Kürtçe dilinin kamusal alanda kullanımında karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Kürt dili üzerinde yıllardır sürdürülen inkâr, yasak ve ayrımcı politikaların tarihsel ve toplumsal sonuçlarının araştırılması; Kürtçenin lehçeleriyle birlikte anadilde eğitimin önündeki yasal ve idari engellerin tespit edilmesi ve anadili Kürtçe olan yurttaşların temel dil haklarının yasal güvenceye kavuşturulmasına yönelik demokratik çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla, Anayasa'nın 98'inci ve TBMM Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. ;
GEREKÇE
Kürtçe, zengin ve köklü bir dildir. Modern Kürt yazı dili açısından ise 1932 yılında Celadet Eli Bedirxan öncülüğünde Şam'da yayımlanan Hawar dergisi önemli bir dönüm noktası olmuştur. Latin alfabesiyle yayımlanan bu dergi, Kürtçenin modern yazılı gelişimine büyük katkı sağlamıştır. Bu tarihsel önem doğrultusunda 15 Mayıs, 2006'dan itibaren Kürt halkı tarafından "Kürt Dil Bayramı" olarak kutlanmakta; dilin korunması ve yaşatılmasına yönelik farkındalığın güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bugünün ifade ettiği kültürel ve toplumsal anlamın tam olarak hayata geçebilmesi için gerekli hukuki ve kurumsal düzenlemelerin yeterli düzeyde olmadığı görülmektedir.
Metnin tamamını göster (4 paragraf daha)Metni kısalt
Türkiye, Mezopotamya toprakları üzerinde ulusal ve inançsal çeşitliliğiyle zengin bir coğrafya da yer almaktadır. Ancak yüzyıllardır uygulanan tekçi politikalar, bu çeşitliliği büyük ölçüde görmezden gelmiştir. Özellikle Türkçe dışındaki dillerin kullanımının ve öğretiminin sınırlandırılması, bazı dilleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Kürtçenin kamusal alanda yeterince kullanılmaması, dilin kuşaklar arası aktarımını zayıflatmakta; böylece Kürtçe, yalnızca bir iletişim aracı olmanın ötesinde, kültürel hafıza ve kimliğin taşıyıcısı olma niteliğini de kaybetme tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır. UNESCO tarafından hazırlanan Tehlike Altındaki Diller Atlası'nda Kurmancî ve özellikle Zazakî lehçeleri de yer almaktadır. Buna rağmen milyonlarca yurttaşın anadili olan Kürtçe'ye hâlâ anayasal güvence verilmemekte ve anadilde eğitim hakkı tanınmamaktadır. Oysa uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve demokratik toplum ilkeleri, bireylerin kendi anadilinde eğitim görmesini ve kamusal yaşamda anadilini özgürce kullanabilmesini temel bir hak olarak kabul etmektedir.
Türkiye'de milyonlarca yurttaşın anadili olan Kürtçe; uzun yıllardır inkâr, yasaklama ve ayrımcı politikaların hedefi olmuştur. Günümüzde de Kürtçeye yönelik yasal ve fiili engellemeler; eğitimden kamusal hizmetlere, çalışma yaşamından kültürel üretime kadar birçok alanda sürmektedir. Kürtçe konuştuğu, müzik dinlediği veya kültürel kimliğini ifade ettiği gerekçesiyle yurttaşların işten çıkarılması, şiddete maruz bırakılması, dışlanması; kültürel etkinliklerin yasaklanması, temel hizmetlerde erişimde mağduriyet yaşaması; cezaevlerinde dil temelinde hak ihlallerinin artarak devam etmesi, birlikte yaşamı ve toplumsal barışı zedeleyen ciddi sonuçlar doğurmaktadır. En son olarak; Samsun'un Bafra ilçesinde Kürtçe müzik dinledikleri gerekçesiyle Van'lı iki Kürt işçinin hedef gösterilip önce linç edilmek istenmeleri, sonra gözaltına alınmaları ve en son işlerinden ayrılmak zorunda bırakılmaları, Van'ın Erciş ilçesinde Kürtçe dil eğitimi veren ve sanatsal etkinlikler düzenleyen Arsisa Kültür, Dil ve Sanat Derneği'ne, hiçbir uyarı yapılmadan 400 bin TL cezasının kesilmesi, ve Amedspor'un formasında Kürtçe ifadeler nedeniyle yaptırımlarla karşılaşması bunun güncel örnekleridir.
Özellikle 2016 yılından itibaren belediyelere atanan kayyımlar eliyle Kürtçeye yönelik sistematik engellemeler Kürt halkının değerlerine ve günlük yaşamına bile tesir etmiştir. Çok dilli belediyecilik uygulamaları kaldırılmış, Kürtçe tabelalar indirilmiş, Kürtçe kreşler ve dil-kültür merkezleri kapatılmış, halkın anadilinde hizmet alma hakkı fiilen ortadan kaldırılmıştır. Kayyım politikaları yalnızca yerel demokrasiye değil, aynı zamanda Kürtçenin kamusal alandaki varlığına ve kuşaktan kuşağa aktarımına da ciddi zarar vermiştir. Bugünde bu politikalar güncelliğini korumaktadır.
Sonuç olarak, Kürtçenin korunması ve geliştirilmesi, demokratik toplum ilkeleri ve kültürel çeşitliliğin yaşatılması açısından hayati önemdedir. Kürtçenin Türkiye'de kamusal, hukuki ve kültürel alanda kullanımının önündeki engellerin tespit edilmesi, bu engellerin tarihsel ve sosyopolitik nedenlerinin araştırılması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi, çok dilliliğin ve anadilde hakların güvence altına alınması ile toplumsal barışın güçlenmesine katkı sağlanması amacıyla TBMM bünyesinde bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması önemlidir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.