İşçilerin çalışma koşullarının düzenlenmesi ve iş kazalarının önlenebilmesi için yeni politikalar belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), 28 Nisan tarihini 2003 yılında, meslek hastalıkları ve iş kazalarının önlenmesi amacıyla Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü olarak ilan etmiştir. Ancak, iktidar yetkilileri önlenebilir iş kazaları ve iş cinayetlerini sürekli olarak "fıtrat, kader, işin doğası" gibi içerikteki açıklamalarla doğallaştırarak sorumluları koruyor. Oysa, bu önlenebilir ölümler kaza değil, cinayettir. İş cinayetleri rejimi değişmeli, işçi sağlığı-iş güvenliği ve tüm çalışma yaşamı mevzuatı kamuculuk ve sosyal devlet ilkeleri temelinde | yeniden düzenlenmelidir. Milyonlarca emekçinin insanca çalışma ve yaşam haklarının korunması ve iş cinayetlerinin önlenmesi, tespiti ve incelenmesi amacıyla bir Araştırma
Komisyonu kurulmasını ve bu hususta Anayasa'nın 98'inci İçtüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.
GEREKÇE
Metnin tamamını göster (7 paragraf daha)Metni kısalt
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), geçtiğimiz haftalarda 2024 yılının ilk üç ayına dair iş cinayeti verilerini açıkladı. Ocak ayında 161, Şubat ayında 149 ve Mart ayında 115 olmak üzere üç ayda en az 425 işçinin, iş cinayeti nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi. 105 işçinin hayatını kaybetmesi sonucu en fazla iş cinayeti inşaat, yol işkolunda yaşanırken, göçük ve ezilme kaynaklı ölümler iş cinayeti nedenlerinin en üst sırasında yer aldı. Sadece üç ayda en az 16 işçileştirilen çocuk yaşamını yitirdi ve 2024 yılında da her gün en az 5 iş cinayeti yaşandı. Öte yandan AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılının Kasım ayından, 2024'ün Nisan ayına kadarki süreçte on binlerce iş cinayeti meydana geldi. Bu süreçte en az 32 bin 903 işçi yaşamını yitirdi.
Son zamanlarda yaşanan Antalya'daki teleferik kabini düşmesi ve İstanbul Gayrettepe'deki yangın olaylarıyla birlikte "cinayet" sözcüğü kullanılmaya başlandı. Cumhurbaşkanı, "Hem Antalya hem de Beşiktaş'taki cinayetlerin faillerinin yargıya hesap vermesi için üzerimize düşeni yapacağımızın bilinmesini özellikle istiyorum" dedi. 22 yıllık icraatın ışığında bu sözlerin, iktidar pragmatizminin yeni bir örneği olduğunu söyleyebiliriz. Gerçeklikte ise hemen her gün 5 işçinin, 2003-2024 döneminde iş cinayetlerinde 32 binden fazla işçinin hayatını kaybettiği gözetildiğinde, ülkemizde bir iş cinayetleri rejimi olduğunu söylemek pekâlâ mümkündür.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun on ikinci yılında dahi iş cinayetlerinde artış devam ediyor. Resmi istatistiklere göre, iş kazaları ve iş cinayetlerindeki artış, sermayenin azami kâr hırsı ve iktidarın sermayeyi destekleme politikalarından kaynaklanmaktadır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİGM) verilerinde SGK verilerinden daha fazla ölüm vakası görülmektedir. SGK verilerine göre ölüm vakaları 2022 yılında 2000 yılına göre yüzde 207, İSİGM verilerine göre de yüzde 250 oranında artmıştır. İSİGM verilerine göre pandemi dönemi olan 2020-2022 yıllarındaki iş cinayetlerinin yüzde 30*u Covid-19"dan ötürüdür. "İş kazaları" ise SGK verileri itibarıyla, 2022 yılında 2000 yılına göre yüzde 786 oranında artmıştır. Bir milyon iş saatindeki iş kazası sıklık hızında da artışlar görülmektedir.
Meslek hastalıkları verilerinin aşırı sorunlu yapısı da sürmektedir. Örneğin 23 yılı kapsayan SGK 2000-2022 verilerinde, meslek hastalıklarından dolayı sadece 125 ölüm vardır, meslek hastalıkları toplam verisi ise 15 bin 859*dur. Oysa ILO'nun uluslararası kabulleri çerçevesinde ülkemizdeki çalışan sayısı veri alındığında, her yıl en az 10 bin emekçinin meslek hastalıklarından ötürü hayatını kaybettiğini söylemek mümkündür. Ancak bu ölümlerin meslek hastalığı kaynaklı olduğu tespit edilmemekte ve kayıtlara geçmemektedir.
İş cinayetlerinin ana nedenleri arasında neoliberal politikaların etkisi büyüktür. Özellikle serbestleştirme-özelleştirme, sendikasızlaştırma, esnek-güvencesiz çalışma, kayıt dışı istihdam, çalışma koşullarının ağırlığı, kamu yararı ve kamusal denetimin tasfiyesi ve asıl sorumlulara caydırıcı ceza uygulanmamasıdır. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin piyasalaştırılması, işçilerin yaşadığı sorunların temel nedenlerinden biridir. Bu hizmetler, bir kamu hizmeti olarak ele alınmalıdır. Mevcut politikaların gözden geçirilerek, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve sağlık personeline yönelik eğitimlerin kalitesinin artırılması gerekmektedir. İş cinayetlerinin önlenmesi için işverenlerin sorumluluklarının artırılması, iş sağlığı ve güvenliği politikalarının işçi lehine şekillendirilmesi gerekmektedir.
Esnek çalışmayı, işveren çıkarlarını esas alan 4857 sayılı İş Kanunu, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu başta olmak üzere çalışma yaşamı ve sağlığa ilişkin tüm mevzuat iptal edilerek, yeni ve çalışanlar lehine bir mevzuat, oluşturulacak olan Ulusal İşçi Sağlığı Güvenliği Enstitüsü/Kurulu önerileri doğrultusunda hazırlanmalıdır.
Milyonlarca emekçinin insanca çalışma ve yaşam haklarının korunması ve iş cinayetlerinin önlenmesi, tespiti ve incelenmesi amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ve Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.