Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Antalya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2010 · 1.011 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yusuf Ziya İrbeç (AK Parti), 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.011 kelime.
Yusuf Ziya İrbeç (AK Parti, Antalya). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yusuf-ziya-irbec-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA YUSUF ZİYA İRBEÇ (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ekonomik ve Sosyal Konseye anayasal dayanak kazandırılmasına ilişkin, Anayasa’nın çerçeve 24’üncü maddesiyle ilgili, AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sivil toplum kuruluşlarının ekonomik karar sürecindeki etkinliği, ülkemizde katılımcı demokrasi anlayışının geliştirilmesi açısından oldukça önemlidir. “Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir. Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen de bizdendir.” diyen Ahilik anlayışını, Türk milleti, kendi iktisadi tarihinin akışı sürecinde ekonomik hayatın vazgeçilmez bir unsuru olarak görmüştür. Ayrıca, bu millet, demokrasi ve rekabet anlayışını çok medeni bir seviyede ele alarak barış ve kardeşliğin olmazsa olmaz ön şartını kavgada değil, sevgide aramıştır. Bu, sosyal hayatta da ekonomik hayatta da böyledir. Gelişmiş ülkelerde sivil toplum kuruluşları, ekonomik gelişmeye ve demokratik değerlerin toplumda yerleşmesine çok büyük katkı sağlamışlardır. Türkiye’de, hükûmetlerin katılımcı yönetimi temin edecek şekilde sistemin içinde bulunması ve sivil toplum görüşlerinin oluşmasına imkân verecek bir tarzda organizasyonun yapılması katılımcı ve demokratik bir yaklaşım olarak ele alınmalıdır.
Bu değişiklik ile Türkiye’de sivil toplum örgütleri, karar verme sürecine anayasal güvence altında daha etkin bir şekilde katılabileceklerdir. Bu sayede, toplumun çeşitli kesimlerinin katılımıyla geniş yelpazede, ekonomik ve sosyal problemlere dair çözümler fonksiyonel ve kurumsal yapıyla buluşmuş olacaktır.
Bu yeni Konsey yapılanması ile sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve hükûmet temsilcileri bir araya gelerek, istişari nitelikte görüş oluşturma fonksiyonunun daha demokratik bir şekilde ele alınmasını sağlayacaklardır.
Ayrıca, bu anayasal değişiklik ile Avrupa Komisyonu ilerleme raporları tarafından birçok defa gündeme getirilmiş olan, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal politikalarının belirlenmesinde sistemin fonksiyonel bir yapıya tam olarak kavuşturulmamış olduğu eleştirisi de işlevsiz hâle gelmiş olacaktır. Böylece, Avrupa Birliğiyle yürütülmekte olan müzakere sürecinde konuyla ilgili yapılabilecek değerlendirmeler açısından Türkiye’nin eli güçlenmiş olacaktır.
Sosyal diyalog günümüz dünyasında ekonomik ve sosyal alandaki politikaların oluşturulmasında en temel araç hâline gelmiştir. Örnek olarak Avrupa Birliği bünyesinde Ekonomik ve Sosyal Konseye paralel bir yapılanma oluşturulmuştur. Bu yapılanma Ekonomik ve Sosyal Komite adı altında çalışmalarını yürütmektedir. Amaçları arasında Avrupa Parlamentosuna tavsiyelerde bulunmak, sivil toplumun Avrupa Birliği içinde daha katılımcı ve daha demokratik bir toplum gerçekleştirilmesine katkı sağlamak, üye olmayan ülkelerdeki sivil toplum kurumlarıyla da ilişkiye girerek bir danışma mekanizmasını oluşturmak gibi öncelikleri vardır.
Avrupa Birliği Konseyinde, Parlamento ve Komisyonda birçok karar alınmadan önce görüşleri için Komiteye başvurulur. Merkezi Brüksel’de bulunan Komitenin üyeleri, üye hükûmetler tarafından nüfus oranlarına göre dört yıllık dönemler için seçilirler ve çalışmalarını tamamen bağımsız olarak yürütürler.
Türkiye açısından bakar isek Ekonomik ve Sosyal Konseyin ülkemizin kaynaklarını verimli ve etkin kullanmak açısından oynayacağı rol önemlidir. Çünkü, bu Konseyin kamu yararı gözetilerek hazırlanan kalkınma planlarına sağlayacağı katkı daha dinamik ve etkin hâle gelecektir. Bu anlamda sadece demokratik bir devlet olmanın değil, aynı zamanda sosyal devlet olmanın da bir gereği olarak Ekonomik ve Sosyal Konseyin önemi ön plana çıkmaktadır.
