Türkiye Taşkömürü Kurumuna bağlı bazı madenlerde yürütülen iş sağlığı ve güvenliği teftişlerine ara verilmesine yönelik 16 Mayıs 2025 tarihinde alınan kararın nedenlerinin ve etkilerinin tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Türkiye Taşkömürü Kurumu'na bağlı yeraltı kömür madenlerinde 2025 yılı mayıs ayında yürütülen iş sağlığı ve güvenliği teftişlerinin durdurulması sonucunda denetim mekanizmasının işlevini yitirmesi nedeniyle ortaya çıkan hayati risklerin araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, Meclis İçtüzüğünün 104 üncü 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. di Detuna Ayghon Borut K: Meras NV. olum
GEREKÇE Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2025 yılı Teftiş Programı kapsamında, LUZS yılı Mayıs ayında Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü'ne bağlı Üzülmez, Karadon, Kozlu ve Armutçuk Müessese Müdürlüklerinde "Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Programlı Teftişi' başlatılmıştır.
Söz konusu teftişlerde görevli iş müfettişleri tarafından yapılan incelemelerde; yeraltı kömür işletmelerinde hayati öneme sahip olan havalandırma, su ve insan nakli için kullanılan sistemlerin otomatik olarak devreye girecek ikinci bir enerji kaynağının bulunmadığı, yeraltı işletmesinin havalandırılmasını sağlayan ana aspiratörün ikinci bir enerji kaynağına sahip olmadığı, dizel yakıtla çalışan yedek aspiratörün alternatif bir enerji kaynağının bulunmadığı, tali fanların yedeklerinin ve ikinci enerji kaynaklarının mevcut olmadığı, ayrıca su tahliyesini sağlayan tulumbalar ile dizel aspiratör ve fanların patlayıcı ortamlarda kullanılmaya uygun olmadığı ve ATEX sertifikalarının bulunmadığı gibi hayati öneme haiz bulguların tespit edildiği ifade edilmektedir. Bu tespitler 17.12.2025 tarihli Sözcü Gazetesi'nde yayımlanan haberle kamuoyuna da yansımıştır. Anılan tespitlerin, "İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik" Ek-l'in 1/a ve 1/c maddeleri kapsamında acil durdurma gerektiren durumlar olduğu ifade edilmektedir. Açık ve yakın hayati tehlike oluşturan bu durumlar nedeniyle Kozlu, Karadon ve Üzülmez Müessese Müdürlüklerinde inceleme yapan müfettişler tarafından söz konusu işyerlerinde faaliyetin durdurulması gerektiğinin işverene bildirildiği, Üzülmez, Kozlu ve Karadon Müessese Müdürlüklerinde acilen işin durdurulmasına yönelik olarak ilgili kaymakamlıklara "İdari Tedbir Raporları"nın teslim edildiği öne sürülmüştür. Bu gelişmelerin ardından Türkiye Taşkömürü Kurumu yetkilileri tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın bilgilendirildiği, sonrasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Prof. Dr. Vedat Işıkhan'ın talimatıyla Rehberlik ve Teftiş Başkanı Bekir Aktürk'ün sürece dahil olduğu, müfettişlere işin durdurulmasına ilişkin kararlarından vazgeçmeleri yönünde baskı uygulandığı yönünde ciddi iddialar kamuoyuna yansımıştır.
Metnin tamamını göster (13 paragraf daha)Metni kısalt
Müfettişlerin mesleki sorumlulukları gereği bu baskıya rağmen tespitlerinde ısrar ettikleri, Üzülmez ve Karadon müesseselerine ilişkin işin durdurulmasına dair idari tedbir raporlarının kaymakamlıklara teslim edildiği, ancak bu aşamadan sonra 16.05.2025 tarih ve 660-488913 sayılı yazı ile Zonguldak ilinde yürütülen tüm programlı maden teftişlerine ara verilmesine yönelik merkezden baskı geldiği söylenmektedir. Söz konusu yazıda, mevzuat hükümlerinin yorumlanması ve uygulanmasında farklılıklar bulunduğu gerekçe gösterilerek; bu farklılıkların giderilmesine yönelik çalışmalar tamamlanıncaya kadar Zonguldak ilindeki yeraltı kömür madenlerinde herhangi bir iş ve işlem tesis edilmemesinin uygun görüldüğü bildirilmiştir.
Bu gerekçenin mevzuata uygunluğu tartışmalıdır. Aynı yorum ve uygulama fışkıinakiarınln Türkiye genelinde yürütülen tüm yeraltı kömür madeni teftişleri açısından da geçerli olmaşı gerekirken yalnızca Zonguldak iliyle sınırlı bir uygulamaya gidilmesi, denetim sürecinin eşitlik ve nesnellik, ilkeleriyle bağdaşmadığı yönünde ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
3 ÇEP A 2 1923 /2 CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanvekili Nitekim Kasım ayında Zonguldak ilinde Türkiye Taşkömürü Kurumu dışındaki özel maden ocaklarının teftiş programına alınmış olması da, ileri sürülen gerekçelerin kendi içinde tutarlılık taşımadığını göstermektedir. Aynı mevzuat hükümleri ve aynı riskler söz konusu iken yalnızca TTK'ya bağlı ocaklarda teftişlerin durdurulması, denetim mekanizmasının fiilen askıya alındığı yönündeki iddiaları güçlendirmektedir.
Bu uygulama sonucunda, yalnızca TTK'ya bağlı ocaklarda sınırlı kalmayan, tüm maden sektöründe ve hatta diğer sektörlerde de denetim mekanizmasının işlevsiz hale geleceği, iş müfettişlerinin mesleki bağımsızlığının ortadan kaldırıldığı, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin siyasi ve idari kaygılara feda edildiği yönünde son derece ağır iddialar ortaya çıkmıştır.
Ülkemizin madencilik tarihi göz göre göre işlenen iş cinayetleriyle doldur. Zonguldak havzasında ve Türkiye genelinde yaşanan maden faciaları, denetimsizliğin ve zamanında alınmayan önlemlerin bedelinin nasıl can kayıplarıyla ödendiğini açık biçimde göstermiştir. Soma, Amasra, Ermenek ve benzeri faciaların ardından yapılan tüm değerlendirmelerde risklerin önceden bilindiği, raporlandığı ve gerekli tedbirlerin uygulanmadığı gerçeği ortaya çıkmıştır. Bugün Zonguldak TTK ocaklarında yaşananlar, bu acı tecrübelerden yeterli ders çıkarılmadığını göstermektedir. Bu ocaklarda bugün ya da yakın gelecekte meydana gelebilecek bir grizu patlaması veya büyük iş kazasında sorumluluğun müfettişlere, teknik personele ya da alt kademelere yüklenmesi kabul edilemez bir yaklaşım olacaktır. Denetimi fiilen durduran, müfettişleri sahadan çeken ve hayati riskleri görmezden gelen siyasi ve idari iradenin sorumluluğu açık biçimde ortadadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu ILO'nun 81 sayılı Sözleşmesi uyarınca iş müfettişlerinin düzenlediği raporlar idari ve siyasi baskılardan bağımsızdır ve bu raporların uygulanması için ayrıca bir makam onayına ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu çerçevede, müfettiş raporlarına yönelik her türlü müdahalenin hem ulusal mevzuata hem de uluslararası yükümlülüklere aykırılık teşkil ettiği açıktır.
Bu süreçte kamuoyunun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin cevaplarını beklediği hususlar bulunmaktadır. Bu kapsamda; 2025 yılı Mayıs ayında Türkiye Taşkömürü Kurumu'na bağlı Üzülmez, Karadon, Kozlu ve Armutçuk Müessese Müdürlüklerinde "Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Programlı Teftişi'ne başlanıp başlanmadığı; bu teftişlerde havalandırma, su ve insan nakli sistemlerine, ana ve yedek aspiratörlere, tali fanlara ve ATEX sertifikalarına ilişkin tespitlerin yapılıp yapılmadığı; bu tespitlerin "İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik" kapsamında acil durdurma maddesi sayılıp sayılmadığı; müfettişler tarafından tutanak ve idari tedbir raporlarının düzenlenerek kaymakamlıklara teslim edilip edilmediği; 16.05.2025 tarih ve 660-488913 sayılı yazının hangi hukuki dayanakla, kim tarafından ve hangi paralarla düzenlendiği; yazıda belirtilen geri bildirimlerin hangi kurum ve işverenlerden alındığı; müfettiş raporlarının Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından incelenip incelenmediği; mevzuat yorumuna ilişkin değerlendirmenin hangi yetkili heyet tarafından yapıldığı; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından sözlü veya yazılı bir talimat verilip verilmediği; Zonguldak ili dışında yer alan madenlerde teftişlerin sürdürülüp sürdürülmediği; yarım kalan teftişler nedeniyle yapılan harcamaların nasıl karşılandığı; kamu zararının oluşup oluşmadığı ve olası bir faciada sorumluluğun kimler tarafından üstlenileceği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanvekili Bu nedenlerle; 2025 yılı Mayıs ayında Türkiye Taşkömürü Kurumu'na bağlı maden işyerlerinde başlatılan iş sağlığı ve güvenliği teftişlerinin hangi gerekçelerle durdurulduğunun, müfettişlerin tespitlerinin içeriğinin, verilen yazılı talimatların hukuki dayanaklarının, idari ve siyasi sorumluluk zincirinin, denetimlerin durdurulmasının işçi sağlığı ve güvenliği üzerindeki etkilerinin, kamu zararının oluşup oluşmadığının ve olası bir faciada sorumluluğun kimlere ait olacağının tüm yönleriyle ortaya konulması amacıyla bir Meclis Araştırması açılması zorunlu hale gelmiştir.
Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanvekili ÖZET Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2025 yılı Teftiş Programı kapsamında, 2025 yılı Mayıs ayında Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü'ne bağlı Üzülmez, Karadon, Kozlu ve Armutçuk Müessese Müdürlüklerinde "Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Programlı Teftişi" başlatıldığı bilinmektedir. Bu teftişler sırasında görevli iş müfettişleri tarafından yapılan incelemelerde; yeraltı kömür işletmelerinde hayati öneme sahip son derece ciddi bulgulara ulaşıldığı ileri sürülmektedir. Bu tespitler basın yoluyla kamuoyuna da yansımıştır.
Anılan bulguların, "İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik" kapsamında acil durdurma gerektiren açık ve yakın hayati tehlike halleri olduğu belirtilmekte; bu nedenle Kozlu, Karadon ve Üzülmez Müessese Müdürlüklerinde faaliyetin durdurulması talebinin işverene bildirildiği, idari tedbir raporlarının da ilgili kaymakamlıklara teslim edildiği iddia edilmektedir.
Bu sürecin ardından Türkiye Taşkömürü Kurumu yetkililerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nı bilgilendirdiği, devamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın talimatıyla Rehberlik ve Teftiş Başkanı'nın sürece dahil olduğu ve müfettişlere işin durdurulmasına ilişkin kararlarından vazgeçmeleri yönünde baskı uygulandığı yönünde ciddi iddialar ortaya atılmıştır. Müfettişlerin tespitlerinde ısrar etmeleri üzerine, 16.05.2025 tarihli yazı ile Zonguldak ilinde yürütülen tüm programlı maden teftişlerine ara verilmesine karar verildiği, bu kararın mevzuat hükümlerinin yorumlanmasında farklılık bulunduğu gerekçesine dayandırıldığı belirtilmektedir.
Türkiye'nin madencilik geçmişi, denetimsizlik ve ihmallerin ağır bedellerinin iş cinayetleriyle ödendiğini defalarca göstermiştir. Bugün TTK ocaklarında yaşananlar, bu acı tecrübelerden yeterli ders çıkarılmadığı yönündeki endişeleri artırmaktadır. Olası bir grizu patlaması veya büyük iş kazasında sorumluluğun müfettişlere ya da alt kademelere yöneltilmesi kabul edilemez olup, denetimi fiilen durduran siyasi ve idari iradenin sorumluluğu açıktır. Ayrıca Türkiye'nin taraf olduğu ILO'nun 81 sayılı Sözleşmesi uyarınca iş müfettişi raporlarının idari ve siyasi baskılardan bağımsız olması gerektiği de göz ardı edilemeyecek bir hukuki çerçeve sunmaktadır.
Bu nedenlerle; 2025 yılı Mayıs ayında Türkiye Taşkömürü Kurumu'na bağlı maden işyerlerinde başlatılan iş sağlığı ve güvenliği teftişlerinin hangi gerekçelerle durdurulduğunun, müfettişlerin tespitlerinin içeriğinin, verilen yazılı talimatların hukuki dayanaklarının, idari ve siyasi sorumluluk zincirinin, denetimlerin durdurulmasının işçi sağlığı ve güvenliği üzerindeki etkilerinin, kamu zararının oluşup oluşmadığının ve olası bir faciada sorumluluğun kimlere ait olacağının tüm yönleriyle ortaya konulması amacıyla bir Meclis Araştırması açılması zorunlu hale gelmiştir.
CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Kadın Erkek Fusat Eşitliği Komisyonu Başkanvekili 1574
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.