Şiddet olaylarındaki artışın nedenlerinin tespit edilerek alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Şiddet olaylarında yaşanan ârtış, suç oranlarının giderek yükselmesi toplumsal barışımızı ve huzurumuzu tehdit etmekte, vatandaşlarımızın güvenliği konusunda ciddi kaygılara neden olmaktadır. Suç ve şiddet içeren hadiselerdeki bu artışta, özellikle son yıllarda ekonomik, sosyal ve kültürel yönden birçok olumsuzluğun bir arada yaşanmasının etkisi olduğu kadar, ceza infaz kanunlarında yapılan değişikler, af ve benzeri uygulamalar yoluyla işlenen suçlara karşılık verilen cezaların yetersiz kalması, toplumda adalete olan güveninin temelden sarsılmasının payı da büyüktür. Köklü devlet anlayışının omurgasını, kanunların sağlamlığı ve devletin adaletine duyulan güven oluşturur. Toplumsal barışımızı ve huzurumuzu bozan, ortak geleceğimizi tehdit eden şiddet olaylarının nedenlerinin her yönüyle araştırılması, bu konuda toplumsal bir bilinç oluşturmaya yönelik çalışmaların belirlenmesi ve kanun yoluyla gerekli caydırıcı önlemlerin alınması amacıyla Anayasa'nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105, maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.08/08/2023
GEREKÇE
Ülkemiz, neredeyse her alanda oldukça sıkıntılı bir süreçten geçmekte ve birçok olumsuz durumun birbirini tetiklediği derin krizlerle mücadele etmektedir. Son yıllarda toplumsal, ekonomik, kültürel anlamda katlanarak artan olumsuz gelişmeler son derece tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Cumhuriyetimizin temelini oluşturan medeni değerlerden, toplumsal barış ve huzuru önceleyen anlayışından hızla uzaklaşılması, ülke olarak geleceğimizi tehdit eder duruma gelmiştir. Eğitim ve kültür hayatında yaşanan gerilemeler, ekonomik sorunların insanımız üzerinde yarattığı baskı, hukuk sistemindeki yetersiz ve yanlış uygulamalar neticesinde adalet beklentisinin karşılanamaması gibi bir dizi sorun bireysel ve toplumsal düzeyde onarılması güç durumlara yol açmaktadır. Türlü sorunlarla örülü kaotik bir ortamda yaşam mücadelesi veren insanımızın bugününü ve geleceğini güvende göremiyor oluşu, şiddet olaylarında ve suç oranlarında artışa neden olmaktadır.
Metnin tamamını göster (8 paragraf daha)Metni kısalt
Adalet Bakanlığı verilerine göre suç oranlarında her yıl belirgin bir artış yaşanmaktadır. Sadece 2009-2019 yılları arasında cinayet işleyerek cezaevine giren hükümlü sayısında yüzde 532, yaralama suçu nedeniyle cezaevine giren hükümlü sayısında ise yüzde 356 oranında bir artış söz konusudur. Yine aynı verilere bakıldığında, 2022 yılında soruşturma dosyalarının 10 milyonu aştığı, şüpheli sayısının ise 12 milyonu bulduğu görülmektedir. Türk Ceza Kanunu dışındaki özel kanunlar kapsamında işlem yapılan suçlarda ilk sırayı 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçu oluşturmaktadır. Bu suçtan 2022 yılında 204 bin 813 dosyada 228 bin 733 kişi şüphelinin tespit edildiği ve karara bağlanan 68 bin davada 35 bin 295 kişinin mahkum edildiği bilinmektedir. Açılan soruşturma dosyaları arasında en çok hırsızlık, yağma, mala zarar verme gibi mal varlığına karşı işlenen suçlardan 5 milyon 846 bin kişi şüpheli olarak kayıtlara geçmiştir. Tehdit ve şantaj suçlarını içeren hürriyete karşı suçlardan ise 2 milyon 355 bin kişi hakkında şüpheli işlemi yapılırken, yaralama, eziyet benzeri vücut dokunulmazlığına karşı suçlarda bir milyon 925 bin kişi şüpheli olarak tespit edilmiştir. Ceza mahkemelerinde geçtiğimiz yıl karara çıkan 2 milyon 10 bin dosyada 715 bin 800 kişi hüküm giymiştir. İcra ve iflas dairelerinde 2015'de 24 milyon 533 bin olan icra dosyası dosya sayısı 2022 senesinde 33 milyon 276 bine yükselmiştir. Avrupa Konseyi'nin 2022 senesinde hazırladığı Ceza İstatistiklerine göre her 100 bin kişiden 355'inin cezaevlerinde olduğu Türkiye, Avrupa Konseyi ülkeleri arasında en çok mahkumun olduğu ülke konumundadır.
