Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Iğdır Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 6. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Ekim 2020 · 430 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yaşar Karadağ (MHP), 15 Ekim 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 430 kelime.
Yaşar Karadağ (MHP, Iğdır). “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 15 Ekim 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-karadag-27-2020-10-15-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-ya (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=91314
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)YAŞAR KARADAĞ (Iğdır)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.
“Çırpınırdın Karadeniz
Bakıp Türk’ün bayrağına!
‘Ah!’ deyerdin, hiç ölmezdim
Düşebilsem ayağına.
Ayrı düşmüş dost elinden,
İller var ki, çarpar sinem!
Vefalıdır geldi, giden,
Yol ver Türk’ün bayağına!”
Başta Azerbaycan Millî Marşı olmak üzere “Çırpınırdın Karadeniz” gibi pek çok eserin şair ve yazarı, fikir adamı Ahmed Cevad, Turancılıkla suçlanarak 13 Ekim 1937’de Ruslar tarafından kurşuna dizilerek şehit edilmiştir. Unutmayacağız; ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Saygıdeğer milletvekilleri, yine Ahmed Cevad’ın dediği gibi “Men Türk evladıyam, derin aklım, zekâm var. Zulme karşı isyankaram, ezilsem de susmaram.” Susmadık, susmayacağız! Yine Karabağ, yine devam eden Ermeni zulmü.
Saygıdeğer milletvekilleri, bugünkü konuşmamda, bilindiği üzere, terör devleti Ermenistan ve Ermeni çetelerinin 27 Eylül sabahı Azerbaycan’ın sivil yerleşim alanlarına saldırısıyla başlayan ve Azerbaycan’ın kendi topraklarındaki işgali sonlandırmak için vermiş olduğu mücadeleden bahsetmek istiyorum. Bugünü daha iyi anlayabilmek için öncelikle coğrafyanın geçmişinde neler olduğuna bakalım: İki yüz yıllık zulüm, katliam, sürgünler, acılar ve işgal.
1800’lü yılların başından itibaren Güney Kafkasya’ya inen Çarlık Rusyası, bölgede hâkim olan Türk hanlıklarını tek tek hâkimiyeti altına almaya başlamıştır. 1928’de imzalanan Türkmençay Anlaşması’yla birlikte Aras Nehri’nin kuzeyi Rusların, güneyi ise İran’ın hâkimiyetine geçmiştir. Bölge halkı bu acıyı:
“Araz’ı ayırdılar
Gan ile doyurdular
Men senden vazgeçmezdim
Zulümle ayırdılar.”
Diyerek ağıtlarına döküyordu. Türkmençay Anlaşması’nın 15’inci maddesiyle birlikte, bölgede yaşayan Türklerin kaderi değişiyordu. Bu maddeyle birlikte, Ruslar dünya üzerinde yaşayan gerek Orta Doğu’da olan gerek Avrupa’da olan gerekse İran’da olan Ermenileri bu bölgeye getirip yerleştirmeye başladılar. Hem Erivan’ın olduğu yer kadim Türk yurdudur, bin yılı aşkındır kadim Türk yurdudur, Revan Hanlığıdır hem Zengezur’un olduğu yer, şu anda bir kamu olarak, özellikle Stalin döneminde Nahçıvan ile Azerbaycan arasına sokulmuştur hem de zaman içerisinde Dağlık Karabağ’ın bulunduğu yere getirilip yerleştirilen Ermeniler... Ne oldu biliyor musunuz? Gerçekten iki yüz yıllık bir sürgün politikası, bir katliam politikası ve yerlerinden, yurtlarından sökülüp atılan, acı çektirilen, evladın anasından ayrıldığı, sürüldüğü bir tarih süreci yaşandı. Bu tarih süreci, maalesef, özellikle 1900’lü yılların başında katliamlara dönüştü. Bölgede, devamında Anadolu’daki o terör olayları da, Hınçak’ın, Taşnak’ın yaptığı terör olayları da dâhil, 500 binin üzerinde Türk katledildi. Hem bugünkü İran topraklarında hem de şu an ki Ermenistan topraklarında 500 binin üzerinde Türk katledildi. Hiç kimse bu tarihî gerçeği saptıramaz. Bugün gidip baktığımız zaman, o toplu mezarlardan çıkan, katledilen Türklerin kemikleridir. Bu zulüm devam etti. Özellikle, dünya üzerinde yaklaşık 20 milyon insanın katili olan Stalin döneminde yine 1 milyonun üzerindeki Türk, bulunduğu bölgelerden sökülüp bu coğrafyalardan uzaklaştırıldı ve devamında Çarlık Rusyası, devamında Sovyetler döneminde de aynı şey devam ediyor. 1990’lara geldiğimiz zaman özellikle Dağlık Karabağ’da başlayan katliamlar…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
124 konuşma daha · 15 Ekim 2020