İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 98. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Yasin Öztürk

Denizli Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 98. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Haziran 2020 · 448 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yasin Öztürk (İYİ Parti), 11 Haziran 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 448 kelime.

Yasin Öztürk (İYİ Parti, Denizli). “Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasin-ozturk-27-2020-06-11-rekabetin-korunmasi-hakkinda-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=88660

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YASİN ÖZTÜRK (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Rekabet, piyasa ekonomisinin zorunlu bir şartıdır ve piyasa ekonomisi, rekabet ilkesine dayanır. Serbest rekabete dayalı bir ekonomi, hem kaynakların etkin kullanımını sağlar hem de rakip malların fiyatlarının düşmesine, pazarda daha büyük paya sahip olmak isteyen işletmelerin kalitelerini artırmalarına yol açar.

1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesine göre rekabet kavramı “Mal ve hizmet piyasalarındaki teşebbüsler arasında özgürce ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan yarış.” şeklinde tanımlanmıştır. Ancak teşebbüslere özgürce karar verebilmelerini sağlayan rekabet hakkı, zaman içinde kötüye kullanılmış, sayıları sınırlı olan üreticilerin, birbirleriyle rekabet edecek yerde, daha çok kazanmak için iş birliği yapmaları, piyasadaki rekabeti kısıtlayarak kartel ve tekelleşme yolunda gitmeleri, kamu otoritelerinin bu duruma müdahalesini zorunlu kılmıştır.

Piyasaların sağlıklı işleyişini sağlamak için gerekli düzenlemeleri zamanında yapan ve onlara uyulup uyulmadığını anında denetleyen bir kurum olarak devlet, ekonominin en önemli faktörüdür. Devlet, bu görevini 1994 yılında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un kabul edilmesi ve 1997 yılında bu kanunu uygulamakla yükümlü otorite olan Rekabet Kurumunun tesis edilmesiyle yerine getirmiştir.

Mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak amacıyla kurulan Rekabet Kurumu, görevini yaparken bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, Kurumun nihai kararını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez. Rekabet hukukunun uygulayıcısı, idari yaptırım gücüne sahip olan Rekabet Kurumu, kanun yapıcı tarafından siyasetin etkisinden uzak kalabilmesi için büyük ölçüde siyasi otoriteden bağımsız bir yapıyla kurulmuştur.

Uygulamada, kamu yararının gözetilip gözetilmeyeceği, düzenleyici kurumun yapısıyla bağlantılıdır. Düzenleyici kurum, siyasetten ve düzenlediği piyasadan bağımsız fakat aynı zamanda hesap verebilir bir yapıda olduğu ölçüde kamu yararının gözetilmesi mümkün olacaktır. Ne var ki, son dönemde yapılan yasal düzenlemeler, Kurumun bağımsızlığını tehdit eder niteliktedir. Kurumun yönetim organı olan Rekabet Kurulunda siyasi otorite tarafından belirlenen üyelerin sayısı artırılmıştır. Kurul üyelerinin siyasi otorite tarafından atandığı ve görevden alınabildiği bir kurumun aldığı kararların ne siyasi piyasa ekonomisi ne serbest piyasa ekonomisi ne de yabancı yatırımcılar tarafından olumlu değerlendirilmeyeceği ortadadır.

Sayın milletvekilleri, devletin rekabet koşullarını düzenlemek kadar haksız rekabeti önlemek ve tüketiciyi korumak gibi asli bir görevi de vardır. Bunun en son örneğini, corona salgınının ülkemizde görüldüğü ilk günlerde yaşadık. Ne oldu hatırlayalım; maske fiyatları ortalama yüzde 600-700 oranında arttı, aynı şekilde dezenfektan ve kolonya fiyatları da. Bunları geçelim; vatandaşlarımızın bir anda marketlere doluşmasıyla makarna fiyatları bile arttı. Rekabet Kurulu, bu durumda haklı olarak devreye girdi ve coronavirüs salgını sürecinde tıbbi, koruyucu ve kumaş maskelerin üretimi ve satışı alanında faaliyet gösteren 10 teşebbüs hakkında soruşturma başlattı.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

149 konuşma daha · 11 Haziran 2020

149 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook