Tarım politikaları ve çiftçilerin sorunları hk.
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 50. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Ocak 2005 · 763 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Vezir Akdemir (CHP), 12 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM POLİTİKALARI VE ÇİFTÇİLERİN SORUNLARI HK.); konuşma 763 kelime.
Vezir Akdemir (CHP, İzmir). “Tarım politikaları ve çiftçilerin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 12 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vezir-akdemir-22-2005-01-12-tarim-politikalari-ve-ciftcilerin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
VEZİR AKDEMİR (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçmiş hükümetlerde olduğu gibi, mevcut iktidarın da çiftçiye karşı olan tarım politikası, ekonomik olarak çiftçiyi, köylüyü perişan etmiştir. Köylümüzün, çiftçimizin sorunlarını dile getirmek için, şahsım adına gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye'de nüfusun yüzde 40'ından fazlası, geçimini tarım ve topraktan kazanmaktadır; fakat, ne yazık ki, çiftçimiz, köylümüz, ülkemizin en yoksul kesimini oluşturmaktadır. IMF'nin kıskacında, bu kuruluş tarafından önerilen tarım politikalarının, ülkemizin koşullarına uygun olup olmadığına bakılmaksızın, koşulsuz olarak uygulanması, ülke tarımını yok olma noktasına getirmiştir.
Türkiye, geçmişte, tarım ürünlerinde kendi kendine yeterli 7 ülkeden biriydi; ancak, bugün Türkiye'nin, IMF'ye teslimiyetçi politikaları sonucunda, tarım ürünleri ithalatı, ihracatı aşmıştır. Bu nedenle, her alanda olduğu gibi, tarımda da ülkemiz dışa bağımlı bir hale gelmiştir.
Cumhuriyetimizin kurulduğu günden beri çiftçimizin karagün dostu olarak görev yapan Toprak Mahsulleri Ofisi, son dönemlerde uygulanan politikalarla âdeta tümüyle işlevsiz hale getirilmiştir. Hükümet, düşük ürün fiyat politikasıyla çiftçiyi, köylüyü mağdur etmiştir. Görünen odur ki, bu tutumla mağdur etmeye devam edecektir. Mevcut iktidar, tütün ve şekerpancarı üretimini IMF yasalarıyla azaltırken, buğday, pamuk, üzüm, incir, fındık ve zeytin üretimini de fiyat yoluyla baltalamaya çalışıyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün 2004 yılı raporunda, Türkiye'nin, köylüsünü, çiftçisini en az destekleyen ülkeler grubunda olduğu belirtilmektedir. Rapora göre, çiftçiye sağlanan her türlü desteğin, yetiştirilen tarım ürününün fiyatına oranı, Türkiye'de yüzde 5 ile 10 arasındadır. Bu oran, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütüne bağlı ülkelerde yüzde 32, AB ülkelerinde yüzde 35, Japonya, Kore, Norveç, İsviçre gibi ülkelerde ise yüzde 60 dolayındadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu rakamlar, Türkiye köylüsünün, çiftçisinin, neden pamuk, buğday, üzüm, fındık, şekerpancarı üretiminden ve hayvan yetiştirmekten hızla uzaklaştığını, tarlalarını niçin ekmeyip boş bıraktığını açıklıkla ortaya koyuyor. Hükümet ise, ne söylenenleri dinliyor ne de yaşanan acı gerçekleri görüyor. Özellikle 2004 yılı, Türk çiftçisi ve köylüsü için çok zor bir yıl olmuştur. İzmir, Manisa, Balıkesir ve Çanakkale İllerinde zeytin ağaçlarının kuruması ve doğal afetlerden dolayı üzüm meyvesinin zarar görmesi, çiftçinin sıkıntısını doruk noktaya ulaştırmıştır. Ayrıca, tahıl ambarı olarak nitelendirilen Küçük Menderes ve Bakırçay havzasında yetiştirilen domates ve biber gibi sebzeler tarlada kalmıştır.
