406 sayılı telgraf ve telefon kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1074)
Karaman Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 61. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Şubat 2006 · 1.140 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yüksel Çavuşoğlu (AK Parti), 9 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 406 SAYILI TELGRAF VE TELEFON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1074)); konuşma 1.140 kelime.
Yüksel Çavuşoğlu (AK Parti, Karaman). “406 sayılı telgraf ve telefon kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1074)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-cavusoglu-22-2006-02-09-406-sayili-telgraf-ve-telefon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU (Karaman)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde AK Parti Grubum adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Başkanım; sözlerime başlamadan önce, izninizle, içerisinde yaşadığımız günlerde, son derece meşgul eden birkaç konuya, kısaca, değinerek geçeceğim.
Birincisi, bütün Müslümanları derinden üzen Kerbela olayının senei devriyesi münasebetiyle, milletimize yeniden birlik ve tesanüt noktasında düşünme fırsatı vermesi temennisiyle, 10 Muharrem Aşure Günümüzün bütün milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Bütün dünyanın, özellikle içerisinde bulunduğumuz günlerde, barış ve huzura ihtiyacı vardır, insanlığın barış ve huzura ihtiyacı vardır. Bu barış ve huzur ise, medeniyetler ittifakıyla ancak mümkün olacaktır ve bir yerde buna muhtaçtır. Hal böyleyken, İslam âlemini çok meşgul eden ve üzen, provokasyon amaçlı, Hazreti Peygamber Efendimize hakaret ihtiva eden yayınları bütün kalbimle kınıyor, telin ediyorum ve hem bütün insanları hem de demokrasiyi özümsemiş Avrupalı lider ve fikir adamlarını derin düşünmeye davet etmekteyim.
Bir üçüncüsü ise, İtalya'da elim bir kaza sonucu ahrete intikal eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum.
Bu arada, Trabzon'da üzücü bir saldırı sonucu öldürülen Santa Maria Kilisesi Papazı Andrea Santoro'nun ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyor ve acılarını paylaşıyorum.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ülkemizin telekomünikasyon şebekesinin altyapısının tamamına hizmet eden ve büyük gayretlerle kurulmuş bu ağdan, 217'den fazla telekomünikasyon şirketinin, GSM'leri de sayarsak, operatörle birlikte 220'yi geçen bu şirketlerin istifade etmesini sağlayan, 24 000 civarında nakle tabi olmak üzere, yaklaşık 51 000 civarında çalışan personeli ve 19 000 000 sabit hat telefon, 1,5 milyon internet, ADSL ve dial-up abonesi olan Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin -ki, bundan sonra Türk Telekom diyeceğiz- yüzde 55 oranındaki hissesinin blok olarak satışına ilişkin özelleştirme süreci kapsamında, 1.7.2005 tarihinde yapılan ihalenin kesinleşmiş sonuçları Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanmıştır. Böylece, Türk Telekomun satışıyla devletin kasasına, yaklaşık olarak, 6,5 milyar dolar civarında bir para girmiş veya en yakın zamanda girecektir. Bu ihalenin bir gereği ve ihale sürecine uygun olarak Türk Telekomda yüzde 55 oranındaki hissenin devir süresi ise 14.11.2005 tarihi itibariyle tamamlanmış bulunmaktadır. Dolayısıyla, Türk Telekom hisselerinin yüzde 45 oranındaki bir miktarı ise, hâlâ, kamuda kalmaya devam etmektedir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Türk Telekom özelleştirmesinin tamamlandığı bu tarih itibariyle Türk Telekomun nakle tabi personelinin başka kamu kurum ve kuruluşlarına, özelleştirmeden itibaren 150 gün içerisinde nakil hakkı ihtiva eden süreç de başlamış bulunmaktadır. Ancak, diğer özelleştirmelerden farklı olarak Türk Telekom, yaptığı sözleşmelerle şirket personelinin tamamının Türk Telekomda kalarak çalışmalarına devam etmesini istemektedir. Aynı statüde kalarak aynı yüksek ücretleri alabilecekleri gibi, yeni bir sözleşmeyle, farklı bir sözleşmeyle çalışmaya devam edecekler için ise mevcut maaşlarına ortalama olarak yüzde 30 oranında maaş artışı, maaş zammı yapılabileceği ifade edilmektedir. Böylece, personel maaşlarına yüksek oranda zam yapılarak belli bir süre de iş güvencesi teklif edilmektedir. Ancak, basından takip edildiği ve değerli milletvekili arkadaşlarımızın, sizlerin bildiği üzere, önceki özelleştirmelerden kaynaklanan olumsuz numuneler nedeniyle, emekliliklerine kadar geçen süre zarfında iş güvencesini sağlamak isteyen Türk Telekom personelinin büyük bir kısmı, nakil haklarını kullanarak kamu kurum ve kuruluşlarına nakil olmak istemektedirler.
Burada, iki noktayı açıklığa kavuşturmak istiyor ve ilgili müesseseleri, ilgili kişileri biraz daha düşünmeye davet ediyorum. Birincisi, naklen geçecek çalışanların, geçtiği yıllarda 15 Ocak tarihinin esas alınmasının bir caydırıcılık görevini yerine getireceğini düşünüyorum. Yani, birtakım insanlar güvence istiyorlar bilhassa maaşları noktasında.
İkinci nokta ise; artık, devlete çalışanlarımızın bu devlet garantisi olayını, kolaya kaçmayı, kendine güvenmeme diyemeyeceğim; ama, rahatlığa özen gösterilmesini daha detaylı düşünmeleri gerekir. Bence kendine güvenen insan her gittiği yerde başarılı olabilir ve kimse onların hakkına tecavüz edemez.
Nakle tabi personelin büyük bir kısmının başka kamu kurum ve kuruluşlarınada nakledilmesi durumunda bu alandaki bilgi birikimi ve tecrübenin taşınması mümkün olmayacağı gibi, örneğin, Türk Telekomda yüksek ücretle çalışmakta olan bir uzman Telekom personelini ele alacak olursak, kazanılmış hakkı olan bu yüksek ücreti nakil olduğu kamu kurum ve kuruluşunda da almaya devam edecektir. Oysaki, oradaki ücret seviyesi çok düşük olduğu için, bu ücretlerle orada çok daha nitelikli bir personelin istihdam edilmesi söz konusu olabilecek; ama, böylece mâni olunmuş olacaktır; düşünülmesi gerekir. Aksi takdirde, yani, kurumda kalırlarsa, yine teklifte öngörülen süre zarfında çoğu personelin emekliliği gelecek, birçoğu da gelişmeleri gördükçe belki de şirkette kalmayı tercih edecekler, kamuda görünmez gizli işsizlik böylece önlenmiş olacak diye düşünüyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu kapsamda, kanun teklifiyle nakle tabi personelin kamu kurum ve kuruluşlarına naklinin beş yıllık bir süreye yayılarak, söz konusu personelin Türk Telekomla imzalayacakları iş sözleşmesine istinaden Türk Telekomda çalışma imkânlarının da cazip hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu durum şirket açısından her ne kadar bir belirsizlik teşkil etse de, şirket tarafından, çalışma barışı, özellikle ve şayet şirket hakkında olumsuz bir imaj veya bir duyum alınmış ve menfi icraatlar söz konusuysa, bunların bertaraf edilmesi ve özelleştirmelere kamuoyunun olumlu bakışının devamının sağlanabilmesi, personelin, yerinin, özlük hakları ve çalışma şartlarının değiştirilmeyerek mağdur edilmemesi adına makul karşılandığı gibi, personel ve sendika, dernek gibi sivil toplum örgütleri tarafından da talep edilmektedir. Bu sayede, nakil talebinde bulunacak personel sayısı asgarî seviyede tutulacak, kamu hizmetinin aksamadan yürütülmesi sağlanacak ve personelin malî yükleri de kamuya en az seviyede yansıtılmış olacaktır; işsizlik artmamış olacaktır böylece. Keza, bu sayede, telekomünikasyon sektöründe uzmanlaşmış nitelikli insan gücünden de uzmanlık alanlarında mümkün olabildiğince faydalanılması ve bu personelin sektöre ilişkin edindikleri tecrübelerin atıl kalmaması da, kamu yararı doğrultusunda sağlanmış olacaktır. Başka bir ifadeyle söyleyecek olursak, ülkenin, telekomünikasyon alanında yetişmiş uzman kadrolarının, kamuda, başka bir kurumda masada oturması önlenmiş, kamudaki özlük haklarının ve sicil gibi, şahsa taalluk eden hususların, rahat olmasına karşı, özel sektörde tereddütler uyandıran spesifik istifhamların izale edilmesi ve bu nitelikli işgücünün kamuya katkılarının devamıyla, kamunun üzerinden, ödenilmesi gereken önemli bir ücret yükü de alınmış olacaktır. Böylelikle, Türk Telekomun bu sürecindeki hassasiyetler dikkate alınarak gerçekleştirilen özelleştirmenin sağlıklı bir şekilde devamı sağlanarak, bundan sonraki özelleştirmelere de örnek olacağını düşünüyoruz.
Çalışanlarımızın devlet işine olan alışkanlıkları değişecektir. Bu sayede, özelleştirme sonrasında tek handikap olan personel olayları da, önümüzdeki özelleştirmelerde, örnek teşkil edecek biçimde çözüm bulmuş olacaktır.
Burada, bir başka noktaya da değinmeden geçemeyeceğim; çalışan personelin 12 000'inin kapsam dışı 28 000'inin kapsam içi olmasının, kazanılan haklar bakımından bir sıkıntı doğurmuş olduğunu biliyoruz; ama, 2000 yılında 4502 sayılı mevzuatla kayıt altına alınan bu düzenleme, ayrı bir platformda belki de ele alınabilinir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, sonuç olarak, bu amaçla yapılan teklifle Türk Telekom personelinden, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil talebinde bulunmayarak Türk Telekomda çalışmaya devam edenlerin, hisse devir tarihinden itibaren en geç beş yıl içinde iş sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdiğinde, bu tarihten itibaren otuz gün içinde başvurmaları halinde, 15 Ocak tarihi esas olarak, nakil hakları korunmuş olacaktır.
Bu sayede, kamu önemli bir ücret yükünden, personel değişik kurumlara geçme ve çalışma barışı açısından yaşadığı tedirginlikten ve yine, kamuda genel olarak hizmetin halen uzman, ehil kişilerce ve yine, kamuda genel olarak hizmetin sağlanması gibi faydalardan yararlanılmış olunacaktır.
Böylelikle, Türk Telekom özelleştirilmesi sonrasındaki sürecin hassasiyetleri dikkate alınarak, sağlıklı bir personel politikası yürütülebilmesi açısından Türk Telekomun özelleştirilmesi, bundan sonraki özelleştirmelerde olumlu bir örnek teşkil edecektir.
Bu kanun teklifimizin vatanımıza, milletimize ve kurum çalışanlarına hayırlı olması dileğiyle, hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 9 Şubat 2006