2014 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı ile 2012 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı nedeniyle
Kayseri Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 28. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Aralık 2013 · 779 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yusuf Halaçoğlu (MHP), 11 Aralık 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE); konuşma 779 kelime.
Yusuf Halaçoğlu (MHP, Kayseri). “2014 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı ile 2012 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yusuf-halacoglu-24-2013-12-11-2014-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2012-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=27343
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MHP GRUBU ADINA YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlı olmak üzere Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu üzerinde, onun bütçeleri üzerinde konuşacağız ki her iki kurumumuz da devlet bütçesinden yararlanmayan, Atatürk’ün İş Bankasındaki mirasından yararlanmak suretiyle görevini yerine getiren iki kurumdur. Bu iki kurumun görev ve durumları hakkında sizlerle bazı bilgileri paylaşmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, hemen her ülkede bilimsel birtakım kuruluşlar vardır, akademiler vardır. Bu akademiler yaptıkları çalışmalarda tamamen bağımsız, bilimsel çalışmalar yaparlar. Ama, ne yazık ki, bizim Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu kanunu olarak çıkarılan kanunda aynen şunlar ifade edilmektedir: “Yüksek Danışma Kurulu” adı altında bir organ oluşturulmuştur ve bu organ kimlerden meydana geliyor, buna bir bakalım: “Yüksek Danışma Kurulu, Başbakanın veya ilgili Bakanın başkanlığında, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Dışişleri Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı, Millî Eğitim Bakanı ile Başbakan tarafından belirlenecek diğer bakanlar, Yükseköğretim Kurulu Başkanı; Cumhurbaşkanınca, Yüksek Kurumun görev alanına giren konularda özgün bilimsel araştırmalarıyla tanınan bilim adamları arasından üç yıllığına seçilen üç üye ile Yüksek Kurum Başkanı ve Kurum Başkanlarından oluşur.” 2 kurum başkanı, 1 yüksek kurum başkanı, 3 tane de bilim adamı yani aslında, Danışma Kurulu 6 bilim adamından oluşuyor, diğerlerinin hepsi siyasetçi ve bakan. Dolayısıyla böyle bir danışma kurulunun, bir bilimsel kuruluşun en üst düzeyindeki yüksek danışma kurulunu oluşturması, aslında, onun ne kadar objektif çalışma yapıp yapamayacağının da göstergesidir. Dolayısıyla, her şeyden önce, yasadaki bu maddenin değiştirilmesi gerekir.
Gerçekten objektif -diğer ülkelerde de olduğu gibi- bir akademi hâline getirilmek isteniyorsa bu kurum, bilimsel çalışma yapılması gerçek anlamda isteniyorsa, öncelikle kanunda büyük bir revizyona gidilmesi gerekir çünkü vicdan sahibi her kim olursa olsun, buna baktığı zaman, siyasi mülahazalardan uzak bir bilimsel çalışma yapılmasının mümkün olmadığını görecektir.
Nitekim, mamafih, şunu da söyleyeyim: Bizde artık herkes tarihçi olmuştur, bilim adamı olmuştur. Mesela, işte, bir zat çıkmıştır, demiştir ki: “Tarihte aslında ‘Türk’ diye bir şey yoktur, bir sentezden ibarettir.” ama ne yazık ki, şunu görmezden gelmektedirler: Bugün, Cumhurbaşkanlığı Forsu’nda kaç yıldız vardır? 16 yıldız vardır. Bu 16 yıldız neyi temsil eder? 16 büyük Türk devletini temsil eder. Ortadaki güneş neyi temsil eder? Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eder yani 16’nın üstüne bir de 17’yi eklersiniz. Peki, bunların ismi nedir? Türk devletleri, Cumhurbaşkanlığı Forsu’nda….
Dün, Sayın Başbakan da burada bayrak için “Türk Bayrağı” dedi. Peki, öyleyse “Türk” dediğimiz insanlar uzaydan mı geldiler? Bu devleti oluşturan insanlar uzaydan mı geldi? Burada başlıyor mesela her şey.
Diğer taraftan, yine enteresandır, dün bize bir kitapçık dağıttılar, Sayın Başbakanın konuşmalarını içeriyor ve aynen şöyle ifadeler var tarihle ilgili: “Türkmenistan’ın tarihî Merv şehrinde yer alan Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan’ın türbesinin bulunup yeniden inşa edilmesi için çalışmalarımız süratle sürüyor.”
Değerli arkadaşlar, Merv şehri 3 tanedir. Birincisi modern Merv şehridir; ikincisi, eski; diğeri de yeni Merv şehridir yani Merv şehirleri içerisinde bugün Sultan Sencer’in türbesinin bulunduğu, yeni Merv’dir. Eski Merv ise aşağı yukarı 1 kilometre sahaya sahip olan köhne Merv şehridir, Mari’dir. Dolayısıyla, bunların hangisinde türbeyi arıyorsunuz? Hangi kaynaklara dayanarak arıyorsunuz? Yeni Merv dediğimiz yani Sultan Sencer’in türbesinin bulunduğu Merv şehri, aşağı yukarı 10 kilometre çapında bir yerdir. Nerede bulacaksınız? Cengiz zamanında dümdüz edilmiş, herhangi bir kalıntısı, görüntüsü yok. Nerede buluyorsunuz? Ama bu zat onun nerede olduğunu biliyor. Yani Sultan Alparslan’ın mezarının yerini de biliyor, babası Çağrı Bey’in mezarının yerini de biliyor.
BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa)Hocam, destek olun o zaman.
İBRAHİM KORKMAZ (Düzce)Söyleyin Hocam.
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla)Destek olmak için söyledim ama beni dışlıyorlar, “Sadece yerini söyleyin, biz yapacağız.” diyorlar.
BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa)Dışlamazlar Hocam.
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla)Şimdi, bilim ahlakına uymaz bu, dolayısıyla, önce bunu ortadan kaldırsınlar.
Şimdi, ama ilginç olan şey burada şu: Sayın Başbakan, grup konuşmasında “Türkmenistan’da Sultan Alparslan’ın türbesini restore ediyoruz.” dedi ama daha sonra da Sayın Bekir Bozdağ, araştırdıklarını, 5 ayrı yerde olduğunu tespit ettiklerini ifade etti. Burada da hâlâ ne deniyor: “Bulunup yeniden inşa edilecek.”
Bakın, önce şu kavram kargaşasını ortadan kaldırmamız lazım. Yani, herkes tarihçi geçiniyor diyorum ya, Sayın Başbakan şunu söylüyor bir de: “Makedonya’da Kocacık köyüne gittik. CHP’ye, MHP’ye sorun, bilmezler. Kocacık köyü, Gazi Mustafa Kemal’in babasının doğduğu, büyüdüğü köydür.”
HALUK AHMET GÜMÜŞ (Balıkesir)Biliyoruz.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)Sadece o bilir!
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla)Arkadaşlar, onu ben çok daha önceden, Tarih Kurumu Başkanlığım zamanından biliyorum. Ama şunu söyleyeyim, evin yıkıldığını da biliyorum, yerine önceden bir beton blok atıldığını da biliyorum, hepsini biliyorum. Ama Başbakanın yanıldığı şey şurada: Daha Atatürk’ün babası doğmadan önce dedesi Kızıl Hafız Ahmet, Selanik’e gitmiştir ve iki ay sonra Rıza Efendi, Selanik’te doğmuştur. Yani Kocacık, doğup büyüdüğü bir yer değildir.
Kocacık kimdir? Kocacık Yörükleri, bugün, Ankara’yla Konya arasındaki bir Yörük grubudur. Bunlar o tarafa, Rumeli’ye gönderilmiştir, evlâdıfâtihan olarak orada bulunmaktadırlar. Daha istiyorlarsa bilgi verebilirim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
116 konuşma daha · 11 Aralık 2013