İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/1397 GÜNDEMDE

Kürtçenin kamusal alanda kullanımında karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Meral Danış Beştaş Erzurum · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Kamusal alanda anadil kullanımının engellenmesinin neden olduğu sorunların . tespiti ve çözüm yollarının geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98 inci, İçtüzüğün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz. 15.04.2024

GEREKÇE

Dil; bireysel ve kültürel kimliğin oluşumunun ana unsurudur. Yani bireyler için olduğu kadar sosyolojik ilişki bakımından da bireyin kendini tanımlaması noktasında temel bir referanstır. Buradan hareketle, ulusal dilde zorunlu eğitim, kamu makamları önünde ulusal dilin kullanılma gerekliliği ve zorunlu askerlik gibi uygulamaların bir ülkede dilsel bütünlüğü yaratmak amacına yönelik olarak şart koşulmasına karşın, anadil kullanımının topyekün engellenmesi toplumsal kırılmalara ve hatta telafisi imkansız zararlara yol açmaktadır. Örneğin sosyolojik açıdan kullanılmayan dilin zamanla unutulup ölü dillere dönüşmesi şeklinde tezahür edebilecek nitelikteki zararlar bu bakış açısının ürünüdür.

Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt

Bireyin dilini kullanımına dair hakları dil hakları kapsamındadır ve bu hak; ayrım yasağı, ifade hürriyeti ve özel yaşama saygı gibi genel insan hakları standartlarından doğmuştur. Yine dili kullanım özgürlüğü, ifade özgürlüğü ile doğrudan ilgilidir. Uluslararası sözleşmelerde dil haklarıyla ilgili azınlık dillerinin eğitim, yargı, kamu yönetimi, medya ve ekonomik, sosyal ve kültürel hayatta kullanımıyla ilgili çeşitli " düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda, özel işler ve ticari ilişkilerde, idari makamlar önünde ve kamu hizmetlerinde, medyada, yargı makamları önünde ve eğitim alanında azınlık dilinin kullanımı ile azınlık dillerinde ad ve soyada sahip olmak gibi dil haklarından bahsedilmektedir. Bu husus uluslararası hukuk tarafından benimsenmiştir ve azınlıkların dilsel haklarından çok, kanun önünde eşitlik ve ayrımcılığa tabi tutulmama ve adil yargılanma koşullarının sağlanmasıyla ilgilidir. Azınlıklar, kendi anadillerini kamu otoriteleriyle olan ilişkilerinde kullanma haklarını, geleneksel olarak var oldukları bölgelerde, önemli sayıda oldukları zaman ve yeterince talep olduğu takdirde elde etmektedirler. Oysa bu durum dahi ayrımcılığa tekabül eden bir haldir.

Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde, AB üyeliğinin siyasi kriterleri olan Kopenhag Kriterlerinin gereğini yerine getirmek amacıyla "3984 Sayılı Kanun" gözden geçirilerek, kanuna yapılan eklemeyle, Türkçe dışındaki dillerde yayın yapılması mümkün kılınmıştır. 2004 yılında ise TRT'ye verilen tekel kaldırılmış, yayın yapabilme hakkı ulusal radyo ve kanallara da tanınmıştır.

Ancak yapılan yasal düzenlemeler, palyatif olduğu için keyfiliği de beraberinde getirmiştir. Çeşitli alanlarda, anadili kullanımının yanı sıra farklı dillerde kamusal hizmet sağlanması AB uyum yasaları ile birlikte pratiğe aktarılmış; 2932 Sayılı yasanın kaldırılması ile yasaklar dönemi nispeten sona ermiştir. Her ne kadar anayasal ve yasal pek çok değişiklik hayata geçirilmiş ise de iktidar; konjonktüre göre dil haklarını istediğinde yasaklama, istediğinde kullanıma açma pratiğini benimsemiştir. Bu anlamda Anayasanın 3. maddesini de keyfi bir şekilde yorumlama geleneği edinilmiş, meselenin hayatiliğinden ziyade kendi yürüttükleri siyasetin gereklilikleri ön planda olmuştur. Örneğin 26. Yasama Döneminde sunmuş olduğum "Kamu Hizmetlerinin Anadillerde Yerine Getirilmesi Hakkında Kanun Teklifi", Meclis Başkanlığınca kabul edilerek ilgili komisyonlara havale edilmişken, 27. Ve 28. Yasama Dönemlerinde aynı kanun teklifi, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu durum, anadiline olan .. yaklaşımın ve ortaya konulan pratiğin keyfiliğini göstermektedir. Oysa kurallar, tek bir kişinin tekelinde olamayacağı gibi, keyfi bir şekilde de yorumlanamaz.

Diğer yandan Anayasanın 3. maddesi, kamusal alanda anadil kullanımını | yasaklamamaktadır. Buradaki vurgu resmi dile dönük olup, yasaklayıcı bir hüküm yoktur. Ayrıca Anayasa'nın 12. Maddesinde yer alan "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir" hükmü kişi hak ve hürriyetlerinin geliştirilmesi; 10. Maddesindeki "Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." hükmü de devletin her türlü faaliyetinin, tüm vatandaşlar için eşit bir biçimde yürütülmesi maksadını haizdir. N

Bu bağlamda kişinin anadilinde konuşabilme ve hizmet alabilme hakkının, doğrudan kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması, böyle bir hakkın kullanımının, yöneticilerin keyfi uygulamalarına bağlı olmaktan çıkarılarak yasal bir statüye kavuşturulması evrensel hukuk normları bağlamında da elzemdir. Buradan hareketle halkın talep ve eğilimleri doğrultusunda kamusal alanda anadil kullanımına dair engellerin kaldırılması ve anadilde hizmetlerin verilmesi toplumsal bütünleşme için olduğu kadar bireyin yaşamsal faaliyetlerini yerine getirmesi noktasında da büyük öneme sahiptir.

3 İPad 7 RES

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.