İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 53. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle

Yavuz Ağıralioğlu

İstanbul Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 53. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Şubat 2020 · 567 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti), 6 Şubat 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 567 kelime.

Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti, İstanbul). “Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 6 Şubat 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yavuz-agiralioglu-27-2020-02-06-cografi-bilgi-sistemleri-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakk (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=85190

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uzun zamandır Genel Kurula hitap etmek gibi bir imtiyaz düşmedi hisseme. Söz talebim oldu ama söz talebim karşılanana kadar memlekette pek çok acı hadise yaşandı. Başka şeyler söyleyecektim ama memlekette hem yaşadıklarımız hem yaşadıklarımıza siyasetçilerimizin mukabelesi, devletin başından, Hükûmet yetkililerinden siyasi aktörlerimize kadar bu meseleleri konuşma şeklimiz, benim de konuşacaklarımın sıralamasını değiştirdi.

Evvelen, Suriye hususunda endişelerimizi arz edecektim. Dışarıda söylediklerimizi Genel Kurulda söylemek, sözü daha kıymetli, daha kuvvetli hâle getiriyor çünkü burası millet iradesinin kalbi. Burada milletvekillerine emanet ettiklerimiz, milletin vicdanında daha hatırlı yer teşkil ediyor. Dolayısıyla, burada söylemek istedim ama peşinden Suriye’de askerlerimize bir saldırı oldu.

“Bu tozun dumanın arasında, bu müzakere masalarında attığımız imzaların arkasına yığdığımız zafer çığlıklarının arasında ‘Amerika’yı dize getirdik.’ ‘Rusya bizim müttefikimiz.’ heveslerinin arasında dikkat edelim, dikkat etmek zorundayız; bu Amerikalılarla Ruslar bu tozun, dumanın arasında anlaşırlar ve biz, Orta Doğu’da ayazda kalırız.” diyecektim, bunun üzerine oturtulmuş bir çerçeve üzerinden endişelerimi ifade edecektim, askerlerimize saldırı oldu.

Siyaset, yaşadığımız acı hadiselerin üzerinden kendisine mikrofon tutulan ya da bu sorumluluğu taşıyan insanların, ölenlere rahmet dileyeceği bir mevki değildir, malumualiniz. Burası, millet iradesinin kalbidir; Allah’tan gayri kimseye eğilmezliğiyle iftihar ettiğimiz milletimizin iradesini temsil ettiğimiz yerdir. Dolayısıyla burada, millete rahmetten çok, rahmet olunur; rahmet okunmaz, rahmet olunur millete. Burada siyasetçilerin varlığı, devlet adamlarının kurmuş oldukları cümleler, o cümlelerin arkasına yığdıkları devlet kuvveti, hizmetini görmek zorunda oldukları millete rahmet olma sürecini organize eder. Yani biz, millete rahmet dilemeye değil, millete rahmet olmaya mesul insanlarız. “Efendim, deprem oldu, ölenlerimize rahmet olsun.” “Efendim, terör saldırısı oldu, ölenlerimize rahmet olsun.” “Çığ felaketi oldu, ölenlerimize rahmet olsun.”

Bir de rahmet dileklerimizin içerisindeki hissizlik, can sıkıcı bir raddeye vardı. Başka şeyler söyleyecektim, çığ felaketi oldu. Çığ felaketinden kurtarmaya teşebbüs ettik çığın altında kalanlarımıza -33’tü, 34 oldu buraya gelirken yitirdiğimiz canlar- cümle kuracaktım; kurduğumuz cümlelere, 34 canımıza, bunları kurtarma sürecindeki ihmallere cümle kuracaktım, Sayın Cumhurbaşkanının Delice’de yaptığı konuşmanın tonlaması, can sıkıcı hâle geldi.

Şimdi, siyasetçilerin vazifesi, tabii ki milletin acılarını paylaşmaktır. Bu acıları paylaşırken nezaret etmek zorunda oldukları ahlak, bu topraklarda bin yıldır temsil ettiğimiz nezakete, zarafete özen göstererek ihtimamla saygı duymayı da gerektirir. Efendim, tatile gitmeyi nasıl rencide edici bulup nasıl ikazlarımıza konu etmişsek, acıların üzerinden kurulan mitingdeki cümleleri de o kabil bir tedip edici cümleyle tenkit etmek zorundayım.

Akşam bir daha izleyeceksiniz, kırk bir dakikalık konuşmayı 4 sefer izledim; acaba bu paylaşılan kısa videoların arkasında bir algı operasyonu yapılıyordur da Hükûmetin aleyhine bir siyasi algıyı bir siyasi muhalefet duygusuyla buluşturuyorlar mıdır diye konuşmanın tamamını izledim; yani sadece o iki üç dakikalık videoyu izlemedim, tamamını izledim. Ben burada konuşunca AK PARTİ Grubumuzun pek tabii olarak “Efendim, ne alakası var? Senin dediğin gibi değil.” deme hakkı vardır ama ben, akşam evinize gittiğiniz zaman çocuklarınızla, annelerinizle, eşlerinizle beraber seyretme imkânı bulursanız onların sözlerine, hissiyatına sizin de çok ihtimam göstereceğinize inanıyorum. Bu cümlelerin içerisindeki hissizliği, can sıkıcı buldum. Yani, mitingi iptal edersiniz, etmezsiniz, ayrı bir şey ama bu meseleler konuşulurken bu meseledeki hissizliği, can sıkıcı buldum.

Devlet olmanın gereği her zaman şu değildir: “Efendim, bu başımıza gelen felaketten sonra çok ciddi dersler aldık, soruşturma süreçlerini bütün ciddiyetimizle takip edip bu mevzuda kabahati, kusuru olanların tamamına gerekli müdahaleleri yapacağız ve devletimizi buradan tecrübeyle çıkaracağız.” Bu cümlelerden sonra başımıza gelen felaketlerin haddi, hesabı, hududu yoktur. Efendim, Suriye’de ettiğimiz onca cümlenin, kurduğumuz onca cümlenin arkasındaki zafer naralarının üzerine Rusların bizim askerlerimize yaptığı saldırıya “Kırım’ı ilhak teşebbüslerini görmediğimizi zannetmeyin ha!” gibi bir cümle kurarak savuşturmaya çalışıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

44 konuşma daha · 6 Şubat 2020

44 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook