Asgari ücretli çalışanların yaşadıkları sorunların tespit edilerek asgari ücrete enflasyon oranına göre düzenli olarak zam yapılabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Türkiye'de ekonomik sorunlarla birlikte milyonlarca yurttaş ciddi bir yoksullaşmayla karşı karşıya kalmıştır. Siyasi iktidarın ekonomik politik tercihlerinin tetiklediği çoklu krizin etkileri geniş toplum kesimlerine kadar'yayılmıştır. Gelinen aşamada enflasyon kontrol altına alınamamış, emekçilerin alım gücü her geçen gün daha da düşmüştür. Çünkü temel gıda ürünlerine yönelik zamlar, elektrik ve doğalgaz faturaları ile başa çıkmak günden güne zorlaşmıştır. Buna mukabil çalışanlar açısından asgari ücret, temel ve yaygın bir gelir haline getirilirken asgari ücret oranı hiçbir şekilde insan onuruna yaraşır bir seviyeye getirilmemiştir. Bu sebeple asgari ücretin çalışanların maruz kaldığı ekonomik sorunlar göz önünde bulundurularak insan onuruna yaraşır bir seviyeye çıkarılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İçtüzüğün 10'üncü ve 105'inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.
"GEREKÇE
Siyasi iktidarın ekonomi politik tercihleriyle derinleşen çoklu krizlerle birlikte yoksullaşma ciddi boyutlara varmıştır. İşsizleri ve geliri olmayanları etkilemesi beklenen yoksulluk; bugün çalışan yoksulluğu ve emekli yoksulluğu olarak geniş toplum kesimlerinde hayati bir soruna dönüşmüştür. Gelinen aşamada gelir dağılımında adaletsizlik derinleşirken yüksek enflasyonla birlikte alım gücü de düşmüştür. Özellikle temel hak ve özgürlüklerin gerilediği, güvenlikçi politikaların benimsendiği ve yargı bağımsızlığının ortadan kaldırıldığı otoriterleşme sürecinde ekonomik göstergelerin de bozulduğu görülmektedir. Bu sebeple Türkiye'de enflasyondan döviz kurlarına, dış ticaret açığından ödemeler dengesine kadar birçok alanda sorunlar yaşanmaktadır.
Metnin tamamını göster (5 paragraf daha)Metni kısalt
Siyasi adımlarla üretilen ekonomik kriz, milyonlarca yurttaşın gündelik hayatını katlanılmaz derecede zorlaştırmıştır. Öyle ki çalışanlar dahi kazandıkları ücretle geçinemez bir noktaya gelmiştir. Çünkü periyodik olarak artan gıda fiyatları, derinleşen barınma sorunu, vergi adaletsizliği ve bireysel borçluluk karşısında paranın pula döndüğü bir süreç yaşanmaktadır. Bundan en çok etkilenen kesimlerin başında ise emeklerinin karşılığını alamayan milyonlarca asgari ücretli çalışanlar gelmektedir. 2023 yılı enflasyon oranı 9065 düzeyinde seyrederken gıda enflasyonu Y072"leri bulmuşken asgari ücretin 2024 yılında 17 bin 2 TL olarak belirlenmesiyle çalışan yoksulluğu derinleştirilmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Vedat Işıkhan,. hayat pahalılığını görmezden gelerek asgari ücretin 22 yılda 92 kat olduğunu belirtse de realitede, 22 yıl önce maaşıyla 7 çeyrek altın alabilen emekçilerin artık 4 çeyrek altın dahi alamaz hale getirildiği ortadadır.
Yoksulluk ve açlık sınırına yönelik araştırmalar da asgari ücretin gerektiği seviyede olmadığını ortaya koymaktadır. Türk-İş verilerine göre açlık sınırı 20 bin 431 TL, yoksulluk sınırı ise 66 bin 5593 TL seviyesine yükselmiş durumdadır. Buna göre asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki makas da genişlerken tablo kayıt dışı çalışan işçiler ile daha düşük ücretle çalışanlar için daha da kötüleşmektedir. Bununla birlikte açıklanan enflasyon verileri de yurttaşın geçim sıkıntısını ortaya koymaktadır. TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranı yıllık bazda %47,09 olurken bağımsız araştırmacılarla oluşan ENAG'a göre yıllık enflasyon %86,76 olarak açıklanmıştır. DİSK-AR da TÜİK verilerine dayanarak yaptığı hesaplamada gıda enflasyonunun emeklilere %67 oranında yansıdığını, düşük gelirli yüzde 20'lik grubun gıda enflasyonunun %67,8 ve en yoksul yüzde 20'lik gelir grubunun gıda enflasyonunun ise %86,2 olduğunu belirtmektedir.
Asgari ücretin bir istisnai gelir olmanın ötesinde temel bir gelir haline getirilmesi, çalışan yoksulluğun üretimidir. Çünkü 22 yıl önce asgari ücretle çalışanların oranı %25 civarında iken bugün çalışanların 9650"si asgari ücrete mahkum edilmiştir. Oysaki dünya ölçeğinde asgari ücret, başlangıç ödeneği olarak iş hayatına yeni başlayanlar için en düşük başlangıç ödeneğini ifade etmektedir. Bu sebeple asgari ücretle çalışan oranının düşürülmesi temel bir politik hedef olarak ortaya çıkmaktadır. Bugün asgari ücretli çalışan oranı Avrupa Birliğinde ortalama 969 seviyesindeyken Hollanda'da bu oran *63, Almanya'da "46, Hırvatistan'da 9010"dur. Bunun yanında Türkiye, asgari ücretin en düşük olduğu ülkelerin başında gelmektedir. Haftalık ortalama çalışma süresinin en yüksek olduğu Türkiye'de emekçiler en çok çalışıp da az kazanan durumundadırlar.
Bu tablo karşısında AKP iktidarının "çalışanları enflasyona ezdirmedik" söylemi propagandadan öteye geçmemiştir. Çünkü milyonlarca yurttaşın geçim sorunu ile çalışanların ücret sorunu çözülmüş değildir. Özellikle yeni yılla birlikte beklenen zamlar düşünüldüğünde ücret artışında hakkaniyet temelli yaklaşımın zorunluluğu da ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda asgari ücretin, tahmin edilen enflasyona göre belirlenmesi kabul edilemez bir yaklaşımdır. Anayasa'nın 55'inci maddesi de açıkça asgari ücretin tespitinde geçim koşulları ile ekonomik durumun göz önünde bulundurulması gerektiğini söylemektedir. Çalışanların maruz kaldığı geçim sorunu nedeniyle 2025 itibariyle asgari ücretin en az 35 bin TI.'ye çıkarılması ve senede dört kez ve o ay açıklanan en yüksek yoksulluk sınırının yarısına denk gelecek şekilde güncellenmesi gerekmektedir. Bu itibarla asgari ücretin insan onuruna yaraşır bir oranda belirlenip temel bir ücret olmaktan çıkarılmasına yönelik tedbirlerin alınması amacıyla TBMM'nin devreye girmesi elzemdir.
4 AYA 6 (Male —
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.