Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler
İstanbul Milletvekili · Yeni Parti
Genel Kurul, 14. Birleşim · 5. yasama yılı · 5 Kasım 2026 · 1.061 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Yunus Emre (Yeni Parti), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 1.061 kelime.
Yunus Emre (Yeni Parti, İstanbul). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yunus-emre-2026-11-05-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 5 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149703
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)YENİ PARTİ GRUBU ADINA YUNUS EMRE (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki bu güvenlik paktı üzerine önemli bir anlaşmayı birlikte değerlendiriyoruz. Tabii, bir güvenlik paktı olunca doğal olarak bu paktın kime karşı olduğu sorusu gündeme geliyor. İktidar temsilcilerinin, sözcülerinin bunu açıklıkla bize söylemelerini tabii ki beklemiyoruz ama haritaya baktığımızda aslında bu paktın ne olduğunu ve kime karşı kurulmuş olduğunu açıklıkla görüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, şu haritaya lütfen bakınız. Şimdi, bu 3 ülkenin yani Suudi Arabistan'ın, Türkiye'nin ve Pakistan'ın bir defa birbiriyle sınırları bulunmuyor. Birbiriyle sınırı bulunmayan bu 3 ülkenin de komşusu olan sadece 1 ülke var haritada gördüğünüz gibi, İran. Gerek dün Sayın Hulusi Akar'ın gerek Sayın Fuat Oktay'ın ve Komisyonda Bakanlık adına açıklama yapan Sayın Bakan Yardımcısının konuşmalarında birçok ülkeden bahsederken, birçok konu üzerine açıklama yaparken bahsetmedikleri 2 ülke var; biri İran, birini birazdan söyleyeceğim.
Şimdi, tabii, bizim bu şartlar içerisinde ilk sormamız gereken soru, bu 3 ülkenin yani ortak sınırları bulunmayan, ayrıca birbirlerinin güvenlik sorunları diğerleri için o kadar da önemli olmayan bu 3 ülkenin böyle bir güvenlik paktında bulunmasının arkasında ne var? Aslında bu soru bizi bu bahsettiğim 2'nci ülkeye götürecek ama o konuyu açmadan, tekrar bu haritayı göstererek sormak istiyorum: Şimdi, Türkiye'nin askerî bakımdan, Türkiye'nin güvenliği bakımından önemli konuları nerede? Bir defa en başta Karadeniz'de, efendim, Doğu Akdeniz'de, Ege, yine malumunuz. Yani Türkiye'nin, bu türden, önemli güvenlik ihtiyaçları bakımından Pakistan'la ve Suudi Arabistan'la böyle bir pakta falan ihtiyacı yok. İşte buradan ikinci konuya, ikinci ülkeye geliyoruz yani yine, Sayın Fuat Oktay'ın, Sayın Hulusi Akar'ın ve Bakanlık temsilcisinin bahsetmediği o 2'nci ülkeye geliyoruz: Amerika Birleşik Devletleri.
Sayın milletvekilleri, geçtiğimiz yıl kasım ayında Amerikan Başkanı Donald Trump'ın Amerika'daki bir kanuni zorunluluk olarak yayınladığı bir belge var: Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi. Bu çok önemli, bugün konuştuğumuz konu bakımından çok önemli çünkü değerli arkadaşlarım, bu belgenin 27, 28 ve 29'uncu sayfalarında Amerikan Başkanının ulusal güvenlik stratejisinin Orta Doğu'yla ilgili görüşleri ortaya konuluyor. Şimdi, bir defa Amerikan Başkanı "Ya, artık bizim için durum değişti; elli yıl önce çok farklı bir politikamız vardı, bugün çok farklı." diyor. "Enerji politikası değişti, enerji kaynakları çeşitlendi, Amerika net bir enerji ihracatçısı ülke hâline geldi." diyor. "Orta Doğu'daki süper güçler rekabetinden eser kalmadı." diyor. Ama tabii, en önemlisi, bizler için utanç verici olan manzaraların kendileri açısından çok büyük başarılar olduğunu anlatıyor. Ne bunlar? 7 Ekimden sonra İsrail'in gerçekleştirdiği operasyonlar en başta söylediği. Yani bir düşünün bakalım, 7 Ekimden sonra neler oldu? En başta, Gazze'de soykırım oldu. Bununla da sınırlı değil Trump'ın açıklaması; İran'ın nükleer programını önemli ölçüde zayıflatan Gece Yarısı Çekici Operasyonu yani Orta Doğu'daki durumu değiştiren -kendileri açısından- önemli gelişmenin de bu operasyon olduğunu söylüyor. Hangi operasyon bu arkadaşlar? Onlarca kızın -bakın, hepimizin evlatları var- okullarında bombalanarak öldürüldüğü saldırıdan bahsediyoruz, çocukların, kadınların yüzlercesinin öldüğü olaylardan bahsediyoruz. "İşte bu başarılarımızla Orta Doğu'daki durumu değiştirdik." diyor. Devam ediyorum, "O nedenle Körfez monarşilerini, geleneklerini ve tarihsel yönetim biçimlerini terk etmeye zorlamaya gerek yok. Bu yanlış politikadan vazgeçelim, ortak çıkar alanlarında birlikte çalışalım, liderleri ve ülkeleri oldukları gibi kabul edelim." diyor.
İşte, değerli arkadaşlar, bu politikalar çerçevesinde, yani bu Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde ortaya konulan bu yaklaşım çerçevesinde, maalesef, bizim önümüze bugün bu anlaşma getiriliyor. Yani bu anlaşmanın metnini yazanlar ile -emin olunuz- Amerikan Ulusal Güvenlik Stratejisi'ni yazanlar aynı insanlar, aynı kalem, aynı mantık. Bu nedenle, Türkiye açısından böyle bir utanç verici oylamanın bugün Mecliste yapılacak olması hem Meclisin tarihiyle, Türkiye'nin siyasi sistemindeki anlamıyla örtüşmüyor değerli arkadaşlarım.
Bakın, hepimiz bu kürsüye çıktığımızda "değerli milletvekilleri" diyoruz, "muhterem milletvekilleri" diyoruz. Meclis kürsüsünde "muhterem milletvekilleri" ifadesini ilk kullanan, Meclisin açılışından bir gün sonra, bu Meclisin de kurucusu olan, ilk Başkanı olan Mustafa Kemal Atatürk'tür. İlk defa "değerli milletvekilleri" "muhterem milletvekilleri" ifadesini kullanmıştır. Atatürk'ten önce, biliyorsunuz "mebus" deniyordu, değil mi? Arapça bilen arkadaşlarımız var, sözcüğün kökeni "ba's"tan geliyor, "göndermek" "mebus" "gönderilen kişi" Atatürk, bunun yerine, hâkimiyetimilliye anlayışı çerçevesinde... Bu, memleketinden gönderilen bir kişi değil "milletvekili", onların bir araya geldiği yer, gönderilen kişilerin toplandığı yer Mebusan Meclisi değil, Millet Meclisi. Adımız, bu Meclisin de adı Türkiye Büyük Millet Meclisi, bizlerin de ünvanı milletvekili; bu ünvanı ilk defa Atatürk kullanıyor. Şimdi, milletvekilleri olarak okyanus ötesinde yazılmış bir planı, komşularımızla Türkiye'yi bir çatışmanın içerisine sokma riski olan bir planı bu akşam burada oylayacağız. (Yeni Parti sıralardan alkışlar) Ve bununla ilgili ne Bakanlık temsilcilerinin ne iktidar milletvekillerinin yaptığı konuşmalarda ne İran'dan bahsediliyor ne Amerika'dan bahsediliyor; bir örtü örtülüyor gerçeklerin üzerine.
Değerli arkadaşlarım, şu konuyu en başta dikkatinize sunmak istiyorum: Bizim güvenliğimizle ilgili olmayan çatışmalar içerisinde biz niçin olalım? Ya, biz tabii ki Pakistan halkıyla da Suudi Arabistan halkıyla da büyük bir dayanışma hissediyoruz, tarihsel bağlarımız var, kardeşlik bağlarımız var ama onların hâlihazırda çok katmanlı, çok kapsamlı tarihsel arka planı bulunan çatışma konuları var yani Hindistan-Pakistan ihtilafı yetmiş yıllık, seksen yıllık tarihi olan bir sorun; biz, bu sorunu niçin yükleniyoruz? Ya da İran, az önce örneğini verdim... Ve tabii hep bunlar Yemen ve Husiler üzerinden son aylarda tartışılıyor. Biz, hemen her köyde, hemen her ilçede Yemen türküleri söylenen, ağıtları söylenen bir ülkeyiz. Hepimizin ailesinde, hepimizin memleketlerinde bu öyküler, bu dramatik olaylar anlatılıyor; ağıtlar yakılmış, "Bu Yemen'e giden gelmiyor." diye söylüyoruz, üzerinden yüz yıl geçmiş, hâlâ söylüyoruz ve biz hepimiz biliyoruz ki Suudi Arabistan'ın, Amerika'nın, artık bu yükü üzerinden atmak isteyen Amerika'nın bu yükünü biz sırtlanacağımızı söylüyoruz; Amerika'nın bu isteğini, az önce ifade ettiğim, Amerikan Başkanının çerçevesini çizdiği politikayı yükleneceğimizi söylüyoruz, bunun altına imza atıyoruz. Bazı değerli milletvekili arkadaşlarımız "Dünyada boşluk var, bölgede boşluk var, Türkiye bunu dolduracak." diye bize burada maalesef masallar anlatıyorlar. Bakın, büyük güçler milletimizin tertemiz ellerine Müslüman kanı bugüne kadar süremediler, bundan sonra da sürememeleri için bu anlaşmaya "hayır" oyu vermeniz gerekiyor, bu anlaşmaya "hayır" oyu vermeniz gerekiyor. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, tarihî önemde bir oylama gerçekleştireceğiz. Ben bütün milletvekillerinin kendilerini buraya gönderilmiş insanlar olarak görmediklerini düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YUNUS EMRE (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKANBuyurun, tamamlayın.
YUNUS EMRE (Devamla)Ben milletvekillerinin, bütün milletvekillerimizin, bu Parlamentoya gelmiş bütün milletvekili arkadaşlarımızın milletin temsilcisi olduğunu düşünüyorum. Zaten bu Meclisin de adı Türkiye Büyük Millet Meclisi. O nedenle, bütün milletvekillerimizin Trump istiyor diye değil, milletimiz istiyor diye karar vereceğini düşünüyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
1 Mart örneğini burada veren değerli milletvekili arkadaşlarımız oldu. O oturumda, açık oturumda bizim o dönemki değerli büyüğümüz Önder Sav, Ankara Milletvekilimiz, Genel Sekreterimiz "Amerika'dan korkmayın, Allah'tan korkun." demişti, ben de aynı ifadeyi tekrar ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
113 konuşma daha · 5 Kasım 2026