Tüm ülkede olduğu gibi, İzmir İlimize bağlı Ödemiş, Beydağ, Bayındır, Tire, Kiraz ilçeleri ile Bakırçay bölgesindeki Kınık, Bergama, Dikili, Aliağa, Foça, Menemen ilçelerimizdeki çiftçilerimiz, köylülerimiz çok zor durumda yaşamlarını sürdürmektedirler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir ülkenin sağlıklı tarım politikası o ülkenin omurgasını oluşturmaktadır. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Cumhuriyet Halk Partisinin uyguladığı tarım politikası ülke ekonomisini doruk noktaya çıkardıysa, bugün de modern teknolojiyi uygulayarak tarım politikalarıyla dünyada hak ettiği noktaya getirilebilir.
Küçük Menderes ve Gediz Nehirlerinin ovalarda yaptığı kirliliğin önlenmesi gerekirken, insan sağlığını etkileyen en önemli unsurlardan biri de tarım sektöründe gerçekleşen birim alanda verim artışı ve ürün çeşitlenmesi sonucu, tarım ilacı (pestisit) kullanımında hem çeşit hem miktar olarak artış gözlenmektedir. Pestisitlerin çoğu zehirli kimyasal maddeler olduklarından insan ve hayvan sağlığını etkilediği gibi, ayrıca, doğal dengeyi bozup çevre kirliliği yapmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANToparlayın lütfen.
VEZİR AKDEMİR (Devamla)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu sorunun acilen çözümlenmesi gerekmektedir.
Ülkemizde uygulanan yanlış tarım politikalarından biri de hayvancılıktır. Geniş mera ve yaylaları olan ülkemizde hayvancılığın geliştirilmesinde fizikî koşullar çok uygun olmasına rağmen, hükümetin yanlış politikaları yüzünden hayvancılık yok olma noktasına gelmiştir. Bu nedenle, hiç zaman geçirilmeden hayvancılık desteklenmeli ve istenilen noktaya getirilmelidir.
Sanayiin gelişmesi ile uygulanan yanlış politikalar yüzünden kimyasal atıklar düzensiz olarak akıtılarak tarım alanlarına zarar vermektedir. Bu nedenle, Çevre ve Tarım Bakanlıklarının işbirliğiyle tarım alanlarına zarar veren kimyasal atıkların ortadan kaldırılarak, tarımsal alanların sağlıklı ortama getirilmesi şarttır.
Önemli konulardan biri de, İzmir İlinin Ödemiş, Beydağ, Tire ve Kiraz İlçelerini ilgilendiren Beydağ Barajının, Bergama ve Kınık İlçelerini ilgilendiren Çatlıkkoru ve Yortanlı Barajlarının yapılarak faaliyete geçirilmesi, o bölgedeki tarım alanlarının geliştirilmesine büyük katkı sağlayacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, zaman geçirmeden, iktidarın aslî görevi, ülkemiz için hayatî önem taşıyan tarım sektörü desteklenmeli, primler ve doğrudan gelir desteği artırılarak, zamanında ödenmelidir.
Çiftçimizin, köylümüzün tarımda kullandığı enerji borçları, varsa, silinmelidir. Bundan sonra, mazot, enerji, gübre ve ziraî ilaç fiyatları acilen düşürülmelidir.
Sözlerimin sonunda, buradan Sayın Başbakana seslenmek istiyorum. Bütün batık banka sahiplerinden hesap sorulmalıdır. Bu batık bankalarda batan paralar toplanıp, yüzde 10'u köylümüz için kullanılırsa, eminim ki, köylümüzün sorunları çözülecektir.
Yine, Sayın Başbakan, 17 Aralıkta, Kızılay'da bir bayram kutladılar. Evet, kendilerini kutluyoruz; bayramı kutladılar; ama, öbür tarafta, Avrupa ülkelerine turist olarak gitmek isteyen vatandaşlarımız, konsolosluk kapılarında gecenin geç saatlerinde nöbet tutuyorlar. Diğer tarafta, vatandaşlarımızın çektiği sıkıntıları görmezden gelemezler. Sorumlu Başbakan, sorumlu bakanlar, bu konuda duyarlılıklarını göstermelidirler. İşçilerimizin mağdur olduklarını görmeli, memurlarımızın sıkıntı çektiklerini görmeli, esnafımızın sıkıntı çektiklerini görmeli, kepenklerin kapalı olduğunu görmeli. Buradan sesleniyorum; lütfen, bu olaylara duyarlı olsunlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
70 konuşma daha · 12 Ocak 2005