İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/1094 GÜNDEMDE

Üniversite eğitim sistemin değerlendirilerek sorunlara çözüm bulunması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Jale Nur Süllü Eskişehir · CHP ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Türkiye'de faaliyet gösteren mevcut 208 yükseköğretim kurumunun bilimsel, idari ve mali özerkliği güvence altında değildir. Söz konusu bu hususlar akademisyenlerin verimliliğini ve yükseköğretim kurumunun her alandaki sıralamasını etkilemektedir. Yükseköğretim kurumlarının başarı durumlarını ölçen ulusal ve uluslararası indeks ve raporlar, ülkemizde akademik özgürlük ortamının gerilediğini, bilimsel üretim ve eğitimde niteliğin düştüğünü göstermektedir. Akademik özgürlüklerin durumunu ölçen "2022 Academic Freedom index" sonuçlarına göre 2011-2022 yılları arasında Türkiye, 0,4 puanlık düşüş göstererek araştırmacılar ve öğrenciler için potansiyel tehlike arz eden bir ülke konumuna gelmiştir. Akademisyenlerin bilimsel özerklik sorunu yanında özlük hakları konularında da ciddi sorunlar yaşadıkları görülmektedir. Yükseköğretim kurumlarındaki akademik özerklik ve bilimsel özgürlükler konusundaki durumun araştırılması, rektörlerin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanması uygulamasının etkilerinin değerlendirilmesi, akademik kadro ilanlarının liyakat temelinde incelenmesi, akademik unvanların verilme kriterleri ve kadroların oluşturulma süreçlerinin gözden geçirilmesi; yükseköğretim kurumlarındaki akademik ve bilimsel özerkliğin sağlanabilmesi, verimliliğin yükseltilmesi ve diploma odaklı eğitim yerine nitelik odaklı eğitim başarısının yakalanabilmesine yönelik gerekli politikaların belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. Maddesi ve TBMM İç Tüzüğü'nün 104 ve 105. Maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 18.10.2023

GEREKÇE

Dünya üniversite tarihini incelediğimizde Orta Çağ Avrupa'sından günümüze kadar üniversitelerin topluma kattığı nitelikler ve bıraktıkları miras eğitim, araştırma, demokratikleşme ve kamu hizmeti olarak özetlenebilir. Bu özellikleri ile üniversiteler çağın gerisinde kalmayan, geleceğe ışık tutan kurumlar olarak bilimsel üretim yapmak ve topluma kalıcı miras bırakma sorumluluğu taşımaktadır. Ülkemizde ise bu önemli sorumluluğu olan üniversiteler, mevcut sorunlarının çözümü ve niteliklerini arttırmak yerine objektif ölçütleri yok sayan kadrolaşma, sayılarının ve kapasitelerinin niceliksel artışını öne çıkaran bir yönetim vizyonu benimsemektedir.

Metnin tamamını göster (10 paragraf daha)Metni kısalt

Yükseköğretim Kurumu verilerine göre Türkiye'de 129*u devlet, 75'i vakıf ve 4'ü vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere toplam 208 yükseköğretim kurumu faaliyet göstermektedir. Toplam öğrenci sayısı 6.950.142'dir. Türkiye'de faaliyet gösteren mevcut 208 yükseköğretim kurumunun bilimsel, idari ve mali özerkliği güvence altında değildir. Söz konusu bu hususlar akademisyenlerin verimliliğini ve yükseköğretim kurumunun her alandaki sıralamasını etkilemektedir. Kurum ve üniversite öğrencisi sayısı bakımından Avrupa"da ve dünyada sayılı ülkeler arasında olmamıza rağmen, bu durumun niteliksel artışına yansıtılamadığı görülmektedir.

Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE) tarafından yayınlanan "Dünya Üniversite Sıralaması 2023? bulgularına göre, ilk 1000 üniversite sıralamasına ülkemizden sadece 1l üniversite girebilmiştir. Sadece üç üniversite ilk 500 sıralamasında yer alabilmiştir.

Dünya üniversiteleri sıralamasına çok az sayıda yükseköğretim kurumunun girmesinin nedeni olarak, akademik özgürlüklerin durumunu ölçen 2022 Academic Freedom Index'in Türkiye açısından oldukça vahim sonuçları gösterilebilir. Index verilerine göre 2011-2021 yılları arasında Türkiye, Brezilya ve Tayland ile birlikte 0,4 puan düşme göstererek bugün araştırmacılar ve öğrenciler için potansiyel tehlike arz eden ülke konumuna gelmiştir ("pofentia! danger zone"). 1 puanın en üst değer olduğu bu araştırmada Türkiye, 2011'de 0,5 puan düzeyinde ve C ülke kategorisindeyken 2022'de O,I puan civarında ve E ülke kategorisine gerilemiştir.

