İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · SALI

İzmir ilindeki meydana gelen depremle hakkında

Zeki Ergezen

Bitlis Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 69. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Nisan 2003 · 969 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Zeki Ergezen (AK Parti), 22 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR İLİNDEKİ MEYDANA GELEN DEPREMLE HAKKINDA); konuşma 969 kelime.

Zeki Ergezen (AK Parti, Bitlis). “İzmir ilindeki meydana gelen depremle hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeki-ergezen-22-2003-04-22-izmir-ilindeki-meydana-gelen-depremle-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis)Sayın Başkan, konuşmaya cevap vermek istiyorum.

BAŞKANBuyurun Sayın Bakan. (Alkışlar)

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis)Sayın Başkanım, sayın milletvekillerimiz; İzmir Milletvekilimiz Bülent Baratalı'ya teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum; çünkü, konuyu sıcağı sıcağına Meclisin gündemine getirmiş oldu, tekrar dikkatlerimizi çekti, alınması gereken tedbirlerde daha fazla duyarlı olmamız konusunda bizi ikaz etti.

10 Nisan’da Urla'da, 17 Nisan’da da Seferihisar'da deprem oldu. Ben, tabiî, buradan, Sayın Bülent Baratalı'nın dediği gibi, hem valimize hem oranın çok çalışkan belediye başkanlarına hem kaymakamlarımıza ve hem de kendi Bakanlığımın bürokratlarına teşekkür etmek istiyorum; çünkü, gerçekten, anında deprem bölgesine ulaştılar. Ben, hem vatandaşlarımıza moral ve motivasyon olsun diye -çünkü, çalışmalar tamamlanmıştı- hem de olayları, arkadaşlarla yerinde tespit etmek, birebir görüşmek için, eksiklikler varsa yerinde göreyim, tamamlayayım diye üç gün önce oraya gittim; vatandaşlarımız memnun oldular.

Sayın Başkan, ben sizin yerinize ikaz edeyim, ayaktaki arkadaşlarımız otururlarsa iyi olur. Özellikle Sayın Grup Başkanvekilimiz Salih Kapusuz'u ben ikaz edeyim; yerinize oturursanız iyi olur. (Alkışlar) Çünkü, burada depremi konuşuyoruz; deprem var, evi yıkılan insanlar var...

Tabiî, bu depremin sonucunda, hakikaten insanlara sıcak yemek veriliyor. Ne kadar insana sıcak yemek veriliyor; Seferihisar'da 1 200 kişiye, Urla'da da 30 kişiye sıcak yemek veriliyor. Urla'dakiler, Sağlık Bakanlığının sosyal tesislerinde kalıyorlar; yerleri iyi mi değil mi diye bizzat gittim gördüm. Seferihisar'da da 530 çadır vardı, vatandaşlar 200 çadır daha talep ettiler; valimiz, anında bu çadırları tamamladı; herhalde ulaştı; toplam 730 çadır kurulmuş oldu.

Ayrıca, biz de, sıcak yemek verilsin diye, hemen, 105 milyar lirayı çıkardık; buna, acil yardım diyoruz ve yine -sizin, tahmin ediyorum oradaki belediyelerin payları kesilmesin diye telefonunuz üzerine- Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Narlıdere, Menemen Belediyelerinin, paralarını bu ay kesintisiz gönderdik, bundan sonraki birkaç ay daha, arkadaşlarımız hizmet etsinler diye, aynı şekilde devam edeceğiz.

Seferihisar'da, yıkık 8, hasarlı oturulamaz 265 -bunun 222'si merkezde, 43'ü köylerde- hasarlı oturulur 382 -bunun 334'ü merkezde, 48'i köylerde- konut var. Urla'da, yıkık 3 -bunun 1'i merkezde 2'si köylerde- hasarlı oturulamaz 49 -bunun 40'ı merkezde, 9'u köylerde- hasarlı oturulur 112 -bunun 98'i merkezde, 14'ü köylerde- konut var. Ayrıca diğer ilçelerde, 19 adet hasarlı oturulamaz ve 63 adet de hasarlı oturulur konut var; yani, depremde zarar görmüş, toplam, 11 adet yıkık, 333 adet hasarlı oturulamaz, 557 adet de hasarlı oturulur konut bulunmaktadır.

Burada, sayın milletvekillerimize, belediyle başkanlarımıza, medyaya, kaymakamlara bir görev düşüyor; zorunlu deprem sigortası... Maalesef, İzmir gibi halkı kültürlü bir ilimizde de, bunun yürümediğini gördük. Vatandaşlarımız, bu kanuna rağmen, zorunlu deprem sigortalarını yaptırmamışlar; konutun maliyetinin yüzde 2'sine tekabül ediyor bu. Tabiî, bu yaptırılmayınca, kanuna göre, siz, il ve ilçelerde, depremde yıkılan binaları yapamıyorsunuz veya hasar görenleri depreme dayanıklı hale getiremiyorsunuz; ancak köylerdeki konutları yapabiliyorsunuz.

Vatandaşların iki endişesi var: Birincisi "deprem sigortası yaptırmadığımızdan dolayı, yıkılan konutlarımızı kim yapacak" diye kendilerini sahipsiz hissetmekteler. İkincisi -can çok kıymetli- evi sağlam olan insanlar bile, her an deprem olabilir diye evlerine girmek istemiyorlar. Biz, kendilerine "konteyner gönderelim" dedik -elimizde yeterince konteyner var- ancak, konteyneri, oradaki vali ve kaymakamlarımız istemediler, çadırı tercih ettiler.