İşlenen suç ve suça karışan kişilerin eğitim durumu ilişkisi incelendiğinde, en çok suç işlenme oranının ilköğretim ve ortaokul ve dengi meslek okulu bitirmiş erkeklerde yoğunlaşmış olduğu görülmektedir. Hükümlülerin yüzde 31,4'ünün ortaokul ve dengi meslek okulu mezunu olduğu anlaşılmakla birlikte, işlenen suçların eğitim düzeylerine göre dağılımına baktığımızda ise öldürme, cinsel suçlar, yaralama suçlarını işleyenlerin çoğunluğu sırasıyla lise ve dengi meslek okulu mezunları yüzde 29,2, ortaokul ve dengi meslek okulu mezunları yüzde 31,7 ve son olarak ilköğretim mezunları yüzde 18,7 olarak görülmektedir. Hırsızlığa en çok başvuranların ise %30,2 oranı ile okuma yazma bilen ancak okul bitirmeyenler olduğu görülmektedir.
Rakamlardan da anlaşılacağı üzere ülkemizde suç oranlarında ciddi bir artış söz konusudur. Eğitim kalitesindeki düşüş, hukuk kriterlerinde yaşanan deformasyon, mafya ve çete oluşumlarının yaygınlaşması, hukuka aykırı infaz indirimleriyle cezaların caydırıcılığının ortadan kalkması, ekonomik krizin getirdiği bozulma, kendi öz değerlerimizden uzaklaşma sonucu yaşanan manevi ve ahlaki gerileme, uyuşturucu ve madde kullanımıyla mücadelede yetersiz kalınması, hükümet ve devlet yetkililerinin dozunu her geçen gün artırarak kullandığı ayrıştırıcı, aşağılayıcı, şiddeti meşru gören nefret dili, adalete olan güvenin azalmasına paralel olarak bireylerin kendi adaletlerini arama eğilimi, bireysel silahlanmada artış, göçlerle birlikte ortaya çıkan kültürel uyumsuzluklar, medyada ve toplumda şiddeti koruyup sahip çıkan ve meşru gören bir anlayışın hızla yaygınlaşması ve daha birçok etkenin rol oynadığı bu vahim tabloda en büyük pay sahibinin siyasi iradeyi elinde tutan iktidarın ve uyguladığı son derece yanlış politikaların olduğu gerçeği unutulmamalıdır.
Köklü bir devletin temelini kanunların sağlamlığı oluşturur. Vatandaşın devlete olan güveni etkin bir hukuk sistemiyle tesis edilen adaletle doğru orantılıdır. Devlet, bir eylemi suç sayıp karşılığında yaptırım uygulamakta ve uygulayacağı yaptırımın tür ve ağırlığını belirlemekte takdir yetkisine sahiptir. Devletin bu yetkisini kullanırken dikkate aldığı kriter, toplumsal yararın bulunmasıdır. İster devlete karşı ister bireye karşı işlenmiş olsun, tüm suçlar sonuç olarak topluma karşı işlenir. Sık sık değiştirilen ceza kanunları, yap boza çevrilen ceza infaz sistemi, adalet beklentisini yaralayan af ve ceza indirimleri gibi uygulamalar vatandaşımızın devlete olan güvenini zedelemekte üstelik cezaların caydırıcılığını ortadan kaldırarak adeta suça teşvik etmektedir. Yapılan araştırmalar hükümlülerin hapiste bulunma süreleri içinde topluma kazandırılacakları bir süreçten geçmediklerini ve birçoğunun hapisten çıktıktan sonra başka suçlar işlediklerini göstermektedir. e Suçların oluşumunda bireysel/psikolojik nedenlerin yadsınması mümkün olmamakla birlikte, işlenen suçları oluşturan nedenlerin büyük bölümü toplumsal ilişki ve koşulların sağlıksızlığıdır. Bu koşulların sorumluluğu devlete ve doğru politikalar oluşturulması gereken siyasi iradeye aittir. Devletin en önemli görevi vatandaşını huzurlu ve güvende hissettirmektir.
Yaratılan bu şiddet iklimi ve artan suç oranları nedeniyle tedirginlik yaşayan insanımızın psikolojisi bozulmakta, her geçen gün ülkesine olan inancı ve güveni azalmaktadır. Ekonomik sorunların yol açtığı suçlardan son yıllarda hâkim olan nefret diline, eğitim kalitesindeki düşüşten hukuk sisteminde yaşanan bozulmaya kadar büyük oranda uyguladığı politikaların bir sonucu olarak karşımıza çıkan bu vahim tabloya karşılık siyasi iktidar maalesef bir çözüm iradesi gösterememektedir.
Yaşanan tüm bu olumsuz durumlardan hareketle şiddet olayları ve suç oranlarındaki artışın detaylıca incelenerek nedenlerinin tespit edilmesi, çözümlerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacı ile Anayasa'nın 98. Maddesi ve TBMM İç Tüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri uyarınca, Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
İSİM - SOYİSİM
BÖLGE
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.