İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/1729 GÜNDEMDE

Diyarbakır'da yaşanan olayların tüm yönleriyle araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Ceylan Akça Cupolo Diyarbakır · DEM Parti ve 20 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

12 Ekim 1995te yayınlanan TBMM Faili Meçhul Siyasal Cinayetleri Araştırma Komisyonu Raporundan bu yana Türkiye'de yaşananların ve son dönemde Diyarbakır?da devreye alınan yenilenmiş yüzüyle Hizbul-Kontra yapısı saldırılarının, saldırıdaki sorumluların, saldırılara göz yuman yetkililerin dahil meselenin siyasi, hukuki, toplumsal tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amaçlarıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzüğün 10'üncü ve 105*inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ederiz.

ÖZET GEREKÇE

Radikal dinci grupların, devletler tarafından toplumu terbiye etmek ve kontrol altında tutmak için kullanılması; toplumsal barış ve güvenlik açısından ciddi tehlikeler yaratır. Bu tür grupların devlet desteğiyle güçlendirilmesi, yüreklendirilmesi; yalnızca şiddet olaylarının artmasına yol açmakla kalmaz, devletle toplum bağını da tamiri zor şekilde koparır. 90*larda yaşatılmış acılar, toplumsal hafızada olanca diriliğiyle durmaktayken Diyarbakır'da son dönemde yaşanan olaylar, bu tehlikelerin muhakkak incelenmesi gereken somut örneklerini gözler önüne sermektedir.

Metnin tamamını göster (24 paragraf daha)Metni kısalt

Diyarbakır'da son 45 gündür tekbir getiren bir grubun halka yönelik saldırılarının hem sayısı hem şiddeti artarak devam etmektedir. 9 Haziran'da Tema Park'ta bebekli ailelerin de bulunduğu bir pikniğe yapılan saldırıda güvenlik güçleri geç müdahale etti. Benzer saldırılar 22 Haziran'da Sur ve Kayapınar'da iki işletmeye de gerçekleşti, ancak yine kolluk kuvvetleri etkisiz kaldı. 11 Temmuz'da Cami Kebir Mahallesi'nde Karga ve Hewş işletmelerine ses bombalı ve silahlı saldırı düzenlendi. İşletme sahibi Ömer Damlayıcı, tehditlerin bir yıldan fazla süredir devam ettiğini belirtti. Kolluk kuvvetlerinin bu saldırılara seyirci kalması, 90'larda JİTEM ve Hizbul-Kontra olarak bilinen devlet destekli Hizbullah yapılanmasını akıllara getiriyor. Radikal dinci Hizbullah'ın devletle olan ilişkileri, yakın tarih boyunca yaşanan şiddet olayları ve faili meçhul cinayetlerle bağlantılı olarak yeniden güçlendiği görülüyor. Bu can yakıcı meselenin siyasi, hukuki, toplumsal tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amaçlarıyla derhal bir Meclis Araştırması açılması gerekmektedir. GEREKÇE

Diyarbakır'da son 45 gündür tekbir getiren bir grubun halka; açık hava pikniklerine, işletmelere yönelen ve sıklığı ile şiddet dozu düzenli olarak artan saldırıları; genel güvenliğin ve toplumsal barışın altına döşenen bir dinamit halini almıştır.

