İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 42. BİRLEŞİM · SALI

Sokağa çıkma yasağı uygulanan yerlerde meydana gelen yaşam hakkı ihlalleri konusunda gerekli tedbirleri almadığı ve sokağa çıkma yasaklarıyla sorunların derinleşmesine zemin hazırladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/2) ön görüşmeleri münasebetiyle

Zeyid Aslan

Tokat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 42. Birleşim · 1. yasama yılı · 23 Şubat 2016 · 756 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Zeyid Aslan (AK Parti), 23 Şubat 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Sokağa çıkma yasağı uygulanan yerlerde meydana gelen yaşam hakkı ihlalleri konusunda gerekli tedbirleri almadığı ve sokağa çıkma yasaklarıyla sorunların derinleşmesine zemin hazırladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/2) ön görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 756 kelime.

Zeyid Aslan (AK Parti, Tokat). “Sokağa çıkma yasağı uygulanan yerlerde meydana gelen yaşam hakkı ihlalleri konusunda gerekli tedbirleri almadığı ve sokağa çıkma yasaklarıyla sorunların derinleşmesine zemin hazırladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/2) ön görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 23 Şubat 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeyid-aslan-26-2016-02-23-sokaga-cikma-yasagi-uygulanan-yerlerde-meydana-gelen-yasam-hakki-ihlal (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=44685

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

AK PARTİ GRUBU ADINA ZEYİD ASLAN (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanımız Sayın Efkan Ala hakkında Halkların Demokratik Partisi tarafından verilen gensoru üzerinde görüşlerimizi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, sokağa çıkma yasağının hukuki nitelendirmesi üzerinde durmayacağım çünkü bununla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine ve İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvurularda bu hukuki tartışmalar yargıçlar tarafından, hukukçular tarafından yeterince yapılmış ve sokağa çıkma yasaklarının hukuki vasfının varlığı mahkeme kararlarıyla tescil edilmiştir.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana)Öyle bir karar yok.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)Bu, usul yönündendir Zeyid Bey, esas değil.

ZEYİD ASLAN (Devamla)O yüzden bu hukuki niteleme üzerinde zaman kaybetmek istemiyorum.

Evet, bugün, Türkiye'nin bazı ilçelerinde belli bir süreden beridir devam eden, bir kısmında noktalanmış, bir kısmında kısmen devam eden sokağa çıkma yasakları var. Öncelikle, bu sokağa çıkma yasaklarının nedenleri ve sokağa çıkma yasağı uygulanmasının sebepleri ve bunların müsebbipleri üzerinde mutlaka tespit yapmak lazım.

Hepimizin bildiği gibi, 7 Haziran seçimleri sonrası ortaya çıkan siyasi zafiyetten birileri istifade etmek amacıyla, bir dönem Suriye’de yaşanan kargaşadan istifade ederek belli bölgelerde fiilî durum üretip bu fiilî durumun uluslararası güçlerin yardımıyla hukuki vasfa kazandırılmış olmasının hevesiyle “Türkiye’de bir siyasi zafiyet varken biz de belli bölgelerde bir fiilî durum oluşturalım ve bunun üzerinden ileride uluslararası güçlerin de etkisiyle bunu hukuki bir duruma çevirelim.” düşüncesiyle özellikle PKK terör örgütünün Türkiye’deki, maalesef, simetrisi olan siyasi aktörlerle birlikte bazı bölgelerde, Cizre’de, Sur’da, İdil’de, Varto’da –isimlerini tek tek saymayacağım- bazı ilçelerde öz yönetim ilanları yapıldı. Öz yönetim ilanları, açılan çukurlarla, kurulan barikatlarla ve bu ilçelerde bazı sokaklarda ellerine silah tutuşturulmuş çocukların o bölge halkını tehdidiyle bir fiilî durumdan hukuki durum yaratılmaya çalışıldı. İşte böylesi bir ortamda Türkiye Cumhuriyeti devleti hükümranlık hakkının gereği olarak öncelikle sokağa çıkma yasağı ilan edilen bu bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın can emniyeti için, mal emniyeti için, yaşam hakkının korunması için, velhasıl tüm özgürlüklerini rahatça yaşayabilmeleri için müdahale etmesi gerekiyordu.