Ekonomik ve Sosyal Konsey, kazanacağı anayasal temel ile iktidara ışık tutan bir işlevi yerine getirirken, iktidar ile toplumdaki sosyal kurumlar ve ekonomik güçler arasındaki iş birliği ve dayanışmayı da geliştirecektir. Bu bakımdan, ekonomik istikrarın tesisi, ekonomik büyümenin hızlandırılması, ülkemizin rekabet gücünün artırılması, istihdamın geliştirilmesi, işsizlik oranının düşürülmesi ve gelir dağılımındaki dengesizliklerin iyileştirilmesi gibi sosyoekonomik meselelerin çözümünde de iktidara bilgi verici ve yol gösterici bir işlevi ifa edecektir. Böylece, sistem daha demokratik olacaktır, geniş temsile imkân sağlayacaktır, Avrupa Birliği ile uyumlu olmanın yanı sıra, etkin ve devamlı çalışacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ekonomik ve Sosyal Konsey, birçok gelişmiş ülkede anayasal düzenlemeyle kurulmuştur. Örnek olarak Fransa Anayasası’nda yerini bulan ve danışma konseyi niteliğinde olan Ekonomik ve Sosyal Konsey ülkemizde de 11/4/2001 tarihli ve 4641 sayılı Ekonomik ve Sosyal Konseyin Kuruluşu, Çalışma Esas ve Yöntemleri Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. İlgili yönetmelikler ise aynı yıl 8/8/2001 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bununla birlikte, diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de demokratik sistem ve sosyal devlet ilkesi göz önünde tutularak, Ekonomik ve Sosyal Konseyin anayasal bir nitelik kazanması gerekmektedir. Bu aynı zamanda ülkemizin 1993 yılında onayladığı Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 144 sayılı Üçlü Danışma Sözleşmesi’nin de bir gereğidir. Zira, bahsi geçen sözleşmede Uluslararası Çalışma Örgütünün faaliyetlerine ilişkin “Hükûmet, işveren ve işçi temsilcileri arasında etkin danışmayı gerçekleştirmeyi sağlayacak usulleri işletmeyi taahhüt eder.” ifadesiyle iktidar ve sivil toplum arasındaki iş birliği gereğine işaret edilmekte olup, bunun uluslararası uygulamalar açısından önemine vurgu yapılmaktadır.
Hollanda, Belçika, İspanya, Almanya, Avusturya, İtalya, Fransa, İngiltere, Portekiz ve Danimarka gibi birçok Avrupa ülkesinde aynı ya da benzer adlarla bulunan Ekonomik ve Sosyal Konsey, sosyal taraflar arasındaki diyalogun geliştirilmesine önem atfetmiş, Şubat 1992 tarihli Maastricht Anlaşması’yla da sosyal taraflar arasındaki dayanışma, iş birliği ve istişare konularına dikkat çekilmiştir. Ülke içi ve uluslararası uygulamalar da bu sayede öne çıkmıştır.
En geniş katılımıyla öne çıkan Fransa’daki Ekonomik ve Sosyal Konsey ise hükûmet temsilcileri, işçi kesimi, işveren kesimi, kooperatifler ve aile birlikleri ile toplam 231 üyeden meydana gelmektedir. Yapılan yasal düzenlemelerle, Belçika, Fransa, Hollanda gibi ülkelerde hükûmetlerin Ekonomik ve Sosyal Konseye danışma zorunluluğu varken adı geçen diğer Avrupa ülkelerinde Konsey, bağlayıcılığı olmayan, salt istişari bir yapıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde 1961 ve 1982 anayasalarında hazırlık aşamasına gelinmesine karşın hayata geçirilemeyen Ekonomik ve Sosyal Konsey, yapılacak söz konusu değişiklik ile anayasal bir niteliği haiz olacak, toplumun sosyal ve ekonomik meselelerinin çözümünde daha fonksiyonel bir yapı ortaya çıkmış olacaktır. Böylece, oluşacak olan etkin ve fonksiyonel bir yapı ile toplumsal uzlaşma ve iş birliği, daha kalıcı ve diyaloğa açık bir ortam sağlanarak gerçekleştirilmiş olacaktır. Ekonomik ve Sosyal Konsey, aynı zamanda, ekonomik ve sosyal politikaların belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan her çeşit iş birliğiyle uzlaşma girişimine katkı sağlayacaktır. Ekonomik ve sosyal içerikli çözüm çabaları, sistematik olarak sosyal diyaloğun geliştirilmesine de katkı sağlayacaktır. Böylece, toplumun çeşitli kesimleri kendilerini etkileyecek ekonomik ve sosyal kararlara katılarak Türkiye’de demokrasinin işleyişini daha da güçlendirmiş olacaktır.
Anayasa görüşmeleri sebebiyle karşılıklı eleştirilerin uçuştuğu bir ortamda, Yavuz Sultan Selim Han’ın cihanşümul devleti yönetirken yazdığı meşhur dörtlüğün Türk milletinin birlik ve kardeşlik felsefesine katkı sağlayacağı ümidiyle sözlerime son vermek istiyorum. Yavuz Sultan Selim Han şöyle diyor: “Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur./ Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur./ Sadıkane belki ol bu âlemde dildar olur./ Yar olur ağyar olur dildar olur serdar olur.”
Bu duygu ve düşüncelerle, görüşülmekte olan Anayasa değişikliklerinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
75 konuşma daha · 27 Nisan 2010