9 Haziran 2024 Pazar günü Diyarbakır Kayapınar ilçesinde bulunan Tema Parkta düzenlenen, içinde bebekli ailelerin, hamile kadınların ve çocukların da yer aldığı açık hava pikniğine tekbir getiren yaklaşık 60 kişilik bir gurubun organize şekilde cinayete teşebbüse varan saldırısı olmuş, güvenlik güçleri olay yerine yaklaşık bir saat sonra intikal etmiştir. Sadece kısa bir zaman sonra 22 Haziran gecesi aynı anda bir Sur diğeri Kayapınar ilçesinde olan iki ayrı işletmeye yine benzer odakların saldırısı gerçekleşmiştir. Dini saiklerle ve İsrail-Filistin savaşı bahanesiyle 60 kişilik bir grubun işletmeleri basıp tarumar ederek, müşterileri ve çalışanları linç etmeye çalıştıkları görülmüştür. Kolluğun bu olayda da yurttaşların can ve mal güvenliğini korumak için müdahale etmediği anlaşılmıştır. Dahası konuyu haberleştiren gazeteciler ve basın ajansları, haberlerinden dolayı Hüda-par'a yakınlığıyla bilinen hesaplardan tehditler aldıklarını ifade etmişlerdir. Yine 28 Haziran tarihinde Kayapınar ilçesinde bulunan Doğa Evleri sitesinde havuza giren site sakini çocuklara ve kadınlara, bir grup tarafından havuzda fuhuş yapıldığı iddiasıyla önce sözlü sonra fiziksel saldırı gerçekleşmiştir. Basına yansıyan görüntülerde havuz giriş kapısını kapatan saldırganların "Hanginizin gücü bize yetiyor? Ulan sizin ağa babalarınızı öldürmüşüz daha mezarları belli değil, siz kimle konuşuyorsunuz!", "Bugün buradan kimse sağ çıkmayacak" diye bağırdığı görülmektedir.

Son olarak 11 Temmuz 2024 tarihinde Cami Kebir Mahallesi Müze Sokağında bulunan Karga ve Hewş isimli iki işletmeye ses bombalı ve silahlı saldırı düzenlenmiştir. Hewş Cafenin işletmecisi Ömer Damlayıcı'nın savcılık ifadesinden olayın münferit olmadığı geçen yıldan beri ara ara tekrarlandığı açığa çıkmıştır; "Tarihten 1,5 yıl kadar önce Ramazan ayında 10-15 kişilik sakallı bir grup işletme önüne gelerek işletmemde uyuşturucu satıldığını, fuhuş yapıldığını bahane ederek işletmemin kapatılması kapatmazsanız sizleri burada barındırmayız öldürürüz gibi tehditlerde bulunmuşlardı... Aynı sokakta bizim atölyemiz vardır. Buraya da yaklaşık 2 ay önce abim Yusuf DAMLAYICI'ya karşı burada müzik sesi çok yüksek müziği kapat sizi burada barındırmayacağız öldüreceğiz müracaatta mekanlarınıza sıkacağız şeklinde tehditvari konuşmalar yaptılar. Bununla alakalı kamera kayıtlarımız mevcuttur. Bu yaşanan iki olayda aynı grup mensupları tarafından yapılmış biz olaylar büyümemesi adına şikayetçi olmamıştık. Diyalogla olayı çözmeye çalıştık. Bize olan saldırılar diyaloglar sonrası durdu. 07.07.2024 tarihinde de yine bu gruba mensup kişiler hemen karşımızda faaliyet gösteren Karga Butik Otele karşı da yine aynı söylemlerle otelde fuhuş yaptırıyorsunuz burayı kapatın şeklinde tehditlere bulunmuşlar... Mahallede bir grup sürekli çevre esnafı bu şekilde tehdit edip sindirmeye çalışmaktadırlar. 11.07.2024 günü saat 23:45 sıralarında işyerimiz açıkken ve müşterilerimiz varken işyerimize karşı silahla ateş edildi... Ben ateş eden şahısların 3 kişi olduğunu gördüm. Ateş edenlerden biri daha önceden mahalleden simaen tanıdığım Veysel GÜR isimli şahıstır. Şahıs kel, uzun kızıl sakallıdır. Yüzünü net bir şekilde gördüm. Yine ateş eden şahıslardan biri ise daha önceden atölyeye gelip tehdit eden ve bize saldıran şahıslardan biridir" demiştir.

Eşkâlleri, örgütlenme mecraları, tehdit ve ölüm mesajı yolladıkları hesaplar ortada olan bu kişilerin; kolluğun gözü önünde saldırmaları ve elini kolunu sallayarak dolaşmaya devam edebilmeleri manidardır. Olayların seyri, kolluğun tüm bu olaylarda seyirci olmanın ötesine geçmeyen hali; akıllara din maskesi altında 9O'larda devreye sokulan devlet konsepti JİTEM/Hizbul-Kontra'yı (Hizbullah'ı) ve Diyarbakır (özellikle Merkez, Silvan ve Lice ilçeleri), Batman (özellikle Merkez ve Kozluk ilçeleri), Mardin (özellikle Nusaybin ve Kızıltepe ilçeleri), Şırnak (özellikle Cizre ve İdil ilçeleri), Urfa (özellikle Merkez ve Viranşehir ilçeleri), Hakkari, Van, Bingöl, Bitlis, Adıyaman illerinin hafizasına kazınan acıları getirmektedir.

"Hizbullah örgütünün, devlet destekli kurulduğu, Meclis'te gerek Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma gerekse de Susurluk Komisyonu raporlarında yer almış bir durum. Süleyman Demirel'in dönemin Batman Valisi'ne 800 kişilik bir silahlı güç oluşturduğuna dair bilgiler ortaya çıkmıştı. Yine iddia o ki TSK tarafından Hizbullah üyelerine eğitim verildi, 'düşmanımın düşmanı dostumdur' politikasının güdüldü. Bölgede birçok sivil cinayetlerin faili olduğu da anlaşılmıştır. Milletvekili Mehmet Sincar da bu şekilde öldürüldü" diyen bir dönemin Devlet Bakanı Fikri Sağlar'ın, "Hizbul-Kontfrayı da ben kurdum" diyen Emekli Albay Arif Doğan'ın; "Güvenlik kuvvetleri Hizbullah'ı koruyup güçlendirmişlerdi. Hizbullah'ın tetikçilerinin çoğu itirafçıdır" diyen JİTEM'in kurucularından Cem Ersever'in, mahkemeye "Emniyetin yetersiz kaldığı yerlerde Hizbullah devreye girip en güzelini yapmıştır " diye ifade veren Hizbullah Ana Davası suçlularından Mustafa İpek'in ve ANAP, SHP, RP, CHP'nin ortak önergesi ile kurulan TBMM Faili Meçhul Siyasal Cinayetleri Araştırma Komisyonunun bildikleri vardı. İnsan Hakları Derneği'nin 24 Ocak 2000 tarihindeki verilerine göre; 1989-2000 yılları arasında yüzde 80'i Güneydoğu Anadolu Bölgesinde olmak üzere 1.964 kişinin faili meçhul siyasal cinayete kurban gittiği yıllar, 2000 yılında açılan Hizbullah Ana Davasına sınırlı bir ölçekle dahil edilmiştir. O dönem, Türkiye genelinde yapılan operasyonlarda mezar evlerden 67 cenaze çıkarılmış, 593 cinayet ve 43 kaçırma olayı Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde suç konusu edilmiştir. Nitekim; Hizbullah Davasından yargılanıp sonradan serbest bırakılan Kemal Gülşen de mahkeme heyetine "Bu eylemlerin hepsini Allah için İslam için yaptım. Şu anda dışarı çıkarsam gözümü kırpmadan yine yaparım. Hatta iddianameye yansımayan ve savcının çözemediği başka eylemlerini de vardır" diyerek yaşatılan acıların, tespit edilenin çok ötesine geçtiğini zaten itiraf etmiştir.

Kuruluşu ve Devletle ilişkileri yukarıda sıralanan ifade, TBMM tutanakları, mahkeme kararlarıyla da izlenen radikal dinci grup Hizbullah'ın GİTEM/Hizbul-Kontra) bölgede nasıl konumlandırıldığı, şiddet dozunun nasıl yükseltildiği, nasıl hesaplaşıldığı, katillerin neden serbest kaldığı ve tekrar Devlet eliyle bu yapıya nasıl yeniden cansuyu verildiği hatırlatılacak olursa;

• Örgüt; 1979'da İran İslam Devriminden hemen sonra Diyarbakır'daki Vahdet kitapçısındaki toplantılar düzenler. Silahlı cihada başlamak isteyenler Hüseyin Velioğlu liderliğinde İlim Grubu'nu, cihadı reddedenler ise Fidan Güngör liderliğinde Menzil Grubu'nu kurar.

• Hizbullah, kendi kurallarına uymayan kişilere yönelik satırlı, asitli, silahlı saldırılara başlar.

• Örgüt; 4 Eylül 1993"te Batman'da HEP (Halkın Emek Partisi) Milletvekili Mehmet Sincar?ı öldürür. Ertesi yıl tasfiye edilen Menzil'in lideri Fidan Güngör 11 Eylül 1994"te kaçırılır ve bir daha kendisinden haber alınamaz.

• 16 Şubat 1992 tarihinde 2000'e Doğru Dergisi'nin kapak haberi "Hizbullah Çevik Kuvvet Merkezi'nde Eğitiliyor". İki gün sonra derginin Diyarbakır bürosu silahlı üç kişi tarafından basılarak muhabir Halit Güngen, akşam saatlerinde kafasına sıkılan tek kurşunla öldürülür. Dönemin Emniyet Müdürü Ramazan Er; Halit Güngen cinayeti için düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin, derginin son sayısının kapak haberine atfen, 'Hizbullah var mı? sordukları soruya "Böyle bir örgütten haberimiz yok" yanıtını verir. Ağustos 1992 tarihinde ise 2000'e Doğru'nun kapak haberi, "Halit Güngen'in katili Diyarbakır Emniyeti'nden" başlığı ile çıkar. Güngen cinayetine ilişkin bir başka açıklama OHAL Valiliğinden gelir; buna göre 27 Ekim 1992 tarihinde Halit Güngen'in katili Batman İmam Hatip Lisesi öğrencisi Nedim Uysal'ın gözaltına alındığı, üzerinde bulunan silahın balistik incelemesinde, Güngen cinayetinde de kullanıldığı söylenir. Ancak, 'ruhsatsız silah bulundurmak' suçundan yargılanan Nedim Uysal serbest bırakılır.

• Bir önceki sayısında devlet ve Hizbullah ilişkilerinden bahseden haftalık Gerçek dergisinin Diyarbakır temsilcisi Namık Tarancı da 20 Kasım 1992'de iş yerine giderken vurularak öldürülür.

• Hizbullah'ın, Sırplar tarafından bulunan domuz bağı işkence yöntemiyle işlediği cinayetler ise 1990'ların sonunda ortaya çıkar. Kaçırılan kişiler, domuz bağı yöntemiyle bağlanarak günlerce işkence görüyor ve bu anlar kameraya alınıyordu. Bu isimlerden biri de 16 Temmuz 1998'de evinden kaçırılan Feminist İslamcı yazar Konca Kuriş'ti. 38 gün işkence yapılan Kuriş'in cesedi 555 gün sonra Konya'da sorgulandığı evin bodrumuna gümülü halde bulundu.

• 1999 yılında Hüseyin Velioğlu örgüt merkezini ve arşivini önce Mardin, ardından Adana ve i Konya'ya, en sonunda da İstanbul'a taşır. Hemen sonra 29 Aralık 1999'da Med-Zehra Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım kaçırılır ve cesedi 2000 yılında Hizbullah'ın hücre evlerinden birinde bulunur.

• İstanbul'da birkaç iş adamının daha kaçırılmasından sonra, 17 Ocak 2000'de Beykoz'daki bir operasyon sırasında Hizbullah'ın lideri Hüseyin Velioğlu öldürülür, örgütün askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar ve üst düzey yöneticisi Edip Gümüş göz altına alınır. Operasyonlar sırasında itirafçı olan Hizbullahçı Mehmet Dağtekin, Sur ilçesinde bulunan Hizbullah'ın mezar evini deşifre eder; 31 Ocak tarihinde Savaş Mahallesi Küçük Kavas sokaktaki tek katlı 13 numaralı evde ilk gün yapılan aramada, aynı semtte oturan ve 21 Ocak 2000 tarihinden beri kayıp olan 16 yaşındaki Ayetullah Dalgın ve 17 yaşındaki Ali Çelik'in cesetleri, elleri ve ayakları zincirle bağlanmış halde evin kümesinde bulunur. Yapılan otopside, çocukların birkaç gün önce öldürüldükleri tespit edilir. Yani 17 Ocak operasyonu devam ederken, Hizbullahçılar da cinayetlerine devam etmekteydi.

• 2000 yılı Mayıs ayında açılan Hizbullah Ana Davasından sadece aylar sonra Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve beş koruma polisi yine Hizbullah tarafından öldürülür. Örgütün askeri kanat sorumlusu ve 109 cinayetin bizatihi tetikçisi olduğu tespit edilen Cemal Tutar son savunmasında, "Pişman değilim. Cezaevinde patlamaya hazır bomba haline geldik. Sabrımız tükenmiştir. İçeriyi kan gölüne çevirebiliriz... Cinayetleri Allah'ın yardımıyla yaptık. Bölgede asker ve polisin sevgisini kazandık... Yaptığımız eylemlerle ilgili haksız olduğumuza beni ikna ederseniz size söz veriyorum askeri kanatta faaliyet gösteren herkesin adını açıklarım. Yoksa bu isimler benimle mezara kadar gider... Cezaevinde bize baskı olursa o cezaevinin savcısı, müdürü, o ilin emniyet müdürü, bizi yargılayan mahkeme heyetini Gaffar Okkan'ın yanına göndeririz? demiştir. Suçu sübuta eren Cemal Tutar uzun yargılama gerekçesiyle tahliye edilmiş, kendisi yurtdışına kaçtıktan sonra İçişleri Bakanlığının "terörden aranalar" listesine adı eklenmiştir. Edip Gümüş ise tahliyesinden hemen sonra İran'a kaçmış ve örgütün liderliğini üstlenmiştir.

-11 Eylül 2004 tarihinden itibaren Beykoz operasyonundan sonra militanlarının çoğu cezaevine giren Hizbullah; sivilleşme, dernekleşme, partileşme programını gündemine alır; Mustazaflarla Dayanışma Derneği (Mustazaf-Der) Diyarbakır, Mardin, Batman başta olmak üzere 20 merkezde faaliyet göstermeye başlar. Ancak üyelerinden bazılarının Hizbullah hükümlüleri olduğu ve bazı üyelerinin suça karıştığı gerekçesiyle yetkili mahkeme tarafından "Hizbullah'ın "devamı olduğu" gerekçesiyle kapatılır.

• Açıldıktan 10 yıl sonra Aralık 2009'da karara bağlanan Hizbullah Ana Davası esnasında 400'ün üstünde hükümözlü Hizbullahçı tahliye edilir. İçlerinde kaçırılan insanlara işkence ve domuz bağı yapanların, asit kullanarak insanların yüzlerini yakanların, enseden insanlara kurşun sıkanların, cami imamına işkence edenlerin; gazeteci, politikacı, polis ve sivillere yönelik cinayetleri işleyenlerin olduğu bu davada şu an cezaevinde olan kimse kalmamıştır. Bu akıl almaz durumu; Hizbullah operasyonunu yürüten Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Yılmaz Aktaş şu sözlerle ifade etmiştir "Davasını açtığımız isimlerin tümü serbest. Oysa bunların işledikleri onlarca cinayet ile ilgili ayrı ayrı değerlendirme ve delil toplama işlemi yaptık. Bu cinayetlerin faili olduklarında kuşku bulunmadığı için Yargıtay bu müebbet hapis cezalarını tek tek onadı. Aksi halde 'savcının iddianamesi çürüdü' diye beraat verebilirdi mahkemeler. Ama tüm cinayetler sabit görülerek onandı. Sonu böyle olmamalıydı."

• 2011'de örgütün yönetim kadrosunun uzun tutukluluk gerekçesiyle tahliye edilmesini müteakip 19 Aralık 2012 tarihinde Hüda-Par adlı parti kurulur. Partinin kurucu genel başkanı kapatılan Mustazaf-Der Genel Başkanı Mehmet Hüseyin Yılmaz'dır. "Peygamber Sevdalıları Platformu"nu kuran Hizbullah'a, yine yasal dayanağı olmadan Diyarbakır?'da kurulan ve 11 ayrı medresenin bağlı bulunduğu Alimler ve Medreseler Birliği (İttihad-ul Ulema) denetimi verilir. İttihad-ul Ulema Başkanı Enver Kılıçarslan 7 yıl 6 ay Hizbullah davasından ceza alan bir hükümlüdür, yönetici Beşir Varol ise Gaffar Okan suikastı talimatını verdiği gerekçesiyle 18 yıl 6 ay hüküm giymiştir.15 Ekim 2022 tarihinde söz konusu birlik tarafından düzenlenen "7. Alimler Buluşması'na Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid davet edilir.

• 13 yıl önce, "Hizbullah'ın amacı doğrultusunda faaliyet yürüttüğü, yönetiminde Hizbullah hükümlülerinin bulunduğu" gerekçesiyle kapatılan ve kapatma kararı Yargıtay tarafından onaylanan Mustazaf-Der ise 11 Eylül 2022 tarihinde karara yapılan itiraz sonucu tekrar açılır.

İşte 2000'de lağvedilmesine karar verilmiş gibi görünen bu yapının, 2011 tahliyeleri ve takip eden süreçle yeniden cansuyuna kavuştuğu, kavuşturulduğu ortadadır. Bu cansuyunun arkasındaki akla ilişkin sorular 23 Mayıs 2023 tarihinde dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bir televizyon programında AKP'nin "yerli ve milli cephe' listesinden Meclis*e giren Hüda-Par için söylediklerinde cevabını bulmuştur. Soylu; "Türkiye siyasetinin attığı en büyük adım Hüda Par adımıdır. Bu adımın neden atıldığını gelecek yıllar içinde anlayacaksınız. Hüda par adımı çok stratejik bir adımdır. Bu çok güçlü bir sosyolojik adımdır ve büyük bir devlet aklıdır. Bazı adımlar ülkeler açısından devletler açısından öyle stratejiktir ki... Nicelik değil nitelik adımlarıdır." Programda sunucunun araya girerek Hüda Par'ın, Hizbullah ve terör bağlantısını sorması üzerine Süleyman Soylu, "Ben 7 yıldır İçişleri Bakanlığı yapıyorum yaa... Ben Doğu ve Güneydoğu'daki uçan cisme bakarım yani, Ne olduğunu ne olmadığını, kimin nasıl olduğunu, kimin ne olmadığını medreselerde neler olduğunu olmadığını. Ben bunları izleyen takip eden adamım. Ne terörü, hangi terörden bahsediliyor ki... Burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok önemli ve stratejik bir adım atmıştır. Bunun faydasını Türkiye 10 yıl sonra anlayacak, bunu bir fani Süleyman Soylu söyledi diyecekler ama bunu Tayyip Erdoğan yaptı" diyerek yanıt vermiştir.

Devlet destekli, devletin yönlendirdiği dini eksenli radikal dinci grupların 90*larda yaşattığı acılar unutulmuş değildir. Salıverildiklerinde cinayetleri tekrar işleyeceklerini ifade eden ve buna rağmen tahliye edilen hükümözlülerden yaratılan yeni yapılarla gerek Türkiye'nin ve gerekse de bölgenin 10 yıl sonra göreceği yegâne faydanın 90*larda görülen mezar evlerden, işkencehanelerden, faili meçhul cinayetlerinden öteye gitmeyeceği anlaşılmalıdır.

Bu itibarla; 12 Ekim 1995'te yayınlanan TBMM Faili Meçhul Siyasal Cinayetleri Araştırma Komisyonu Raporundan bu yana Türkiye'de yaşananların ve son dönemde Diyarbakır'da devreye alınan yenilenmiş yüzüyle Hizbul-Kontra yapısı saldırılarının, saldırıdaki sorumluların, saldırılara göz yuman yetkililerin dahil meselenin siyasi, hukuki, toplumsal tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amaçlarıyla derhal bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.

Eri v7 —

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
DEM Parti 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.