KAZIM ARSLAN (Denizli)Daha önce niye yapmadı?

ZEYİD ASLAN (Devamla)Elbette daraltılmış sokaklarda, küçük alanlarda böyle bir müdahale yapacaksanız, orada yaşayan insanların da bu müdahale sırasında can emniyetini dikkate almak zorundasınız. Sivil kayıpların yaşanmaması için, özellikle her sokağın birçok noktasına kurulmuş barikatlar, mayınlanmış tuzaklar ve bu mücadeleyi yürütecek asker ve polisin, bu mücadeleyi güvenli bir şekilde yürütebilmesi ve sivil halka da zarar vermemesi için sokağa çıkma yasaklarının belki bazı bölgelerde süresi ve zamanı uzadı. Bu tehlikenin olmadığı yerlerde çok hızlı bir şekilde operasyonlar başarıyla tamamlandı ve sokağa çıkma yasağının sebebi olan çukurlar o çukurları kazanlar içine gömülerek kapatıldı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) O barikatlar kuranların üzerine yıkılarak kapatıldı ve oralarda, o bölgelerde yaşayan insanlarımızın can emniyeti, mal emniyeti sağlandı. Ama özellikle coğrafi açıdan zor ve sıkıntılı olan yerlerde bu süreç uzadı. Elbette, bir hukukçu olarak, bir insan olarak, sokağa çıkma yasağının uzun sürmesinin doğuracağı mağduriyetleri bilenlerden biriyim. Elbette ki gönül isterdi ki bu sokağa çıkma yasakları bir an önce bitsin ve orada yaşayan insanlar çalışma haklarına, yaşam haklarına, eğitim haklarına, sağlık yardımı haklarına bir an önce huzur içinde kavuşabilsinler ama özellikle biraz önce söylediğim sebeplerle, bir yandan PKK terör örgütünün kana doymayan siyaseti, bir yandan da PKK terör örgütüne neredeyse artık teslim olmuş durumdaki Türkiye’deki simetrisi siyasetçilerinin ortaya koydukları tavırlar bu süreci her geçen gün uzatıyor. Belki buradan şuraya gitmek lazım: Sokağa çıkma yasakları insani açıdan bir dram olarak var ama peki, bu dramı, halkları adına mücadele ettiklerini iddia edenler mi yarattı yoksa durup dururken Türkiye Cumhuriyeti devleti “Efendim, şurada bir çukur kazılmış. Hele ben bir gezi mi yapayım?” dedi.

Değerli arkadaşlar, şunun altını özellikle çizmek lazım: Bugün belli bölgelerde devam eden sokağa çıkma yasağı varsa bu, her bir ölüden yeni bir PKK destekçisi çıkacak, her bir ölen babanın çocuğu kana doymayan PKK’ya destekçi olacak diyerek ölümleri teşvik eden bir faşist zihniyet ve maalesef, bu faşist zihniyete teslim olmuş, bir kere bile -ben başından beri konuşmaları dinliyorum- bir cümleyle bile sokağa çıkma yasağının ana temelinde oluşan teröristlere, terör örgütüne, faşist baskılara, Kürtlerin yaşam hakkını engelleyen, Kürtlerin eğitim hakkını engelleyen, o bölgede yaşayan insanların yaşam hakkını engelleyen o teröristlere ve terör gruplara bir cümle dahi söyleyemediniz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Niye söylemediniz? Çünkü, kusura bakmayın, üç aydan beridir dinliyorum sabah akşam burada devlete “katil” diyorsunuz ve bu sıralara yönelip birileri bu sıraları “katil” diye itham etmeye kalkıyor.

Evet, bu ülkede katiller var. Evet, bu ülkede Kürtlerin hakları adına mücadele ettiğini iddia ettiklerinin katilleri var. Bu katillerin kim olduğunu görmek isteyen ya da bilmek isteyenler varsa biraz önce grup başkan vekilimin dediği gibi, bu sıralara dönüp “Katilsiniz ve hesap vereceksiniz.” diyenler aynaya bakarsa katili görecekler. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

97 konuşma daha · 23 Şubat 2016

97 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook