırlar, sık sık ziyaret etmelidirler, gece gündüz, hele gece baskın yapmalıdırlar, oraya gidip bir incelemelidirler: Gerçekten nöbetçi var mı, çocuklar rahat yatabiliyor mu, yatakhaneler nasıl? Bunlara çok büyük görev düşüyor. Bu yapılırsa, en azından oradaki idareciler olsun, oradaki yöneticiler olsun, korkusundan da olsa, çekincelerinden de olsa, devamlı, sürekli bu öğrencileri göz önüne almak durumunda kalırlar. Bunları hep beraber çözeceğiz inşallah. Bu, hepimizin sorunudur.
Bu konuşmamdan dolayı Sayın Başkana teşekkür ediyorum, verdiği süreden dolayı. Ayrıca, bütün ulusumuzun, vatandaşlarımızın yeni yılını kutluyorum, idrak ettiğimiz Kurban Bayramlarını da kutluyorum. Hepinize esenlikler ve iyi tatiller diliyorum.
Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 27 Aralık 2006