Suriye'nin Halep şehrinde yaşanan olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Halep'in Şexmeqsûd, Eşrefiye ve Beni Zed mahallelerinde Aralık ayının son günlerinden itibaren sivilleri doğrudan hedef alan, kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu ağır can kayıplarına, zorla yerinden etmeye, kaçırma ve kayıp vakalarına yol açan saldırıların; uluslararası insancıl hukuk, insan hakları sözleşmeleri ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası yükümlülükler bağlamında tüm yönleriyle aydınlatılması, söz konusu ihlallerde silahlı yapıların rolünün, Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi, askeri ve istihbari kurumlarının bilgi, yetki ve sorumluluk alanlarının açıklığa kavuşturulması, sivillerin korunmasına yönelik etkili ve önleyici tedbirlerin belirlenmesi, çatışmaların etnik temelde derinleşmesinin önlenmesi ve barışçıl çözüm olanaklarının güçlendirilmesi amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ve bu hususta Anayasa'nın 98'inci İçtüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.
GEREKÇE
Suriye'nin Halep kentinde, Kürtlerin ve Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı Şexmeqsud, Eşrefiye ve Beni Zed mahallelerine yönelik saldırılar, Aralık ayının son günlerinden itibaren başlamış; özelikle 30 Aralık tarihinden sonra sistematik, yaygın ve ağır sonuçlar doğuran bir nitelik kazanmıştır. Uzun süredir görece istikrarlı olan ve sivil nüfusun yoğun şekilde yaşadığı bu mahalleler; ağır silahlar, topçu atışları ve hava destekli saldırılarla hedef alınmış, sivillerin korunmasına ilişkin temel uluslararası hukuk ilkeleri açık biçimde ihlal edilmiştir. Sahadan edinilen bilgiler ve kamuoyuna yansıyan veriler; Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile Türkiye'nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO) bünyesindeki paramiliter grupların, söz konusu mahallelere yönelik saldırılarda aktif rol aldığını ortaya koymaktadır. Sivil yerleşim alanlarının, camilerin ve kamusal yapıların hedef alınması; kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu yüzlerce sivilin yaşamını yitirmesi; çok sayıda kişinin kaçırılması, zorla yerinden edilmesi ve mahallelerin fiilen boşaltılması, yaşananların münferit çatışmalar değil, belirli bir nüfus grubunu hedef alan organize bir şiddet süreci olduğunu göstermektedir. Basına ve insan hakları örgütlerine yansıyan bilgiler, saldırılar sonucunda yaklaşık 300 sivilin yaşamını yitirdiğini, en az 271 kişinin kaçırıldığını, çok sayıda kişinin ise kayıp durumda olduğunu ortaya koymaktadır.
Metnin tamamını göster (5 paragraf daha)Metni kısalt
Son dönemde bölgedeki saldırılara ilişkin olarak, Suriye sahasında çeşitli silahlı grupların hareketliliğinin arttığı, SDG ile temas hatlarında askeri yoğunlaşma ve provokatif girişimlerin gözlemlendiği, bu durumun çatışmaların Halep ile sınırlı kalmayarak Kuzey ve Doğu Suriye geneline yayılma riskini artırdığı ve bölgesel güvenlik ile insani durum açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği yönünde kamuoyuna yansıyan değerlendirmeler bulunmaktadır.
Bu süreçte, 30 Aralık tarihinde Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) mensup bir heyetin Suriye'de gerçekleştirdiği görüşmeler sonrasında askeri hareketliliğin artması, paramiliter grupların cephe hatlarına sevk edilmesi ve SDG'ye yönelik saldırı hazırlıklarının hız kazanması, Türkiye'nin bu süreçteki rolüne ilişkin ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. MİT'in sahadaki faaliyetleri, koordinasyon ve yönlendirme iddiaları, uluslararası hukuk açısından devletlerin üçüncü taraf silahlı gruplar aracılığıyla işlenen ihlallerden doğan sorumluluğunu gündeme getirmektedir. Uluslararası insancıl hukuk; sivillerin, sivil yerleşim alanlarının ve ibadethanelerin korunmasını mutlak bir yükümlülük olarak düzenlemektedir. Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokoller uyarınca ayrım gözetmeme, ölçülülük ve askeri gereklilik ilkeleri ihlal edilemez niteliktedir. Sivillerin kasıtlı olarak hedef alınması, zorla göç ettirilmesi, kaçırılması ve infaz edilmesi Roma Statüsü kapsamında savaş suçu ve insanlığa karşı suç olarak tanımlanmaktadır. Halep'te yaşananlar; hedef seçimi, saldırıların yoğunluğu, sivil kayıpların boyutu ve sistematik niteliği itibarıyla bu hukuki tanımların tamamıyla örtüşen ağır ihlaller içermektedir. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan ve Suriye'nin talep etmesi halinde Türkiye'nin gerekli desteği sağlayacağı" yönündeki açıklama, sivillere yönelik saldırıların sürdüğü bir dönemde yapılmış olması nedeniyle ayrıca kaygı vericidir.
Bu tür açıklamalar, Türkiye'nin çatışmalara fiilen taraf olduğu algısını güçlendirmekte; sivillerin korunması, barışın tesisi ve müzakere süreçlerinin desteklenmesi yönündeki uluslararası yükümlülüklerle çelişen bir tablo ortaya koymaktadır. Bu durum, Türkiye'de yaşayan Kürt yurttaşlar açısından da derin bir güvensizlik ve kırılganlık yaratmakta, toplumsal barışı zedelemektedir.
Halep merkezli saldırıların Arap ve Kürt halklarını karşı karşıya getirmeyi hedefleyen daha geniş ve tehlikeli bir stratejinin parçası olduğuna ilişkin değerlendirmeler, yalnızca Suriye'deki toplumsal barışı değil, Türkiye'nin iç barışını ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni de doğrudan tehdit eden ciddi riskler barındırmaktadır. Bu nedenle, etnik temelli çatışmaları derinleştiren ve sivilleri hedef alan yaklaşımlar yerine barışçıl çözüm yollarının güçlendirilmesi zorunlu olup, yaşanan ihlallerin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve sorumlulukların açığa kavuşturulması amacıyla Meclis araştırması açılması elzemdir.
6 Dan tade
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.