TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarının araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)TÜİK tarafından kamuoyuna duyurulan enflasyon verileri esas alınarak belirlenen asgari ücretli, emekli ve memur maaş zamları toplumsal gerçeklikten uzaklaşmış durumdadır. Asgari ücret ve emekli maaşlarının açlık sınırlarının altında kalması halkın önemli bir bölümünü mutlak açlık koşullarına sürüklemektedir. Kamu emekçilerinin yüzde 95'ten fazlasının yoksulluk sınırının altında maaş alması da kalıcı yoksullaşma riskini ve yoksulluğun kuşaklar arası aktarımı riskini arttırmaktadır. TÜİK'in açıkladığı enflasyon verilerinin halkın çoğunluğunun gerçekliğine yaklaştırılması, asgari ücretli, memur ve emeklilerin enflasyona, açlığa ve yoksulluğa karşı korunması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İçtüzüğün 104'üncü ve 105'inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.
GEREKÇE
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı Aralık ayı ve yıllık enflasyon verileri, ülkede emeğiyle geçinen milyonların günlük yaşamda karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı ile ciddi bir uyumsuzluk göstermektedir. TÜİK tarafından açıklanan yıllık enflasyon oranı yaklaşık yüzde 30,89 düzeyinde kalırken, bu veriler memur, emekli ve asgari ücretli maaş artışlarının belirlenmesinde temel alınmış; böylece ücret artışları, gerçek yaşam maliyetlerinin çok altında bırakılmıştır. 2025 yılında asgari ücretlilere Temmuz zammının yapılmamış olması, kamu emekçilerinin enflasyon farkının eksik hesaplanması, açlık ve yoksulluk sınırlarındaki yükselişin çok daha fazla olması derin bir yoksullaşmaya neden olmuştur.
Metnin tamamını göster (4 paragraf daha)Metni kısalt
Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) gibi kurumların açıkladığı enflasyon oranları ise TÜİK verilerinin oldukça üzerinde seyretmekte, yurttaşların çarşıda, pazarda, mutfakta ve barınma giderlerinde yaşadığı fiyat artışlarını daha gerçekçi biçimde yansıtmaktadır. Buna karşın, iktidar politikaları TÜİK'in kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan hesaplama yöntemlerini esas almakta; özellikle dar gelirli, emekli, sabit ücretli, asgari ücretli, işsiz ve gelirsiz kesimlerin hissettiği enflasyon görünmez kılınmaktadır. Emek ve meslek örgütleriyle, sendikalar tarafından yapılan değerlendirmelerde, 2025 yılının asgari ücretlisinden emeklisine, işçisinden kamu emekçisine kadar geniş toplum kesimleri açısından adeta bir "yoksullaşma yılı" olduğu vurgulanmıştır. Açıklamalarda, "çarşıda ve pazarda yaşanan gerçek enflasyonun resmi verilere yansımadığı, maaş artışlarının sahte ve gerçeği yansıtmayan enflasyon oranlarıyla sınırlandırıldığı" ifade edilmiştir. Bu durumun, emeğiyle geçinen milyonları her geçen gün daha fazla yoksullaştırdığı açıkça ortaya konulmuştur.
2026 yılı için asgari ücretin net 28.075 TL olarak belirlenmesi, resmi enflasyon oranlarının dahi altında kalmış; asgari ücret açlık sınırının altında tutulmuştur. Aynı şekilde memur ve emeklilere öngörülen yüzde 20 bandındaki artışlar, kira, gıda, ulaşım ve sağlık harcamalarındaki artışlar karşısında daha yılın ilk aylarında erime riski taşımaktadır. Sabit gelirli kesimler açısından son on yılda yaşanan reel ücret kaybı derinleşmiştir. Yine son iki yılda kamu emekçilerinin maaşlarının ciddi oranda değer kaybettiği bilinmelidir.
Öte yandan gelir vergisi uygulamaları, dolaylı vergiler ve kira artışları yoluyla yoksulluk kalıcı hale gelirken; bütçe kaynaklarının önemli bir bölümü faiz ödemelerine, sermaye teşviklerine ve hazine garantilerine aktarılmaktadır. Bu tablo, ücret politikaları ile bütçe öncelikleri arasındaki adaletsizliği daha da görünür kılmaktadır. 2026 bütçesinde de bu eğilimin sürmüş olması sonraki yıllarda yoksullaşmanın derinleşeceğini göstermektedir.
Tüm bu nedenlerle; TÜİK'in enflasyon hesaplama yöntemlerinin, resmi veriler ile gerçek yaşam maliyeti arasındaki farkın, asgari ücret ile memur ve emekli maaşlarının alım gücüne etkilerinin, bütçe politikalarının gelir dağılımı üzerindeki sonuçlarının ve yoksullaşmayı önlemeye yönelik alınması gereken ilave ekonomik ve sosyal tedbirlerin belirlenmesi ivedilikle araştırılması gereken toplumsal başlıklardır. 2026 yılında asgari ücretlileri, emeklileri ve sabit ücretlileri enflasyona karşı korumak, yoksulluğu önlemek ve halkın çoğunluğunu gerçek durumunu kapsayan enflasyon hesaplama yöntemlerini belirlemek amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İçtüzüğün 104'üncü ve 105'inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.