İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 85. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

Zekeriya Akıncı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 85. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Nisan 2008 · 838 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Zekeriya Akıncı (CHP), 2 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 838 kelime.

Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 2 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-23-2008-04-02-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Eğer yanlış hatırlamıyorsam değerli arkadaşlarım, son sekiz yıldır 3’üncü kez bir sosyal paketle hükûmetler karşımıza geliyor. Bu kez gerekçe eskilerinden çok farklı değil. Yine açıklardan söz ediliyor, yine kara deliklerden söz ediliyor, yine kaynak yetersizliğinden söz ediliyor, yine iyileştirmelerden söz ediliyor. Bu kez tabii, daha süslü bir tanımlama daha var: “Reform” sözcüğü çok sık kullanıldı bu yasa tasarısı sırasında. Gerçi AKP’nin hemen hemen bugüne kadar gündeme getirmiş olduğu çok doğal yasalarla ilgili de “reform” sözcüğünü sıkça kullandığını biliyoruz ama artık biz şuna alıştık: AKP bir yasa tasarısı getiriyorsa ve bunu “reform” diye günlerce anlatmak ihtiyacını duyuyorsa orada ya bir aldatmaca vardır ya da bir yutturmaca vardır; ya toplumun geniş kesimlerinin hak kaybı vardır ya ulusal çıkarların zedelenmesi vardır ya da çok rutin, çok doğal bir yasa düzenlemesi topluma çok büyük bir hizmetmiş gibi sunuluyordur. Bunun tipik örneklerini arkadaşlarımız hatırlayacaklar: Vergi yasasında gördük, Ceza Yasası’nda gördük, teşvik yasalarında gördük, en son da Sosyal Güvenlik Yasası’nda benzer bir tanımlamayla karşı karşıyayız. Gariptir, AKP yapıyor “reform” oluyor, bozuyor o da “reform” oluyor. Böyle bir tanımlamanın arkasına sığınıyor ve gerçekleri bu tanımlamanın arkasında gizlemeye çalışıyor.

Son yasa tasarısında da bir anlamda toplumun büyük kesimine ve sendikalarına, onun örgütlü güçlerine ölüm gösterildi ve sıtmaya razı edildi. Önce dokuz bin gün iş günü uzun bir süre dillendirildi, sonra yedi bin iki yüz iş gününe dönüldü. Dokuz bin iş gününden söz edilirken de AKP “büyük reform” yapıyordu -temel direği olan yasanın- yedi bin iki yüz iş gününe dönen maddeye gedik çekildi, burada da “reform” oldu. Bunu şunun için söylüyorum: AKP’nin uzunca bir süreden beri topluma “Büyük bir reform gerçekleştiriyoruz.” diye sunmaya çalıştığı yasanın aslı astarı nedir? Sayın Bakan buna daha süslü bir ifade, daha süslü bir tanımlama da buldu, diyor ki: “Biz 21’inci yüzyılı biçimlendiriyoruz.” Yani, 2020’leri, 2030’ları, 2040’ları falan biçimlendiriyoruz diyor ama nasıl biçimlendirdiğini biliyoruz. Aslında biz AKP’nin kafasındaki 21’inci yüzyıl Türkiye’sinin ne olduğunu biliyoruz.

ABDULKERİM AYDEMİR (Ağrı)Nereden biliyorsun?

ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Ona fırsat vermeyeceğiz ama Sosyal Güvenlik Yasası’yla ilgili olarak da söylenmesi gereken şu galiba: Sayın Bakan, siz 21’inci yüzyılı, yeni doğan çocuğunu emzirirken parası kesilen annelerle, evlenmeye hazırlanan yetim kız çocuklarının çeyiz yardımını düşürmekle, vefat etmiş birisinin cenaze yardımını azaltmakla, sonuçta insanları mezarda emekliliğe mahkûm kılmakla, bu şekilde 21’inci yüzyılı biçimlendiriyorsunuz. Bunlar daha çoğaltılabilir ama bir şeyi bilmenizi istiyoruz: Eğer gerçekten 21’inci yüzyılın Türkiye’sini tanımlamak istiyorsanız, 21’inci yüzyılın Türkiye’si bu olmaz, olmamalı da. Hele hele Sayın Başkanın bugün manşetlere çıkmış “Birinci Lig’e çıktık.” tanımına uygun bir Türkiye için hiç bunlar olmaz. Yani, bir gecede maşallah kişi başına düşen millî gelirini 7 bin küsurlardan 9 bin küsurlara, 10 bin dolarlara çıkarmış bir ülkeye, Allah aşkına, şu rakamlarla oynamak ve çalışan o garip, yoksul insanların haklarından bunları bile kısabilmek için yasa çıkarmak yakışıyor mu? Böyle bir 21’inci yüzyıl Türkiye’si olabilir mi değerli arkadaşlarım? Hadi, her neyse, Birinci Lig’e çıktığımızı farz edelim ama umarım kaderimiz Kasımpaşa Spor gibi olmaz. Şimdi, bu yasanın bir başka… Lig sonuncusu da onun için diyorum. Ayrıca, Sayın Başbakana da spordan sorumlu Devlet Bakanımızın hatırlatmasını istiyorum: Bu “Birinci Lig” tanımı eskidi, şimdi Süper Ligler var, Şampiyonlar Ligleri var; Türkiye’deki Birinci Lig, eski İkinci Lig takımlarının oynadığı bir lig. Daha uygun bir ifade bulalım Türkiye'nin bu parlak konumuna.

Bir de, değerli arkadaşlarım, lütfen, bu “IMF dayatması” deyince kızmayın. Bakın, bu IMF dayatmasının 2004 yılında yapılan destek yardımlarla 3,5 milyar dolar verilen paranın karşılığında bu yasanın da çıkarılmasının olduğunu aslında siz de biz de biliyoruz. Ayrıca, Sayın Bakan “Gençtim, yeniydim, olabilir.” diyor da Sayın Osman Aslan’ın, Sayın Mehmet Çiçek’in, Sayın İrfan Gündüz’ün benzer değerlendirmeleri var. 1999’daki Yasa’ya muhalefet şerhi koyan Sayın Ali Coşkun’un, Sayın Ünal’ın, Zeki Ergezen’in, Sayın Sait Açba’nın, Sayın Altan Karapaşaoğlu’nun da benzer yorumları var. Yani, biz bir şey söylemeye çalışınca, inanın ki biz bunu muhalefet gayretkeşliği içinde söylemiyoruz. Sizin arkadaşlarınız da, bugün bu sıralarda oturan birçok insan da benzer düşünceleri sıralamışlar ama ne gariptir, iktidara gelince, iktidar koltuğuna oturunca bu düşüncelerinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Akıncı.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla)… çok önemli değişiklikler olmuş, Sayın Bakan, bunun veciz bir açıklamasını yaptı.

Yani, burada bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum değerli arkadaşlarım: Allah aşkına, şuradan 3 arkadaş çıksak, önümüze gelen 10 tane çalışana ya da emekliye sorsak, desek ki: “Biz milletvekiliyiz, Mecliste de böyle bir yasa görüşülüyor. Sen bu yasayla ilgili ne düşünüyorsun?” Binlerce insana sorun, bir tekinden “Ya, bir reform var, bir umut var, bir gelecek var, bir güven var, daha çok hak elde edeceğim, maaşım artacak, haklarım düzelecek…” diye, hiçbirinden böyle bir şey duyamazsınız değerli arkadaşlarım, duyamazsınız.

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Yüzde 55…

ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Yani, bu insanlar haklarını korumakta ve savunmakta, haklarına sahip çıkmakta, Allah aşkına sizden daha mı acizler? Yani siz milletvekillerisiniz, siyaset adamlarısınız, gücünüz var, parmağınız var, bu yasa düzenlemelerini yapıyorsunuz ama tarih sizi affetmeyecek.

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Gücümüz milletten geliyor, milletten!

ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Sadece sizi değil, çalışan emekçiler sokaklarda coplanırken sıcak koltuklarına gömülen sendika yöneticilerini de affetmeyecek bu toplum, bu tarih, bunu bilmenizi istiyorum.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 2 Nisan 2008

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook