İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle

Yavuz Ağıralioğlu

İstanbul Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 34. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Aralık 2020 · 1.066 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti), 17 Aralık 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle); konuşma 1.066 kelime.

Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti, İstanbul). “2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yavuz-agiralioglu-27-2020-12-17-2021-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2019-yili-merkezi-y (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=93934

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her birinizi ayrı ayrı, hürmetle selamlıyorum.

Bütçe finaline gidiyoruz, bu bütçeden, 2021 yılı bütçesinden siyasi hafızamıza, siyasi arşive İYİ PARTİ’nin verimsiz yatırımlara işaret etmek için köprünün ayaklarında dikkat çekmek istediği 160 tonluk altın, Sayın Kılıçdaroğlu’nun iddialı çıkışı ve Sayın Süleyman Soylu’nun, milletin cebine girmiş paralarla ilgili, kalbiyle, içine sindire sindire diyebildiği “oh”lar kaldı. Yani bu 2021 yılı bütçesinin eski bütçelere nispet edildiği zaman biraz daha düşük tonlamalı geçen müzakerelerinin hafızalarda kalmış üç mühim, algıyı yönetebileceğimiz, hakikate dokunabileceğimiz üç büyük iş.

Bahar Hanım söyledi, mukabele edeceğim, bana da aslında ayak vermiş oldu. Milletin cebine düşmüş her kuruş için, Sayın Süleyman Soylu’nun iliklerinin son zerresine kadar “Oh olsun!” deyişine biz de mukabele ediyoruz. Bu memleketin cebine, bu milletin hayrına sebep olacak her kuruş için biz de canıgönülden, bakın, biz diyoruz...

HASAN ÇİLEZ (Amasya)Alkışlamadınız.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla)Ya, duruşumuzu söylüyoruz. Seni sonra özel olarak alkışlayacağım, alkışlayacağım seni.

HASAN ÇİLEZ (Amasya)Yok, beni değil.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla)Duruşumu söylüyorum, uzatmayın mevzuyu, ben söylüyorum, diyorum ki alkışlıyorum. “Oh olsun!” hissiyatınızın hamdolsun tarafını da temsil ediyoruz biz, Allah’a hamdolsun milletin cebine giren her kuruş için. Keşke on sekiz yıllık iktidarınıza, milletin cebine girmiş ve hepinizde coşkuya sebep olmuş, bu “Oh olsun!” hissiyatınıza keşke şöyle şeyler de demek nasip olsaydı: Keşke size “adalet ve kalkınma” diye başladığınız bu memleket, millet davasının on sekizinci yılında, 19’uncu bütçesinde, 179 milyar faize para vermiyoruz, “Ooh!” diyebilmek imkânı hissenize düşseydi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Keşke size teveccüh gösterilmiş bu on sekiz yıl içerisinde partinizin hizmet itibarına, hissesine, memleketin kamu borç stokunu, cumhuriyet tarihi boyunca yapılanı 2 katına çıkarmadık, “Ooh!” diyebilmek gibi bir itibar düşebilseydi. Keşke partinin itibarına, EYT’lilerin problemlerini çözdük, “Ooh!” diyebilmek düşebilseydi, keşke partinizin icraat itibarına, seçim meydanlarında verdiğiniz 3600 sözünü tuttuk, “Ooh!” diyebilmek düşseydi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Keşke partinizin iddialarına ve itibarına, yolun başlangıcında teslim aldığınız ülkeyi, 17’nci sıralardan aldığınız bu memleketi 10’uncu sıralara getirdik, “Ooh!” diyebilmek nasip olsaydı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Keşke partinizin itibarına, keşke partinizin siyasi iddialarına işsizlikle teslim aldığımız bu memleketi aşa, işe doyurduk; gençlerin ümidi kalmamış bu memlekette gençlerin ümidini bu memlekete bağladık, “Ooh!” diyebilmek nasip olsaydı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Yoksulluk girdabında aldınız bu memleketi; on sekiz yıldır “18 milyon yoksula bakıyoruz.” demek yerine “Zekât verilmez bir ülke inşa ettik. Artık insanlar zekât verecek insan bulamıyorlar, ooh!” diyebilmek nasip olsaydı keşke. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Keşke partinin hissesine, devriiktidarınızın bu kadar uzun sürmesine rağmen yoksulluğun kurumsallaşmadığı bir ülke inşa etmek düşseydi. “Ne iş yapıyorsunuz?” sualine neredeyse “Yoksulum.” diye cevap verecek bir meslek kolu inşa edildi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Keşke yoksulluğun rivayetle anıldığı bir ülke inşa etmek “Ooh!” nidalarınızla buluşsaydı. Keşke “İçinde mukayese imkânı bulduğumuz ülkeler liginde en düşük enflasyon, hamdolsun, ooh, bizim ülkemize nasip oldu.” demek size düşseydi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Keşke faizin hem inanç olarak hem hassasiyet olarak hem de iktisadi mücadelenizin merkezinde hiç tevessül edilmemesi gereken bir kabahat olarak durduğu bu siyasal iklimde “Allah’a hamdolsun, devriiktidarımızda faize bir kuruş kaptırmadık.” diyebilmekten hissenize “Ooh!” gibi bir nida düşmüş olsaydı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

500 milyar dolar, faize para ödendi on sekiz yılda. Bu 500 milyar doların en iftihar ettiğiniz yatırımlarınızdan kaç tane yaptığını çıkarttırdım arkadaşlarıma. Mesela, 500 milyar dolar, faize, on sekiz yılda para ödemişiz; bu paraları buraya ödememiş olsaydınız hissenize şöyle şeyler demek düşecekti, Süleyman Soylu Bey’in dediği “Ooh olsun!”a ne cümleler ilave edecektiniz; diyecektiniz ki: “Ooh! Faize bir kuruş para vermedik.” “22 tane nükleer santral yaptık.” “Ooh! 15 tane Kanal İstanbul yaptık.” Bak, çıkardım burada, hepsi var. “Ooh!” diyecektiniz, bakın. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Böyle diyecektiniz. Eğer faize bu kadar para verilmemiş olsaydı, yüzlerce, bunlardan yüzlerce sayabileceğim bir sürü örneği “Memleketin hizmetiyle buluşturduk, ooh!” diyecektiniz.