Gördüğümüz bir şey var, her defasında söylüyorum; tabiî, bizim, depreme karşı gücümüz yetmez, yetmiyor. Deprem, bir takdiri ilahidir; ancak, yine, bizim ahlak sorunumuz olduğunu gördüm. Çok önemli, güzel, baktığınız zaman mimarî yönden fevkalade binalarda deniz kumu kullanılmış. O güzelim binaların, yeni binaların, kolonları ve kirişleri kırılmış; ama, yanı başında yapılan, normal, sıradan binalara da hiçbir şey olmamış.

Bizim, Türkiye'de önemli sıkıntımız, ahlakî sorundur; bunu, bizim çözmemiz lazım. Ben, buradan bir daha sesleniyorum; müteahhitlerimize sesleniyorum, mimarlarımıza sesleniyorum; orada da söyledim, belediye başkanlarına, kaymakamlara, valilere sesleniyorum; insan hayatiyetini ilgilendiren bu binalar, bu konutlar yapılırken, lütfen, denetimleri doğru dürüst yapsınlar; lütfen, sahip çıksınlar. Herkes, kendi sorumluluğunu bilsin. Yani, biz, Kızılay'a gidip bir ayakkabı aradığımız zaman, ayakkabıyı kırk defa inceliyoruz; topuğuna bakıyoruz, burnuna bakıyoruz, genişliğine bakıyoruz; ev alırken de, balkonuna bakıyoruz, manzarasına bakıyoruz; ama, bu evin kaliteli yapılıp yapılmadığını araştırmıyoruz. İnsanlarımızın buna önem vermesi lazım ki, bunu yapan insanlar da, ha, ben bu evi satarsam, ben bu kooperatifi yaparsam, ben bu işin ticaretini yaptığım zaman, bu insanlar, önce, benim temelimin, kolonumun, kirişimin sağlam olup olmadığını araştıracaklar... Bunu araştırmak, incelemek de çok zor değildir. Ben, yıllarca bunun tecrübesini yaşamışım ve birçok binayı da, bağırmalarına rağmen, dozeri dayayıp yıktırmışım; biten binaları bile yıktırmışım. Onun için, vatandaşlar -kendi emekleriyle, çoluk çocuğunun birikimleriyle bir ev sahibi oluyorlar- ev alırken, lütfen, kalitesine dikkat etsinler; lütfen, betonuna, kumuna, çakılına, demirine, kalıbına dikkat etsinler; çünkü, ahlak kalmamış. İnsanlar, kısa yoldan köşeyi dönme alışkanlığını kendilerine meziyet kabul ediyorlar; bunu, âdeta, bir övünme meselesi kabul ediyorlar. Cidden, gördüm o binaları; o depremde, o binaların yıkılmaması gerekirdi; ama, hem de Seferihisar'ın içinde, güzel binalar, kolonlar ve kirişler gitmiş! Şimdi, vatandaşa, tabiî, biz orada toplukonut yapacağız. Bizim toplu konut projemiz iyi yürüyor, gayet iyi yürüyor. Oranın toplukonuta da ihtiyacı var. Biz, bu toplukonutu yaparken depremzedelere öncelik tanıyacağız, onlara kolaylık getireceğiz. Ben, orada da söyledim; bugün de arkadaşlarımı topladım; bu konuda talimat verdik.

Tabiî, bir başka sorun; oradaki vatandaşlar kira yardımı istiyorlar. Tabiî, bu zorunlu deprem sigortasından dolayı biz de sıkıntı içerisine giriyoruz. Keşke, zorunlu deprem sigortası olmasaydı; çünkü, vatandaşımızda bir alışkanlık var, eskiden beri gelen: "Devlet, babadır; bu tip sorunları devlet çözer." Dolayısıyla, sigorta işine vatandaşımız pek de alışamadı. İzmirli buna alışamadıysa, Bitlisli bu işten haydi haydi uzak durur; çünkü, bu bir kültür meselesi. Türkiye'de bu kültür yerleşmedi; bunu çözmemiz lazım. Belki, bu kanunu gözden geçirmemiz lazım; çünkü, ben de sıkıntıdayım, Bayındırlık Bakanı olarak. Bir taraftan, vatandaşların ıstırabını görüyorum; diğer taraftan, kanun önümde. Onun için, yine, buradan sesleniyoruz. Tabiî, İzmir milletvekilleri rahat olsunlar. Biz elimizden geleni yapacağız. Bunlar bizim vatandaşlarımız, bizim insanlarımız. Sonucu da zatıâlilerinize bildireceğiz. Sizi bilgilendirmek bizim görevimizdir; çünkü, siz, tabanda siyaset yapıyorsunuz. İnsanlar size soracaktır, hükümet ne yapıyor, ne ediyor diye. Siz de o doğru bilgileri vatandaşa aktaracaksınız. Varsa bizim eksiklerimiz, onlarda da bize yol gösterici olun, ışık tutucu olun. Biz elbirliğiyle, gönül birliğiyle bu işleri kucaklayalım, götürelim diyorum.

Cenabı Hak, bir daha bu musibetleri bize yaşatmasın temennisiyle hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 22 Nisan 2003

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook