İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Ceza muhakemesi kanununun yürürlük ve uygulama şekli hak.kan.değ.yap.dagir kan.tekl. (ss : 896)

Yüksel Çorbacıoğlu

Artvin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 96. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Mayıs 2005 · 938 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yüksel Çorbacıoğlu (CHP), 10 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAK.KAN.DEĞ.YAP.DAGİR KAN.TEKL. (SS : 896)); konuşma 938 kelime.

Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin). “Ceza muhakemesi kanununun yürürlük ve uygulama şekli hak.kan.değ.yap.dagir kan.tekl. (ss : 896)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 10 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2005-05-10-ceza-muhakemesi-kanununun-yururluk-ve-uygulama-sekli-hak-kan-deg-yap-d (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu teklif 5 maddeden oluşuyor; 5 maddenin 1'i geçici madde. Genel olarak, 1 inci madde ve yürürlük maddesi olan 4 ve 5 inci maddeyle ilgili bir itirazımız yok; 2 ve 3 üncü maddeyle ilgili itirazlarımız var. Yalnız, 1 inci maddenin esasına ilişkin itirazımız olmamakla beraber, bu maddenin düzenlenmesiyle ilgili, sorumluları tespit açısından da bir itirazımız olacak.

1 inci maddeyle, biliyorsunuz, 1 Nisanda yürürlüğe girecek olan yasanın 1 Hazirana ertelenmesi nedeniyle ortaya çıkan sorunlar sonucu, 5320 sayılı Yasanın 6 ncı ve 18 inci maddelerinde bulunan "1 Nisan" ibaresi "1 Haziran" olarak değiştirilmek zorunda kalmıştır. Şimdi, bunu yapmak zorundayız; aksi halde, 18 inci maddenin birinci bendinde sayılan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası, 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakemesi Yasası, 466 sayılı Kanun Dışı Yakalama ve Tutuklama Sonucu Ödenecek Tazminatlara İlişkin Yasa ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle İlgili Yasanın havada kalması söz konusuydu; çünkü, mevcut Ceza Yasası bu maddeleri de içerisinde değerlendirdiği için, bu konu boşlukta kalacaktı.

Şimdi, Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve üçüncü olarak da Ceza İnfaz Kanunu, biliyorsunuz, son dönemlerde çok moda, çok revaçta. Bu kanunları yaparken, ne yazık ki, zamanı iyi değerlendirelim derken, doğru dürüst yasa çalışması yapamadık, biraz yüzümüze gözümüze bulaştırdık!

Şimdi, bunların bir sorumlusu olması lazım; evet, bir sorumlusu olması lazım. Tabiî ki, bu yasaların sorumlusu başta İktidar Partisi ve hükümet; çünkü, hükümet tasarısı, İktidar Partisinin baştan sona desteklediği bir yasa. Her ne kadar muhalefet olarak bizler, Ceza Yasası, Ceza Muhakemesi Yasası ve İnfaz Yasasına, üzerimize düşen sorumluluk gereği katkı sağladı isek de, bunun sorumlusu iktidar. Eğer bu yasalarda bu eksiklikler olmasaydı, bu yasalarla eğer amaç gerçekleşmiş ve bir daha yeniden böyle düzenlemeye ihtiyaç kalmasa, doğru bir iş yapmış olsaydık, bunun takdirini, tabiî ki, iktidar üzerine alacaktı, İktidar Partisi ve hükümet üzerine alacaktı. Eğer bir eksiklik olduysa da, doğal olarak bunun sorumluluğunu da üzerine alması lazım.

Ben, her ne kadar, Avrupa müktesebatı doğrultusunda bazı yasaların çıkarılması, Avrupa Birliğine katılma konusunda eksiklerimizi giderme nedeniyle bu yasaların çıkması gerekliliğine inanıyor isem de, bunların doğru dürüst çıkarılması, bu sorunların, işin başında daha net olarak tespit edilerek, bir daha görüşmeye, bir daha bu Meclisin bu mesaiyi yapmasına gerek kalmadan bu konuların giderilmesi lazımdı; ama, bu konuda iktidar çok tecrübeli davranamadığı için, ne yazık ki, tekrar tekrar, dönüp bu yasaları düzenlemek, değiştirmek zorunda kalıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak ve şahsım olarak, asıl karşı olduğumuz maddeler 2 ve 3 üncü maddeler. Ben, bunlardan, öncelikle 3 üncü maddeyi ele almak istiyorum; çünkü, 2 nci madde daha önemli, daha sorunlu bir madde. 3 üncü madde, biliyorsunuz, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu ile biz, bugüne kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda olan bir talebi ortadan kaldırdık. Bu da, ceza yargılamaları sırasındaki şahsî hak taleplerini bu yasayla artık kaldırdık; bu konuların, bu taleplerin hukuk mahkemelerinde dile getirilmesi gerektiğini söyledik. Ceza ile hukuku bu anlamda ayırdık. Yaptığımız düzenleme doğru; ancak, yasanın geçici maddesiyle şöyle bir düzenleme getiriyoruz: "Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsî hak talepleri görevsizlik kararı verilmeyerek bu mahkemelerce sonuçlandırılır" diyoruz. Gerekçesine baktığımızda ise, ceza davaları ile birlikte görülmekte olan çok sayıda şahsî hak talebinin bulunduğu ve ceza mahkemelerince görevsizlik kararı verilerek hukuk mahkemelerine bu davanın gönderilmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Böylelikle mahkemelerin iş yükünü azaltma amaçlanmıştır.

Yine bir moda deyim, özellikle cezayla ilgili konuların düzenlenmesinde, kanunların düzenlenmesinde, nedense, bu mahkemelerin işgücünü azaltmak çok önemli bir sorun olarak her defasında gerekçe olarak önümüze geliyor. Yani, bu, gerekçe olabilir; ancak, yaptığınız bir temel yasanın, o yasayı yaparken ortaya koyduğunuz temel bir felsefenin, daha uygulamaya dahi geçmeden bu şekilde delinmesini çok doğru bulmuyorum. Öncelikle, yaptığımız yasaya, bizim, gerekli saygıyı ve gerekli sahiplenmeyi göstermemiz lazım. Hukukçular bilir, normatif hukuk açısından hangi hukuk normunun kabul edileceği kurallarından biri de "yürürlükte olan kanun metni kabul görür" denilir; normatif hukuk bunu söyler. Şimdi, yürürlükte olan hüküm, 1 Haziran itibariyle 5271 sayılı Yasa olacak; ancak, biz, bu geçici maddeyi koymakla, bugün görülmekte olan davaların veya 1 Hazirana kadar davası açılan dosyaların tamamındaki şahsî hak taleplerini de, eski yasaya göre, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasına göre yürütmüş olacağız. Bunun çok anlaşılabilir, çok gerekçesi yok; yani, 1 inci maddeyle ilgili gerekçeyi anlamak mümkün; çünkü, ortada bir boşluk var, bunu gidermek gerekiyor; ancak, burada, sadece mahkemelerin yükünü azaltmak gerekçesiyle, bence çok önemli bir kuralı, yeni bir anlayış olarak gelen, ceza yargılamasında yeni anlayış olarak gelen hukuk taleplerinin ceza yargılamasından ayrılma kuralını böylelikle ihlal etmiş oluyoruz; bunu da, doğrusu kabul etmek bizce mümkün değil.

Değerli arkadaşlar, son olarak, 2 nci maddeyle ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. 2 nci madde şöyle: "5320 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'yazılı suçlar' ibaresinden sonra gelmek üzere 'ile ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar' ibaresi eklenmiştir."

Şimdi, öncelikle 12 nci maddeyi okumak istiyorum. 12 nci madde, aslında, kendisi bir istisna maddesi; yani, bu yasada, 5320 sayılı Yasada bile bence olması gerekmeyen bir madde. Birinci fıkrası, ikinci fıkra önemli değil. Okuyorum: "Ceza Muhakemesi Kanununun 102 nci maddesi aynı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yazılı suçlar bakımından 1 Nisan 2008 tarihinde yürürlüğe girer."

Biz, buna; yani, kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yazılı suçların dışında, tüm ağır ceza suçlarını da bu istisna maddesine ekliyoruz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, 102 nci maddeyle, Ceza Muhakemelerinin tutuklamaya ilişkin 110 uncu maddesini bir değerlendirmemiz lazım. Bunu değerlendirirsek, yeni yasada yapılanla, istisnaların ne anlama geldiğini daha iyi anlamış olacağız.

Eski yasada, kısaca söylemek gerekirse, bir belirsizlik vardı; tutuklama süresiyle ilgili net rakam, süre yoktu. Yeni yasada, bunu, demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin gereği olarak bir süreye bağladık. Eski yasada, soruşturma aşamasında tutuklama süresi en fazla altı ay, dava açılmak suretiyle...

Özür dilerim, Sayın Başkanım, biraz sessizliği sağlayabilir misiniz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 10 Mayıs 2005

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook