Çalışma saatleri ve konuları hk.
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 113. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Haziran 2005 · 860 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 16 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 860 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-06-16-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
YAKUP KEPENEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bugün 16 Haziran; 1970'te, İstanbul'da bir yürüyüşte yaşamını yitiren, hak ararken yaşamını yitiren işçilerimizi saygıyla anıyorum ve ülkemizde hak arama ve düşünce yönündeki çalışmaları nedeniyle yaşam yitirmenin sona ermiş olmasını, bundan sonra böyle olayların olmamasını diliyorum.
Değerli arkadaşlar, ben, gündemimizde olan Sayın Çakır'ın dosyası üzerinde konuşacak değilim. Bu konuda değerli arkadaşım Sayın Kart gerekli teknik açıklamaları yaptı. Burada görüşülmekte olan, Meclise gelen dosyalar, dokunulmazlıkların kaldırılması konusundaki tartışmalar aylardır sürüp gidiyor; ama, biz, burada, bir noktayı gözden kaçırıyoruz. Kaçırdığımız nokta şudur: 22 nci Dönem, Üçüncü Yasama Yılını tamamlamak üzeredir ve biz, üç yıl boyunca, sürekli olarak, bu konuyu, CHP olarak, gündemde tutuyoruz; ama, çok üzülerek belirteyim ki, bu konuda gerekli anlayışı, yanıtı, işbirliğini, birlikte iş yapmayı, İktidar Partisi kanadından göremiyoruz, bulamıyoruz.
Burada çok kısa bir hatırlatma yapmama lütfen izin verin. Buraya geldiğimiz günlerden başlayarak, seçim öncesini bir tarafa bırakalım, dokunulmazlık meselesinin ele alınması için çaba harcadık. Önce bir soru önergesiyle, Sayın Genel Başkanınız, Başbakanımız Tayyip Erdoğan'dan dokunulmazlık konusuna nasıl çözüm bulunacağını ben sordum. Sayın Şener'in imzasıyla verilen yazılı yanıtta, Anayasa değişiklikleri kapsamında bu konunun ele alınabileceği, sorunun karmaşık olduğu belirtildi. Sonuçta, bu konuda bir araştırma önergesi verildi ve Sayın Kutlu'nun başkanlığında oluşturulan bir komisyonda, bu konu ele alındı, ayrıntılı olarak çalışıldı. Geldiğimiz noktada, onca Anayasa değişikliği yapıldı; ama, ne hikmetse, nasılsa, dokunulmazlık konusu gündeme gelmedi.
Şimdi, değerli arkadaşlar, burada, belirtilmesi gereken önemli birkaç nokta var. Son Anayasa değişikliğini dün yaptık RTÜK'le ilgili. İşbirliği yaptık, elbirliği yaptık, Anayasayı değiştirdik; ama, dokunulmazlığa gelmedik, dokunamadık.
Değerli milletvekilleri, o çalışmalar bağlamında birkaç konunun altını çizmeme izin verin. Gerek yerli gerek yabancı tüm uzmanlar, bu işin yetkilileri, herkes aşağı yukarı, milletvekili dokunulmazlığının, ülkemizdeki uygulanmasıyla, uygulanma biçimiyle çok geniş olduğunu, daraltılması gerektiğini belirtiyorlar, bunun altını çiziyorlar; bu, bir. İkincisi, bir başka nokta var; İktidar Partisinin sözcüleri, sürekli olarak, buralarda ve komisyon çalışmalarında hep şunu söylediler: Kamu çalışanları içinde başka dokunulmazlar var; onlar varken, neden milletvekilleri; bu mantık hep öne sürülüyor. Şimdi, değerli hukukçu arkadaşlar çok iyi bilirler, uygulamacılar da bilir ki, kamu çalışanlarının yargılanmadığı, dokunulmaz olduğu görüşü geçerli değildir. Onlar, belli yöntemlerle, belli usullerle yargılanıyorlar. Dolayısıyla, bizim konumumuzu diğer kamu görevlileriyle, sivil-asker, kimseyle karıştırmamak gerekir.
Bir başka önemli nokta daha var; iktidarınız, daha geçen aylarda, yeni dokunulmazlıklar yaratmaya çalıştı. İçişleri Bakanlığının bir genelgesiyle, trafik cezalarının yabancı elçilik mensuplarına, milletvekillerine ve yargı mensuplarına uygulanamayacağına dair genelge çıkardınız. Şimdi, bu, yeni dokunulmazlıklar yaratma çabasından başka bir şey değil. Hani, başka dokunulmazlıklar olmayacaktı. Bir kez, bu, tümüyle yanlış. İkincisi ve çok daha önemli olarak, biz burada neyi istedik; biz, burada, değerli arkadaşlarım Sayın Kart, Sayın Yergök ve Sayın Kılıç'la birlikte, Anayasanın 83 üncü maddesinin değiştirilmesini ve -dikkat edin- dokunulmazlıkların sınırlandırılmasını istedik. Şimdi, dokunulmazlıkların sınırlandırılmasından maksadımız neydi; Anayasanın 76 ncı maddesinde sözü edilen ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas, kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarını işleyen milletvekillerinin, Yargıtay Ceza Kurulunun yargılama ve tutuksuz olarak yargılanma ve yasama çalışmalarını engellemeyecek biçimde yargılanmasının yollarının açılmasını istedik. Bu saydığım suçlar, esasen, Anayasamıza göre, milletvekili olmaya engeldir. Yani, bizim Anayasa değişikliği önerimizde, milletvekillerinin bu kürsüden söyleyecekleri ya da milletvekilleri olarak yaptıkları çalışmaları sınırlayan herhangi bir şey yoktu; bunu, biz, önerimizde "yasama sorumsuzluğu" olarak, ayrı bir alt başlık olarak -83/4/a diye- 83 üncü maddeye ek olarak önerdik ve dokunulmazlığın sınırlandırılmasını da bu çerçeveye indirgemeyi önerdik. Bütün bunlar, burada dikkate alınmadı. Oysa, bir milletvekilinin bu konularda dokunulabilir olması, hem hukuk sistemimizin genel anlayışı için hem Anayasanın genel anlayışı için hem de ulusal ve uluslararası uygulama için gerekli ve zorunluydu.
Tekrar edeyim, üçüncü yılımızı tamamlıyoruz ve biz, bu konuyu, üçüncü yılımızda da tamamlamadan geçiştiriyoruz. Burada çok önemli bir nokta var, altının çizilmesi gereken önemli bir nokta var; o da şudur: Değerli arkadaşlar, Meclisimiz, ulusal egemenliğin -eski deyimiyle- tecelligâhıdır, somut anıtıdır, yapısıdır. Biz, suyun başındayız. Gururla, övgüyle 85 inci yılını kutluyor ulusal egemenlik, ülkemizde. Gurur verici bir şeydir, doğrudur, iyidir; ancak, ulusal egemenliğin gereğini yerine getirmekte üzerimize düşeni yapmalıyız. Bu ülkede, doğruluğu, dürüstlüğü, erdemi, ahlakı egemen kılmak için, işe başlanması gereken birinci yer burasıdır. Bunu yapmadığımız takdirde, dönüp halkımıza, birilerine, vergi verenine vermeyenine "doğru olun, dürüst olun, verginizi verin, vatandaşlık görevlerinizi tam olarak yerine getirin" deme hakkımız olabilir mi?! Önce, ülkemizde, siyasetin temizlenmesi, siyasetin güven kazanması gerekir ki, toplumun diğer kesimlerinde de güven oluşsun, toplum kendine gelsin, hak arama yolları açılsın ve güvenin, dayanışmanın, doğruluğun egemen olduğu bir toplumsal yapıyı elbirliğiyle oluşturabilelim.
Şimdi, bu tür toplumsal değerlerin aşınmasını önlemek, ahlak değerlerinin yeniden ağırlıklı olarak egemen olması, geçerli kılınması için yapmamız gereken birinci iş… Cumhurbaşkanının geri göndermesine rağmen, anayasa değişikliğini, dün büyük bir hızla geçirebildik; dokunulmazlıkla ilgili anayasa değişikliğini de çok büyük bir hızla, iki taraf anlaşarak, hemen yapabiliriz. Halkımızın arasına böyle gidelim. Çekinmeyin ve korkmayın.
Haa, bir nokta daha var, son zamanlarda. Partinizin, İktidar Partisinin önde gelen sözcüleri, Başbakanımız -bugünlerde Meclis Başkanı da buna katıldı- özellikle "halka gideriz; referandum, halk oylaması... Referanduma gidilmeli belli konularda" diye sözler söylüyorlar, "gerekirse halka gideriz" korkutmacasıyla muhalefete yüklenmeye çalışıyorlar.
Değerli arkadaşlar, var mısınız, şu anayasa değişikliğini dokunulmazlık konusunda yapalım veya yapmadan, şu dokunulmazlık meselesinde halk oylamasına var mısınız?
İLYAS ARSLAN (Yozgat)Başörtüsünde de varız.
YAKUP KEPENEK (Devamla)Bunun halk oylamasına gitmeyişinin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 16 Haziran 2005