İstanbul'un Sancaktepe ilçesindeki bir özel hastanede yaşandığı iddia edilen onamsız erken doğum uygulamaları başta olmak üzere sağlık sisteminde yaşanan sorunların tüm yönleriyle tespit edilerek alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)"Yenidoğan çetesi" ve neden olduğu toplumsal trajedinin etkileri atlatılmadan ortaya çıkan İstanbul'un Sancaktepe ilçesindeki bir özel hastanede yaklaşık on yıl boyunca kadınların bilgisi ve onayı dışında doğum başlatıcı ilaçlarla erken doğuma zorlandığı, bebeklerin doğum sonrası yoğun bakıma alındığı ve bu süreçte bazı bebeklerin kalıcı sağlık sorunları yaşadığına iddiaları kamuoyunda infiale neden olmuştur. Bu iki olay dahi sağlık siteminin içinde bulunduğu yapısal krizleri ortaya koymakta, sağlıkta dönüşüm politikaları ile neoliberal sağlık anlayışının toplum yaşamını doğrudan riske ettiği vahşi bir durumun ortaya çıkmasına neden olduğu açıktır. Dolayısı ile sağlık sisteminde yaşanan çöküşün ardındaki siyasal, idari ve ekonomik nedenlerin ortaya çıkarılması ve bu sistemin yerine yaşamı ve eşitliği esas alan kamucu bir sağlık politikası geliştirilmesi amacıyla Anayasanın 98'inci, Meclis İçtüzüğünün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir araştırma açılmasını arz ve teklif ederiz.
GEREKÇE
Türkiye'de son yıllarda sağlık alanında yaşanan gelişmeler, sağlık sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmayan ve insan yaşamı açısından son derece ağır sonuçlar doğuran bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Kamuoyuna yansıyan ve "Yenidoğan Çetesi" olarak adlandırılan bazı özel hastanelerde bebeklerin tıbbi gereklilik olmaksızın yoğun bakıma alındığı, bu süreçte bebeklerin yaşamlarının tehlikeye atıldığı ve bu uygulamaların SGK geri ödeme sistemine dayalı mali çıkar amaçlı gerçekleştirildiği yönündeki iddialar, toplumda ciddi bir infial yaratmıştır.
Metnin tamamını göster (4 paragraf daha)Metni kısalt
Henüz bu olaylar tam olarak aydınlatılmamışken, İstanbul'un Sancaktepe ilçesindeki bir özel hastanede yaklaşık on yıl boyunca kadınların bilgisi ve onayı dışında doğum başlatıcı ilaçlarla erken doğuma zorlandığı, bebeklerin doğum sonrası yoğun bakıma alındığı ve bu süreçte bazı bebeklerin kalıcı sağlık sorunları yaşadığına dair yeni bir skandal ortaya çıkmıştır. Bahse konu olayda, erken doğum oranlarının yüksekliği ile SGK ödemeleri üzerinden sağlanan mali kazançlar arasında doğrudan ilişki olduğu yönündeki iddialar, sağlık sistemine yönelik kamusal güveni derinden sarsmıştır.
Bu iki olay arasındaki benzerlik, yalnızca yöntemsel değil, sistemsel niteliktedir. Her iki durumda da en temel hak olan yaşam hakkı, sağlık hizmeti sunumunun ticari mantıkla şekillendirilmesi sonucu ihlal edilmiştir. Sağlık alanının özelleştirilmesi ve piyasalaştırılmasıyla birlikte, hastalar "birey" olmaktan çıkarılmış; "müşteri" haline getirilmiş, sağlık hizmeti ise kamusal bir hak değil, alınıp satılabilen bir meta olarak ele alınmaya başlanmıştır.
Uygulanan neoliberal sağlık politikaları, sağlık çalışanlarını performansa dayalı baskılarla daha fazla işlem yapmaya zorlamakta; sağlık kurumlarını ise kar odaklı çalışmaya itmektedir. Kadınların doğurganlık süreçlerine rızaları dışında müdahale edilmesi, yalnızca etik değil, aynı zamanda hukuki açıdan da ağır bir ihlaldir. Bebeklerin yaşam hakkının, doğum öncesi ve sonrası uygulamalarda mali çıkarlar uğruna tehlikeye atılması ise, kabul edilemez bir insan hakları sorunudur.
Sağlık bir haktır ve bu hak piyasa kurallarına ve özel sektör mantığına teslim edilemez. Kadınların kendi bedenleri üzerindeki söz ve karar hakkını elinden alan, çocukların yaşam hakkını yok sayan bu anlayış sağlık alanındaki yapısal sorunların tezahürüdür. Sancaktepe'deki erken doğum uygulamaları ve daha önce yaşanan Yeni doğan yoğun bakım vakaları göstermektedir kı, sağlık sistemi, insan yaşamını esas alan kamusal bir anlayışla değil; maliyet-etkinlik, gelir üretimi ve performans ölçütlerine göre kurgulanmıştır. Bu sistemin sorumluluğu yalnızca bireysel sağlık çalışanlarına ya da hastane yöneticilerine yüklenemez. Asıl sorumluluk, bu modeli inşa eden, sürdüren ve denetlemekten kaçınan siyasi iktidardadır. Bu nedenle, kamu kaynaklarının amacı dışında kullanılması, kadın ve çocuk sağlığının ticarileştirilmesi, sağlık hizmetlerinde rıza ve etik ilkelerin ihlal edilmesi gibi konuların derinlemesine incelenmesi; sağlık sisteminde yaşanan çöküşün ardındaki siyasal, idari ve ekonomik nedenlerin ortaya çıkarılması, olayın tüm yönleriyle araştırılması, benzeri vakaların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi ve özel hastanelerin doğum uygulamaları üzerindeki kamu denetiminin güçlendirilmesi, bu sistemin yerine yaşamı ve eşitliği esas alan toplumcu bir sağlık politikası geliştirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması elzemdir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.