İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/3695 GÜNDEMDE

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında kaybolan ve refakatsiz kalan çocukların akıbetlerinin tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: İbrahim Akın İzmir · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıda gerekçesiyle sunulan bu önergenin; 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler sonrasında refakatsiz kalan, ailesine ulaşılamayan veya kimlik tespiti yapılamayan çocuklara ilişkin sürecin tüm boyutlarıyla araştırılması, çocukların korunmasına yönelik kamusal mekanizmaların afet koşullarında neden ve nasıl işlevsiz hâle geldiğinin ortaya çıkarılması, olası ihmallerin, yapısal zaafların ve suistimal risklerinin açığa çıkarılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve on bir ili kapsayan depremler, büyük bir fiziksel yıkıma yol açmıştır. Bu yıkım, on binlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine neden olmuş; kamu idaresinin afet koşullarında çocukların korunmasına ilişkin ağır ve yapısal krizi açık biçimde göstermiştir.

Metnin tamamını göster (10 paragraf daha)Metni kısalt

Depremin hemen ardından farklı kaynaklar tarafından yüzlerce çocuğun kayıp olduğuna dair açıklamalar yapılmış; kamuoyunda bu sayının 600'ün üzerinde olduğu yönünde iddialar gündeme gelmiştir. Ancak ilerleyen süreçte ilgili bakanlıklar tarafından kayıp çocuk olmadığı yönünde açıklamalar yapılmasına rağmen, çocukların nerede bulunduğu, hangi kurumlarda tutulduğu, biyolojik aileleriyle eşleştirme süreçlerinin nasıl yürütüldüğü ve bu süreçlerin hangi hukuki denetime tabi olduğu hususlarında şeffaf ve denetlenebilir veriler kamuoyuyla paylaşılmamıştır.

Basına yansıyan bazı bilgilere göre, depremlerde babalarını kaybeden dokuz çocuğun Gaziantep'ten Sakarya'ya götürüldüğü, ardından bu çocukların devletin sosyal hizmetler sistemi dışına çıkarılarak bir yatılı Kur'an kursuna yönlendirildiği iddia edilmiştir.

Söz konusu kursun resmî olarak Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olduğu belirtilmiş, binanın mülkiyeti ve günlük işleyişinin, bir tarikat yurdu tarafından yürütüldüğüne ilişkin bilgiler kamuoyunda yer almıştır.

Afet koşullarında çocukların, tarikatlara yönlendirilmesi, idari bir tercih olarak çocuklara sunulmamalı ve uygulanmamalıdır. Bu tür uygulamalar aynı zamanda ağır hak ihlallerine açık bir risk alanı yaratmaktadır. Nitekim benzer bir durum, 2016 yılında Adana'nın Aladağ ilçesinde yaşanan yurt yangınında da acı biçimde tecrübe edilmiştir.

Deprem sonrası ortaya çıkan kayıp vakalarına ilişkin uluslararası bir örnek de Hollanda'nın Maastricht kentinde yaşanmıştır. Polis tarafından sokakta tek başına bulunan beş yaşındaki bir çocuk, depremzede olduğunu ifade etmiştir. Bu olay, kayıp çocuklar konusunda uluslararası boyutta bir belirsizlik bulunduğunu kamuoyuna açık biçimde göstermiştir.

Uzmanlar, kayıt dışı çocukların nerede olduğuna, devletin bu çocuklara yönelik sistematik bir tarama ve koruyucu önlem süreci yürütüp yürütmediğine, olası insan kaçakçılığı ve hukuka aykırı aile ayrıştırmaları gibi risklere ilişkin kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğine işaret etmektedir.

Benzeri süreçlerde yalnızca sağlık sistemi kayıtlarına giren vakaların takip edildiği, sistem dışı kalan çocuklara yönelik özgün ve bütünlüklü bir çalışma bulunmadığı yönünde ciddi eleştiriler dile getirilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41'inci maddesi, devlete çocukların korunması ve her türlü ihmal, istismar ve şiddete karşı güvence altına alınması yönünde açık bir yükümlülük yüklemektedir. Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ise olağanüstü hâller ve afet dönemleri dâhil olmak üzere, çocuğun üstün yararının esas alınmasını ve özel koruma mekanizmalarının derhal devreye sokulmasını zorunlu kılmaktadır.

Uluslararası deneyimler de çocuklara yönelik suç ağlarının özellikle kriz, savaş ve afet dönemlerinde güçlendiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu riskleri gösteren bir diğer örnek ise dünya kamuoyunda büyük yankı uyandıran Jeffrey Epstein vakasıdır. Söz konusu vaka, çocuklara yönelik ağır suçların uzun yıllar boyunca siyasi, bürokratik ve ekonomik koruma zırhı altında gizlenebildiğini açık biçimde göstermiştir.

Bu nedenle; deprem sonrasında refakatsiz kalan, ailesine ulaşılamayan veya kimlik tespiti yapılamayan çocuklara ilişkin tüm idari ve hukuki süreçlerin, olası ihmallerin, yapısal zaafların ve risk alanlarının açığa çıkarılması; çocukların korunmasına yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi, kayıp çocukların takibi, aile bağlarının yeniden kurulması ve riskli rotaların tespit edilmesine yönelik devlet politikalarının etkinliği ve denetimi hususlarının ayrıntılı biçimde incelenmesi, ve benzer durumların tekrarının önlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması zorunludur.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.