Siz, bugün, kendi coşkunuzun arkasında, kendi sorumluluklarınızı, muhalefetin sizin elinizden iktidarı alamamış olmasından kaynaklanan bir yerde, kendi avantajınıza dönüştürüp mutlu olmaya çalışıyorsunuz. Biz size sorumluluklarınızı hatırlatıyoruz; yolun başında hangi hissiyatı taşıdığınızı, yolun sonunda bu hissiyatı kaybettiğiniz için başınıza ne geldiğini hatırlatıyoruz. Biz bütçede sonuçları konuşuyoruz -iktidara muhalefetiz biz, sonuçları konuşacağız- siz sebepleri konuşuyorsunuz. Biz iktidara, yetemeyişlerimizi, yetemeyenlerimizi konuşuyoruz; siz gerekçelerinizi konuşuyorsunuz. Biz memlekette yaşadıklarımızı konuşuyoruz, siz mazeretleri konuşuyorsunuz. Biz memleketteki geçim darlığından, zorluğundan bahsediyoruz, ondan konuşuyoruz; siz, bu zorluklar adına niçin bu gerekçeleri, niçin bu zorlukları yaşadığımızı bize anlatmaya çalışıyorsunuz. Biz size yaşam zorluğu çeken insanlardan bahsediyoruz, siz bize mukayeselerden bahsediyorsunuz.

Geldiğimiz yer şurasıdır: Sizin iddialarınızla, memleketi huzura kavuşturmak için, onca zamandır elinize geçirmiş olduğunuz iktidar nimetlerinden, imkânlarından memleketinizden istifade edemeyenler adına cümleler kurduk size. Yani siz temennilerinizi, hedeflerinizi, hayallerinizi anlattınız; biz hayalleriniz adına ülkede yaşanılanları anlattık size. Bunların ikisinin arasındaki farktır muhalefeti sizin karşınızda kuvvetli yapan. Kuvvetli olduğunuz yerlerdeki coşkunuzu, kuvvetli olduğunuz zamanki hissiyatınızı hepimiz gördük. Siyaset arşivine Süleyman Soylu’nun milletin hayrına sebep olmuş o yatırımlarla ilgili cümlesi coşku olarak düştü; siyaset arşivine, öyle, alkışlama coşkusu olan bir fotoğrafınız düştü. Siz de biliyorsunuz, memleketin hayrına sebep oldunuz mu böyle coşku olur ama siz bugün, on sekiz yılın içinde, 19’uncu bütçesini yaptığınız bu performansınızla milletin coşkuyla alkışladığı bir iktidar değilsiniz artık. Millet artık, sizin sayısal olarak çokluğunuzu, siyasi kuvvetinizi biliyor olmasına rağmen, çözülememiş problemlerin çözenini aramak derdine düşmüştür. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Biz o yüzden kuvvetliyiz. Tıpkı sizin 2002’de kuvvetlendiğiniz siyasal iklimin içerisinde, biz AK PARTİ’nin 2002’deki sorumluluklarına yürüyoruz; AK PARTİ, kızdığı ve eleştirdiği insanlara benzeyerek vedaya hazırlanıyor. Biz, sizin 2002’de millete söz verirken idealizm adına söylediklerinizi kendi sorumluluğumuz biliyoruz. Yani parmağındaki yüzüğü gösterip “Bundan başka malım yok.” diyen bir idealizmin, “Makam arabalarını satacağım.” “Lojmanları özelleştireceğim.” “Bu memlekette fakirliğin kökünü kazıyacağım.” “Bu memlekette zekât verilecek insan kalmayıncaya kadar bir kuruşu kendime haram sayacağım.” diyen bir ahlakın yerine, şimdi, hanı hamamı, katı, sarayı, külliyesi -ne diyorsanız adına- bir sürü şeyi, kendi varlığını itibar sayan bir sorumsuzluğun içine düştü. Hissiyatınızdaki savrulmayı hatırlatıyoruz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Yani siz bizim söylediklerimize itiraz ediyorsunuz, yüzünüzle; kalbinizle değil. Ben sizin bizim söylediklerimize kalbinizle itiraz ettiğinizi düşünsem sizin şöyle demiş olmanız gerekiyor, şöyle demeniz lazım: “Allah’a hamdolsun, biz memlekette yüzde 14-15 işsizlik vadetmiştik.” Bunu parti programına çevirdiğinizi düşünün lütfen, parti programına çevirin; şu anda memleketin karşı karşıya kaldığı bunca problemi parti programına dönüştürün yani bir parti kurduğunuzu düşünün -eğer bu yaptıklarınız, bu neticeler normalse şöyle yapacağız o zaman- Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin teveccühüne talip olduğunuz meydanlarda şöyle dediğinizi düşünün: “Bize yetkiyi verirseniz şayet yüzde 15 civarında bir işsizliği planlıyoruz.” “Şayet bize yetki verirseniz kamu kaynaklarını, yanımızda, yakınımızda üç beş tane müteahhide, Kamu İhale Kanunu’nu da delerek istediğimiz fiyata, istediğimiz adama vermeyi planlıyoruz.” mesela.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

145 konuşma daha · 17 Aralık 2020

145 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook