İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · CUMA

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle

Yusuf Beyazıt

Tokat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Aralık 2018 · 513 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yusuf Beyazıt (AK Parti), 14 Aralık 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 513 kelime.

Yusuf Beyazıt (AK Parti, Tokat). “2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yusuf-beyazit-27-2018-12-14-2019-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2017-yili-merkezi-y (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=74400

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

AK PARTİ GRUBU ADINA YUSUF BEYAZIT (Tokat)Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Vakıf, insanların kendilerine ait mallarını, mülklerini, ekonomik değerlerini, helal kazançlarını, kendilerine göre kutsal gördükleri bir gayeye hasretmek olarak tanımlanabilir.

Değerli milletvekilleri, bugün yöneticileri de hayatta kalmamasına rağmen hayır kurumlarının temsilciliklerini Vakıflar Genel Müdürlüğü yapmaktadır. Her biri yalnızca Allah rızası kazanmak amacıyla kurulan bu vakıfların amaçlarını Vakıflar Genel Müdürlüğü gerçekleştirmektedir.

Kadim bir medeniyetin sonucu olarak dünya medeniyeti hâline gelen vakıflarla ilgili bazı örnekler aktarmak isterim. Anadolu’nun, Balkanların, kısaca Osmanlı’nın gittiği bütün coğrafyada nerede bir tarihî eser görseniz, han, hamam, kervansaray, cami, mescit, darületfal, darüleytam, darülaceze, bimarhane, hastane, medrese, külliye, çeşme, sebil, çarşı, bedesten, bunlar mutlaka vakıflar eliyle yapılmıştır. Vakıflarda hem bir yerellik vardır hem de bir mahallîlik vardır. Hepsinin bir hayratı, bir de akarı vardır. Hepsi birer abide, hepsi birer şaheserdir. Tezhibiyle, tezyiniyle, hüsnühatlarıyla, el yazması eserleriyle, tombaklarıyla, şamdanlarıyla vakıflar gerçekten bizim kadim medeniyetimizi teşkil eder.

Ecdadımız, daha İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi çıkmadan insan kişiliğini koruyan vakıflar kurmuştur. Yün vakıfları bunlardan birisidir. Yine, yaşlı kadınlar aç kalmasın diye vakıf kurulmuştur. Hayvan hakları daha bilinmezken bizim ecdadımız göçmen kuşlarını koruyan vakıflar kurmuştur, onlara yem dağıtan vakıflar kurmuştur, hasta leylekleri tedavi eden vakıflar kurmuştur, darülmiyavlar, darülhavhavlar kurmuştur. Kuş evlerini saraylar gibi yapmışlardır. Sadaka taşları, sadaka vakıfları kurmuşlardır. Gecenin karanlığında bu taşlara bırakılan bu hayratlar… Ne alan vereni ne de veren alanı bilmektedir. Öksüzleri koruyan vakıflar, küçük çocukları pikniğe götüren vakıflar kurulmuştur. Evlenemeyen kızların çeyizlerini cihazlarını yapan, bunları ödeyen vakıflar kurulmuştur. Hizmetçilerin kırdığı kap kacakları tazmin eden, sırf onları ev sahibi işinden etmesin, onları mahrum etmesin diye vakıflar kurulmuştur.

Değerli milletvekilleri, bu anlayışın devamı olarak vakfiyelerinde eğitim şartı bulunan vakıfların gayelerini gerçekleştirmek üzere iki yüzyıl sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü 2 üniversite kurmuştur. Bunlardan birisi Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesidir. Bu vakfın kurucularını dikkatlerinize sunmak istiyorum. Birisi dünyanın en büyük mimarı Mimar Sinan Vakfıdır, diğeri Fatih Sultan Mehmet Vakfıdır. Yine 2 hanım sultan Nur Banu Valide Sultan ve Hatice Sultan Vakfıdır.

Değerli dostlar, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi de yine Vakıflar Genel Müdürlüğünün mazbut vakıflarının kurduğu bir üniversitedir.

Vakıf insanın yalnızlık ve yabancılık çektiği modern dünyada ona yalnız ve yabancı olmadığını hatırlatmaktır. Fakirin gülen yüzü, zenginin varoluş gayesidir. En önemlisi vakıf şifadır, bazen hastalara, bazen açlığa, bazen yalnızlığa, bazen de zamana. Bu anlayışla İstanbul'da kurulan Bezmiâlem Vakıf Üniversitesinin kurucusu da, yine bir hanım sultan olan Bezmiâlem Valide Sultan’dır. Silahtar Abdullah Ağa Vakfı’dır. Ve üçüncü vakıf da II. Abdülhamit Han Vakfıdır. Dolayısıyla bu önemli iki üniversite yalnızca Allah rızası gözetilerek kurulmuştur ve ecdadın emaneti olan vakıflarımıza layıkıyla sahip çıkmak, bu şuuru ve bu yüksek algıyı gelecek nesillere layıkıyla aktarabilmek, vakıf duasına nail olmak, bedduasından korunmak için yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, vakıf medeniyetinin uzandığı bütün coğrafyalarda bütün bu vakıf eserlerini görmek mümkündür. Vakıflar Genel Müdürlüğü yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değil, bütün Osmanlı coğrafyasında da bütün bu hizmetleri yerine getirmiştir.

Sizin dikkatinizi çekmek istediğim, tam bundan beş yüz altmış dört sene önce kurulan bir vakıf var, Fatih Sultan Mehmet Vakfı. Bu vakfiyeyi sizlere okumak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF BEYAZIT (Devamla)Sayın Başkanım…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

138 konuşma daha · 14 Aralık 2018

138 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook