İşçilerin sendikal hakları ve faaliyetleri ile ücret ve çalışma koşulları konularında yaşadıkları sorunların tespit edilerek bu sorunlara çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Evrensel ve Anayasal bir hak olan sendikalaşma hakkı Türkiye'de bir yandan 6356 sayılı Kanundaki anti demokratik hükümler bir yandan da işverenlerin keyfi tutumları nedeniyle engellenmeye devam ediyor. İş güvencesi hükümlerinin yetersiz olması nedeniyle sendikalara üye olan işçiler baskı ve işten çıkarma uygulamalarıyla karşı karşıya kalıyor. Sendikalaşabilen işçiler de toplu iş sözleşmesi hakkını kullanamıyor. Toplu iş sözleşmesi hakkı kanuni ve fiili engellerle kullanılamaz hale getirilmiş durumda. Bugün ülkenin birçok yerinde işçiler sendikal haklarının yanı sıra insan onuruna yaraşır bir ücret ve çalışma koşulları için mücadele etmeye devam ediyor. İşçilerin sendikal hakları ve faaliyetleri, ücret ve çalışma koşulları önündeki hak ihlallerinin ve sorunlarının ortaya çıkarılması ve bunların çözüm yöntemlerinin tespit edilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddelerine göre Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.
GEREKÇE
Toplu olarak kullanılmasından dolayı kolektif sosyal haklar arasında yer alan sendika hakkı; bir devlete sosyal niteliğini veren demokratik haklar arasında önemli bir yer tutmaktadır. 19. yüzyılda geniş işçi kitlelerinin haklarını topluca koruyabilmek amacıyla örgütlenmesi sonucunda ortaya çıkan sendika hakkı, günümüzde çağdaş demokratik devletin vazgeçilmez unsurlarından biri olmuştur.
Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt
Türkiye'de 1963 yılında yürürlüğe giren 274 sayılı Sendikalar Kanununda, sendikaların kurulmasında ve üyelikte serbestlik ve ihtiyarilik ilkeleri güvence altına alınmış; 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda ise; toplu iş sözleşmesi, grev hakkı ve toplu iş uyuşmazlıklarının çözüm yolları ilk kez düzenlenmiştir.
Ancak, 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile birlikte Türkiye'de işçi sınıfının mücadelesinin bastırılması ve sendika ile konfederasyonların kapatılmasıyla başlayan süreçte sendika sayıları azaltılmış ve sendikalar merkezileştirilmiş; çıkarılan 2822 sayılı 1983 tarihli Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile menfaat grevleri haricindeki tüm grev türleri yasa dışı hale getirilmiş, işçi sınıfının eylemlilikleri, güçsüzleştirilmiştir. ILO normlarına uyum sağlamak amacıyla, 2821 ve 2822 sayılı Kanunlarda 1995, 1997, 2002, 2003, 2005, 2007 yıllarında tedrici değişikliklere gidilmiştir. Ayrıca, bu Kanunlarla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması konusunda, işçi ve işveren konfederasyonları arasında 26/06/2001 tarihinde bir protokol imzalanmıştır. On yılı aşkın süren birçok taslak ve tasarı çalışmaları, sayılı "Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu" ile sonuçlandırılmıştır. Günümüzde ise 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, anayasal ve uluslararası bir insan hakkı olarak sendika üyesi olma hakkının kullanımının önüne geçmektedir.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı dönemi ise işçi ve emekçi hakları açısından çok büyük geriye gidişlerin olduğu bir dönemdir. İktidara geldiği günden bugüne kadar emek değil sermaye yanlısı bir politika izleyen AKP döneminde, asgari ücret ortalama ücret haline gelmiş, sermayeye sürekli vergi afları imtiyazları çıkarken işçilerden ve çalışanlardan daha fazla vergi alınmış, sendikalaşma oranlarında ciddi bir düşüş yaşanmış, grev ertelemeler fiili grev yasaklarına dönüştürülmüş böylece işçilerin grev hakkı yok edilmiş, işsizlik sigortası fonu işveren fonuna dönüştürülmüş, iş cinayetlerinde çok büyük artış yaşanmış, kıdem tazminatları erimiş, esnek, güvencesiz ve kayıt dışı çalışma, taşeronlaşma artmıştır.
İktidarın hak kayıplarına dönük bu politikalarına karşı, bugün ülkenin birçok yerinde işçiler sendikal haklarının yanı sıra insan onuruna yaraşır bir ücret ve çalışma koşulları için
• mücadele etmeye devam etmektedir. Antep'te tekstil işçilerinin örgütlendiği Birleşik Tekstil, Deri ve Deri İşçileri Sendikası'nın (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, işçilerin hak arama mücadelesinde yanlarında olduğu için 16 Şubat 2025 tarihinden beri tutuklu. Abalıoğlu Grubuna ait Lezita'da, işverenin toplu sözleşme masasına oturmaması üzerine işçilerin başlattığı grev 1 yıldır devam ediyor. İzmir Kemalpaşa'da faaliyet gösteren Temel Conta fabrikasında işçiler, fabrika yönetiminin sendika yetkisini tanımaması üzerine başlattığı grev 10 Aralık 2024'ten beri devam ediyor. İzmir'de bulunan Kanan menşeili Telus Digital'de sendikalaştığı gerekçesiyle işte çıkarıldığını aktaran Hasan Hüseyin Yavuz'un hak arama mücadelesi 7 Ocak 2025 tarihinden beri devam etmektedir. Kocaeli Kartepe'de bulunan Tezcan Galvaniz'de toplu sözleşme görüşmelerinde Özçelik-İş üyesi işçilerin %80 zam talebine karşı işverenin %8 zam teklifi üzerine işçilerin başlattığı grev 11 Mart 2025 tarihinden beri devam etmektedir. Kuzey Star Tersanesi işçilerinin ödenmeyen maaşları ve gasp edilmek istenen tazminatları için Limter-İş Sendikası öncülüğünde başlattıkları hak arama mücadelesi 6 Mart 2025 tarihinden beri devam etmektedir. Bursa'da, Yapı Yol İş Sendikası üyesi inşaat işçilerinin Mehmet Fatih Akın'a ait villa inşaatında çalıştıkları halde maaşlarını alamadıkları için başlattıkları hak arama mücadelesi 25 Şubat 2025 tarihinden beri devam etmektedir.
Bu gerçeklerden hareketle işçilerin özgürce sendikal örgütlenme ve faaliyet çalışmaları, çalışma koşulları ve ücretlerin iyileştirilmesi başta olmak üzere yaşadıkları hak ihlallerine etkin çözümlerin tespit edilmesi ve bunların uygulanması noktasında öncüllük etmek amacıyla bir araştırma komisyonu kurulması elzemdir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.