Akademik özgürlüklerdeki radikal gerilemelerin Türkiye demokrasisi ve kurumsal yapıları ile paralellik gösterdiğini doğrulayan Democracy Report 2023'e göre Türkiye, 2011 yılında liberal demokrasi endeksinde 0,35 puan civarındayken 2022'de 0,10'lara kadar gerilemiş ve bu endeksin 9010-20'lik dilimi içine girmiştir.

Bu ciddi gerilemenin Türkiye'de bilimsel ilerleme açısından olumsuz sonuçları yanı sıra, beyin göçünün ciddi şekilde artmış olması da göz ardı edilemez. Yaklaşık 12 bin akademisyenin yurt dışına gittiği tahmin ediliyor. Hem en verimli akademisyenler hem de yeni mezun, en başarılı öğrenciler, doktorlar, mühendisler hayatlarının merkezini yurt dışına kaydırmakta ve bu durum kaçınılmaz olarak Türkiye akademisinin ve ekonomisinin daha da zayıflamasına neden olmaktadır.

Üniversite rektörlerinin liyakate değil, hükümete veya belli bir siyasi görüşe yakınlığına göre atanmasının bir sonucu olarak akademik personelin de aynı "kriterlere" göre beli si, şaşırtıcı karşılanmamaktadır. Bilim Akademisi'nin 2021-2022 yılı "Akademik OZUNE Ni Raporu"nda, akademik kadroların oluşumunda liyakatin göz ardı edilerek akademik diydkatin ve objektif ölçütlerin ortadan kaldırıldığının altı çizilmektedir. Raporda, (2547 45 ; ip Yükseköğretim Kanunu'nda 2018 yılında yapılan değişikliğin ardındanız. döylet üniversitelerinde rektör atamalarının Cumhurbaşkanının yetkisine verilmesi sonucu, üniversitelerin idari özerkliğinin ve kendini yönetebilme hakkının ellerinden alındığı ve rektörlerin bilimsel yetkinliklerinin yetersiz olmasıyla ilgili tartışmaların çok sık gündeme geldiği belirtilmektedir.

Ocak 2021'de Cumhurbaşkanı tarafından Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne yapılan atama ile başlayan vahim süreç incelendiğinde, bugüne kadar atılan her adımın son derece planlı bir şekilde bu üniversiteye adeta "boyun eğdirmek" amacıyla atıldığı görülmektedir. "Suçu" özerk üniversite ve bağımsız düşünceyi savunmak ve Türkiye'nin en yüksek performanslı üniversitelerinden biri olmak olan Boğaziçi Üniversitesi'nin *böl ve yönet" mantığı ile hükümetin istediği çizgiye çekilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Eğitim planlaması ve istihdam arasında bağ kurulamaksızın açılan fakültelerde sadece tek bir meslek dalına bakmak bile konunun anlaşılması için yeterlidir. Diş Hekimleri Odası, on altı yılda 19'dan 86*ya çıkan fakültelerin sadece 63"ünde eğitim verilebildiğini ve bu sayı ile verilen 6.500 mezunun yıllık 750-1.000 arası olması gerektiğini açıklamaktadır. Bu verilerin dışında bir diğer olgu da genç nüfusa sahip ülkemizde YÖK verilerine göre, her yıl 50 bin gencin eğitim için, yurt dışını tercih etmesidir. Türkiye'de yapılmakta olan en büyük yurtdışı eğitim organizasyonu TEFT*nin 2022 yılı anketine göre yurtdışına eğitime giden öğrencilerin yüzde 64'ü "yurt dışında kalmak isterim" cevabını vermektedir.

Üniversitelerde yaşanan bilimsel ve yönetsel özerklikten yoksunluğun yol açtığı demokrasi eksikliği, akademisyenlerin beyin göçünü tetiklemekte; akademik ortamdan uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Vakıf üniversitelerinde çalışanların kölelik koşullarında çalıştırılması, nitelikli bilimsel çalışma olanaklarından yoksunluğunu ise büyük bir sorundur. Meslekten uzaklaştırılan akademisyenler, tutuklu öğretim üyeleri ise nitelikli yetişmiş akademisyenler açısından büyük bir işgücü kaybıdır.

Tüm bu veriler doğrultusunda ülkemizde akademik bilgi niteliğinin, akademik kadroların üretkenliğinin, rektör ve akademik kadro görevlendirme yöntemlerinin, üniversite eğitim sisteminin yeniden değerlendirilmesi, sorunların tespiti ve çözümlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
CHP 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.