Hakimler ve savcılar kanununda değ.yap.hk kan tas.
Artvin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 90. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Mayıs 2004 · 976 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yüksel Çorbacıoğlu (CHP), 18 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNDA DEĞ.YAP.HK KAN TAS.); konuşma 976 kelime.
Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin). “Hakimler ve savcılar kanununda değ.yap.hk kan tas”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 18 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2004-05-18-hakimler-ve-savcilar-kanununda-deg-yap-hk-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Görüşülmekte olan yasa tasarısının 2 nci maddesi, Adalet Bakanlığı tarafında hazırlanan tasarıda yoktur. Komisyon çalışmaları sırasında bu konuda bir düzenleme yapma ihtiyacı doğmuş; adalet personeline, sadece hâkim ve savcılara yapılacak yardımın yeterli olmadığı, adalet kurumunun unsuru olan diğer memurlara da aynı yardımın, görev ve hizmetlerine göre yapılması konusunda ortak görüş birliğine varılarak tasarıya konulmuştur ve bugün, Genel Kurulda bu konuda görüşmelerimizi yapıyoruz.
Değerli milletvekilleri, şimdi, tabiî, adlî personele yapılan yardımın, katkının, kim tarafından yapılırsa yapılsın, biz her zaman arkasındayız, destekçisiyiz; ancak, bu yardımların yeterli olmadığı kanaatindeyiz; şimdiye kadar yapılan konuşmalarda bu konuda görüşlerimizi söyledik.
Ben, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 2 nci maddeyle ilgili -anlaşılmasının da kolaylığı açısından- üç konuda itirazımız olduğunu söylemek istiyorum.
Birincisi, parantez içine alınan çalışanlarımız vardır; bunlar, ceza ve infaz koruma memurlarımız. Adalet personeli sayılmayan ceza ve infaz koruma memurlarımızın neden adalet personeli sayılmadığını anlamış değilim; çünkü, bu çalışanlarımız, adalet hizmetleri tazminatı alıyorlar. Adalet hizmetleri tazminatını, adalet hizmetinin çalışanı dışında bir kimse alabilir mi; alamaz. Adalet hizmetleri tazminatı aldığına göre, biz, ceza ve infaz koruma memurlarımızı adlî personel saymışız. Adalet hizmetleri tazminatı açısından adlî personel sayılan, toplam 17 433 kişi olan ceza ve infaz koruma memurlarımızı, şimdiki iyileştirmede, adlî personel saymıyoruz. Bir kere, burada adaletli davranmıyoruz; yani, ismi adalet olan bakanlıkta adaletli davranmıyoruz.
Burada, amaç nedir; yani, ceza infaz koruma memurlarımızın işi yoğun mu değildir, yoksa önemsiz midir; çok yoğun olduğunu ben biliyorum, meslekte bunu yaşadım avukat olarak; hatta, çok önemli olduğunu da biliyorum; çünkü, ceza infaz koruma memurları, Türkiye'nin aynası sayılan, yabancı ülkeler tarafından aynası sayılan bir kurumda çalışıyorlar. Biliyorsunuz, Avrupa'daki kuruluşlar, özellikle cezaevleri izleme komiteleri, her fırsatta, Türkiye'nin cezaevlerine geliyorlar; yani, hiçbiri, gelip de, Türkiye'nin değerlendirmesini Ankara'nın Kızılay'ından yapmıyor; gelip, cezaevlerini inceleyerek Türkiye hakkında değerlendirmede bulunuyorlar. O nedenle, çok önemli bir alan, cezaevi. Peki, cezaevlerindeki memurlarımızın durumu ne; olabildiğince az gelire sahip ve zor koşullarda çalışan insanlar. Bugün, 17 433 ceza infaz koruma memuruna bir hak verin; hatta, Adalet Bakanlığının diğer kurumlarında çalışma hakkı veya başka kurumlarda, aynı maaşla çalışma konusunda bir öneri getirin, inanın, cezaevinde çalışan 1 kişi kalmaz. Bu bile, ceza infaz memurlarının ne kadar zor şartlarda çalıştığını gösteren bir konudur.
Değerli milletvekilleri, adlî personele, ayda 50 saati aşmayacak şekilde, fazla çalışma karşılığında çalışma ücreti takdir edilmesi öneriliyor. 50 saatin hesabını yaptım; saat ücretini, biliyorsunuz, bütçe kanunumuzda 650 000 lira olarak belirlemiştik; ayda 50 saatin 650 000 liradan karşılığı 32 500 000 lira; yani, 32 500 000 lira için mi bu kadar uğraşıyoruz. Hani, örnek vermek gerekirse, tavuk, yumurta yapmış, ortalığı ayağa kaldırmış; bakıyorsunuz, yaptığı yumurta avuca sığacak kadar! Yani, çok daha ciddî bir katkı sağlamak gerektiği kanaatindeyim değerli arkadaşlar. Bizim önerimiz -ki, bu öneri gelecektir- saat olarak, 200 saat karşılığı fazla çalışma ücreti ödenmesini öneriyoruz. Bu 200 saatin karşılığı 130 000 000 lira ediyor. Üçüncü bir şıkkı da söyledikten sonra, 2'ye katlanılmasını gündeme getireceğim. 550 000 000-600 000 000 lira maaş alan memurlarımızın o yaşam standartlarına yapılan 130 000 000 liralık katkının dahi yeterli olmadığı kanaatindeyiz.
Değerli arkadaşlar, bu fıkranın son kelimesine de karşı olduğumuzu belirtmek istiyorum. Maddede, bütçe kanununda belirtilen fazla çalışma ücretiyle ilgili olarak "2 katına kadar fazla çalışma ücreti ödenebilir" deniliyor; 2 katına kadar artırılması öngörülüyor ve sonuçta, bu 50 saat veya bizim önerdiğimiz doğrultudaki 200 saat "ödenebilir" olarak bağlanıyor. "Ödenebilir" dediğimizde, tabiî ki, çalışma koşullarına, mahalline göre, son fıkrada belirtildiği üzere, Adalet Bakanlığı veya yüksek mahkemede başkanlar tarafından bu konuda karar verilebilir. Biz, bu konunun takdire bırakılmaması gerektiği kanaatindeyiz. Maaş gibi veya fazla mesai ücreti gibi bir konunun, yasada emredici hükümle karara bağlanmasının daha hukukî olacağı kanaatindeyiz; çünkü, takdire bıraktığımızda, bu takdirin kötüye kullanılması veya ayırımcılık söz konusu olabilir. Diğer taraftan, ayırımcılık yapmasanız bile, adaletli davransanız bile, bu fazla mesai ücretini alamayan insanlar baskı yapacaktır, yarın kapınıza gelecektir, Bakanlığa gelecektir, milletvekillerine gelecektir, onlar da bu hakkı almak isteyeceklerdir. Bu sıkıntıyı yaşamamak için, bence, hak ettikleri o ücretin, emredici hükümle "ödenir" şeklinde tasarıda düzeltilerek, herkese ödenmesi ve takdire bırakmayacak şekilde düzenlenmesinin daha doğru ve adaletli olacağı kanaatindeyim.
Değerli arkadaşlar, konuyla ilgili bu bilgilerden sonra, bir de, Adalet Bakanlığının bir çalışmasıyla ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunu, bütün yargı mensupları destekleyecek, kabul edecektir. Bilgisayar otomasyon program sistemi, Adalet Bakanlığının sadece merkez teşkilatları değil, tüm taşra teşkilatlarının da çalışmasının verimliliği açısından, üretkenlik açısından çok önemli bir çalışmadır. Bu konuda haricen edindiğim bilgiler var, isim vermeye gerek yok; ama, bu bilgiler gösteriyor ki, tam amaca hizmet edecek bir çalışma yapılmamaktadır. Güzel bir programın yapılması öneriliyor. Bu konuda öneride bulunan arkadaşımla bu konuyu görüştüm, tartıştım. Eğer, o program Türk yargı sisteminde gündeme gelirse değerli arkadaşlar, size şunu söyleyeyim, en azından, usul açısından, yasaya, usule aykırılıklar ortadan kalkacaktır ve Yargıtayın iş yükünün önemli bir bölümü de ortadan kalkmış olacaktır; çünkü, usulî eksiklikler yaptığımız o program sonucu, artık, gündeme gelmeyecektir; o programda bütün usuller mevcut olduğu için, hâkimin bu usulî unutması veya hata yapması da söz konusu olmayacaktır. Bu konunun da önemsenmesi kanaatindeyim.
Diğer taraftan, Adalet Bakanlığının sadece personeline maddî katkı sağlamak veya bu düzenlemeyi yapmakla adalete hizmet etmiş olacağımızı sanmıyorum. Nedense, Adalet Bakanlığı hep üvey evlat muamelesi görmektedir. Her ne kadar, Anayasamız ve yasalarımız, Türkiye Cumhuriyetinin, kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yönetildiği iddiasında ise de, ben, Türkiye'nin, öyle, yasama, yürütme ve yargı olarak, eşit, güçler ayrılığı ilkesi doğrultusunda yönetildiği kanaatinde değilim. Yargı, hiçbir zaman için o gücünü icra edememektedir. Tabiî, bu konuda, özellikle yürütmenin, yargının güçlenmemesi konusunda çabası olduğunu söylemiyorum; ama, herhangi bir katkısı olmadığını söylüyorum.
Ben, kendi ilimden bahsedeyim, daha önce de söylemiştim; ama, bunu sizlerle paylaşmak istiyorum, biraz da sizi rahatlatmak için. Artvin Adliyesini görürseniz, oranın adliye olmadığını dışarıdan baktığınızda anlarsınız; adliye dışında her şeye benziyor; yüzotuz yıllık bir bina. Hatta, ben, avukatlığa başladığımda iki katlıydı, merdivenleri tahtaydı; daha sonra, 1994 yılında içeriden çıkılan beton merdiven yapıldı; böyle bir bina. Buraya -yargıyla ilgili değilse de- orada yargılanan kişiyle ilgili yabancı bir heyet geliyor; Gürcistan veya Almanya'dan olabilir, konsoloslar falan geliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 18 Mayıs 2004