İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/2433 GÜNDEMDE

Kayyım atanmasının sebep olduğu olumsuzlukların araştırılarak bunların ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Meral Danış Beştaş Erzurum · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Türkiye'de son dönemlerde gelişen ve halk iradesini, halkların taleplerini baskılama yöntemi olarak gözlemlenen kayyım, tutuklama ve gözaltı operasyonlarının etkilerinin analiz edilmesi, sebep olacağı gelişmelerin tahlili, hukuk kurallarının evrildiği işbu halin yaratacağı olumsuz etkilerin ortaya çıkarılması ve olası olumsuz tesirlere dair alınacak önlemlerin belirlenmesi amacı ile Anayasa'nın 98 inci ve TBMM İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereği, Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederim. 12.02.2025

GEREKÇE

İktidarın uzun zamandır pratik ettiği ve sistematik hale getirilmiş olan gözaltı operasyonlarının halkın iradesini yansıtma biçimi olan seçme hakkının, kent hakkının, düşünce ve ifade hürriyetinin, haber alma hakkının dahil olduğu, esasen anayasal koruma altında olan haklarının yok sayılması gibi son derece tehlikeli bir duruma dönüştüğü açıktır.

Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt

Seçilmiş belediye başkanlarının gözaltına alınarak, belediyelere kayyım atanması 9 yıldır süren bir iktidar pratiği ise de, her yerel seçimde hakların kendi temsilcilerine oy verme eğilimleri değişmemektedir. Bu da halkların demokrasiye olan inançlarının ve demokrasiyi sahiplenme biçimlerinin önemli bir yansımasıdır. Anayasal hak olan seçme ve seçilme hakkının gaspına dönüşen yöntemin bir meşruiyeti olmadığı da ortadadır. Zira bir yerel yöneticinin merkezi bir kararla atanmasının ne demokrasi ile ne hukukla ilintisi vardır. Hukuki olmayan yöntemlerle oluşturulan yönetme biçimlerinin, ağır hak ihlali olduğu ulusal ve uluslararası mevzuatlarda açıkça yer almaktadır.

Diğer yandan yargı organları eliyle kurulan baskı iklimi salt seçme ve seçilme hakkı ile sınırlı kalmamış, yurttaşların bir arada yaşama kültürüne, uzlaşı kültürüne de etki eder hale gelmiştir. Halkların Demokratik Kongresi (HDK); 40'a yakın siyasi parti, vakıf, dernek ve benzeri birlikteliklerden müteşekkil, şeffaf bir çalışma yöntemini belirlemiş, demokrasi ve insan haklarını esas alarak çalışmalar yürütmekte olan bir platformdur. HDK, İçişleri Bakanlığı onayı ile kurulan siyasi parti, vakıf ve derneklerden oluşan yasal bir yapılanma biçimidir aynı zamanda. Bu bağlamda HDK yi hedefine koyan ve hak ihlallerine sebebiyet veren uygulamaların da geçerliliği bulunmamaktadır.

Son dönemde Esenyurt Belediyesi ile başlatılan "kriminalize etme" furyası ile HDK hedef alınarak, adeta bir suç unsuruna dönüştürme gayretkeşliği ile karşı karşıya olgusu ile karşı karşıyayız. Esenyurt Belediyesi ile başlatılan süreç İstanbul Barosu'nun hedef alınmasına değin uzanmış, gelinen fazda ise Kartal ve Ataşehir belediyeleri ile Üsküdar, Sancaktepe, Fatih, Tuzla, Adalar, Şişli ve Beyoğlu belediyeleri meclis üyelerinin gözaltına alındığı bir süreç yaşanmıştır. Belediyelere yönelik yaklaşım ile "Kent Uzlaşısı" adlı modelin suç unsuruna dönüştürülme çabası ortaya çıkmıştır. Oysa "Kent Uzlaşısı"; bir kenti var eden, yaşatan, sosyal dinamikleri kapsayan, gençler, kadınlar, işçiler, emekçiler, farklı inanç grupları, ekolojistler, kısacası barış içinde adil bir yaşam arzusunu içinde barındıran tüm kesimlerin iradesinin yansımasıdır. Bu irade yansımasının odak haline getirilmiş olması ile kent yönetimini belirleyici yerel seçimlerde sandığa atılan her bir oy, daha başka bir ifade ile her bir irade suça dönüştürülmektedir.

İstanbul Barosu organları da yerel yönetimler de seçimlerle oluşmaktadır. Seçim hakkının kullanılma biçiminin sorgulanması anlamına gelen gözaltı ve tutuklamalar ise topyekun tüm toplumun demokratik değerlerine saldırı niteliğinde olduğu gibi anayasanın da yok sayılması anlamını taşımaktadır.

Ortaya çıkan bu tablonun irdelenmesi ve topluma verdiği zararların ortaya çıkarılması, yine halk iradesinin bir yansıması olan Meclisin tarihi ve aynı zamanda vicdani sorumluluğundadır. Bir fikrin, bir uzlaşı biçiminin, mevcut yasal siyasi partilerden iktidar haricindeki birine oy vermenin, belediye başkanı seçmenin, baro yönetim organlarını belirlemenin, bir siyasi parti yahut dernek olarak bir platformda yer almanın suça evriltilmiş olmasının toplumsal bir kırılmanın da nedeni olduğu/olacağı rizikosu unutulmamalıdır.

Bu itibarla, demokratik haklara yönelik bir saldırı, bir tehdit niteliği taşıyan son gelişmelerin parlamento çatısı altında bir komisyon marifetiyle gündeme alınması, alınacak önlemlerin belirlenmesi ve çözüm önerilerinin dile getirilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederim. 12.02.2025

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.